
Muhammed muhabbettir;
muhabbet müebbettir
Mustafa İslamoğlu
Aşk ehli taşı gediğine koymuş:
“Muhabbetten Muhammed oldu hasıl/Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl?”
Çölde açan bir güldü o. Rengi solmaz, kokusu tükenmez bir gül. Sevginin bedelini ödeyen Yakub gibi, uzaktaki Yusuf’u koklayan bir yürekle gözlerini takas edenler alabilirdi o gülün kokusunu. (daha&helliip;)

Hz. İbrahim’in (a.s.) peygamberliği, İslâm peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m.) insanlık ve peygamberlik zincirinin ilk halkası Hz. Adem (a.s.) gibi bütün insanlığı etkilemiş, insanlık ve İslâmlık şahs-ı mânevîsinin tarihî ve mânevî gelişiminde önemli bir dönüm noktasının temsilcisi olmuştur. Onun ve ailesinin yaşadıkları bütün insanlık için mânevî alemlere açılan bir pencere hükmüne geçmiş ve mülk boyutunda Hz. Adem’in (a.s.) melekût boyutunda Hz. Muhammed’in çekirdeği olduğu, fihristeliğini yaptığı şecere-i hilkat ya da İslâmiyet’in akis hali olması gereken insaniyetin kolektif şuurunda derin izler bırakmıştır. Hz. İbrahim ve ailesinin yaşadıkları onların, dolayısı ile bizlerin ve bütün insanlığın Rabb-i Rahim’lerine, Hâlık-ı Kerim’lerine yakınlaşma yani bir akrebiyet-i ilâhiye serüvenidir. Yaratılış gayemizin hayat serüveninin nihai meyvesinin ortaya çıkış hali olan bu durum, asırlardır tekrar sembolize edilip yaşanmaktadır. 