
Hurma sıcak iklimlerde yetişen bir meyvedir. Sekiz bin seneden beri varlığı söylenen hurmanın yetişmesi için iki unsur çok önemlidir. Biri su diğeri ise sıcaklıktır. Yani güneş. Bu ikisinden biri yeterli derecede olmazsa hurma yetişmez. Bundan dolayı hurmanın meyve vermesi sadedinde şöyle bir söz söylenir. “kökü sudan, tepesi güneşten ayrılmaması gerekir.” Bunu şu şekilde de ifade etmişlerdir. “Hurmanın ayağı cennette başı ise cehennemde olmalıdır.” Bu gerçekten doğrudur. Suyu bol yerde ekilen hurma ağaçları her ne kadar büyüyüp boy atsa da meyve verme sürecinde yeterli güneşi bulamadığından meyvesi olmuyor. Olan meyvelerde güdük kalıyor. Aynı şekilde güneş varsa su yoksa yine bu mümkün olmuyor. Hurma ağacının gövdesi geniş, silindirimsi ve uzundur. Bu iri yapı sıcak bir ortamda hayatını devam ettirebilmek için devamlı su istemektedir.
Hurma meyve olarak çok yararlı bir gıdadır. Onda insan bünyesi için gerekli her şey vardır. Yağ, protein, vitamin, mineraller vs. sizin bir çok şeyi yeyip alabileceğiniz bu ihtiyaçları hurma tek başına karşılar. Bundan dolayı bir insan yalnızca hurma yiyerek yaşamını devam ettirebilir. Ama başka bir şeyle bu mümkün olmaz. Vücutta halel (dengesizlikler) meydana gelir. Efendimiz s.a.v. zamanında insanlar bazen uzun zaman yiyecek bir şey bulamazlardı. Sadece hurma yerlerdi. Su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı. Sahabi Hz. Aişe validemize soruyor. Efendimiz zamanında evinizde ne yer içerdiniz. O da tarihin ayağa kalkıp dinleyeceği şu sözü söylüyor. “. Evimizde bazen iki üç ay geçerdi de ateş yanmazdı. Peki ne yerdiniz? “Esvedân” Yani hurma ve su…işte canlı örneği kainatın efendisinin hanesi; hurma yemekle aylarca hayatını devam ettiriyorlar. Efendimiz bir defasında hurmanın doyuruculuk ve kifayet ediciliğini açıklamak için Hz. Âişeye “Yâ Âişe evinde hurma olmayanlar açtırlar”. Buyurmuştur. Bu sözü iki veya üç defa tekrarlamıştır.
Kadimden bu yana Araplar için hurma önem arz eden bir meyvedir. Şairler şiirlerine konu etmişler, kendilerine ilham kaynağı saymışlar,onu en güzel şekilde vasfetmek için yarışmışlardır. Hakkında şarkılar söylenmiş ve darb-ı meseller vurulmuştur. (daha&helliip;)


