Etiket: Ahiret

  • Abdülkadir-i Geylani’den Öğütler

    Abdülkadir-i Geylani’den Öğütler

    Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin.
    Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN‘ın rahmet nazarından uzak kılar.
    Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın.
    Önce temeli at sonra üzerine binayı çık.

    Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt.
    Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.
    Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap.
    Kötülükleri ancak İMAN yıkar.
    Bu durumda RABB?in sana işlerinde yardımcı olur.
    O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır.
    Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun.
    Her işte HAKK‘ ın rızası aranmalıdır.

    İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu.
    Gönlün İSLAMİYET? e açık değil. (daha&helliip;)

  • Bence Tam Ağlama Mevsimi

    Bence Tam Ağlama Mevsimi

    aglamak

    Gönüldeki hüzün-keder, neş’e-sevinç, merhamet-şefkat… gibi duyguların coşup bulutlaşması ve gözler yoluyla dışa vurmasıdır gözyaşları. Tasa-elem, aşk-iştiyak, emel-ümit, firak-visal; belki bütün bunlardan daha çok da “mehâfetullah” ve “mehâbetullah” ağlatır, hisleri hüşyar ve kalb ufkunda O’na yâr olanları. Diğer ağlamalar, insanın cismanî ve ruhanî tabiatının halitasından fışkırır gelir; cibillîdir, yaygındır, için sesi değildir, dolayısıyla da sıradan sayılırlar.

    Temeli iman ve mârifete dayanan, muhabbet ve aşk u şevkin tetiklediği ağlamalara gelince, bunlar, tamamen Hakk’ı bilmeye, her şeyde O’nu duymaya, miadı meçhul vuslat hülyalarıyla oturup kalkmaya ve O’na karşı mehâfet ve mehâbetle tir tir titreyip sürekli O’nun huzurunda saygıyla köpürüp durmaya bağlıdır. Sınırlıdır; çok az bahtiyara nasip olmuştur.. ve devamı da, nazarların her şeyde O’nu okumasına, O’nu duymasına, O’nu talep etmesine, O’nu bilmesine ve O’nu söylemesine vâbestedir. Bilen alâka duyar, ruhta alâka derinleştikçe sevgiye dönüşür ve zamanla bu sevgi, önü alınmaz bir aşk u iştiyaka inkılâp eder. Artık böyle biri bîkarardır, gezer çölden çöle ve “Leylâ” der ağlar. (daha&helliip;)