Etiket: Böbürlenme

  • Abdülkadir-i Geylani’den Öğütler

    Abdülkadir-i Geylani’den Öğütler

    Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin.
    Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN‘ın rahmet nazarından uzak kılar.
    Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın.
    Önce temeli at sonra üzerine binayı çık.

    Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt.
    Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.
    Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap.
    Kötülükleri ancak İMAN yıkar.
    Bu durumda RABB?in sana işlerinde yardımcı olur.
    O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır.
    Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun.
    Her işte HAKK‘ ın rızası aranmalıdır.

    İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu.
    Gönlün İSLAMİYET? e açık değil. (daha&helliip;)

  • Kibir Nedir?

    Kibir Nedir?

    Ne kadar kibirli dursa da, bardağın önünde eğilir çaydanlık. Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir, bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından. Bardağı insan bunun için öper daima alnından… Erkin Vahidov
    Ne kadar kibirli dursa da, bardağın önünde eğilir çaydanlık. Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir, bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından. Bardağı insan bunun için öper daima alnından… Erkin Vahidov

    Böbürlenme, kendini beğenme ve çok defa bir fâikiyet mülâhazası içinde bulunma diyebileceğimiz kibir, kişinin, bir kısım farklı özellikleri varmış gibi davranması, oturuşu-kalkışı, nefes alıp verişi, el-ayak hareketleri ve mimikleriyle hep bir farklılık peşinde bulunması, farklılık soluklanması, üstün bir karakter olduğunu ifade etmeye çalışması… gibi tavırlarla bencilliğin (egoizm) dışa vurması sayılan bir çeşit cinnet ve ruhî bir rahatsızlıktır. Böyle bir hasta her zaman kendini olağanüstü görmenin yanında çok defa, başkalarını, hususiyle de meslek, meşrep, yol-yöntem açısından kendine/kendilerine rakip saydığı kimseleri küçük görür ve gösterir; onlara karşı sürekli fâikiyet hezeyanları yaşar; başkalarına ait fazilet ve meziyetleri duymaya asla tahammül edemez; edemez ve duydukça öfkeden çatlayacak hâle gelir.

    Böyle bir hasta, sürekli “ben” mülâhazalarıyla soluklanır, her zaman tafralarla köpürür durur; kendinin değerler atlasında bulunmayan hiçbir düşünce ve davranışa iltifat etmez ve karşısında vahy-i semavî dahi olsa şahsî yorumlarına öncelik tanıyarak yine kendini ifade peşinde koşar.. ve ne yapar yapar hemen her mülâhazayı evirir-çevirir kutsal(!) saydığı kendi düşünce ve istinbatlarına bağlar. (daha&helliip;)