Etiket: Said Nursi

  • Hür Adam Said Nursi hakkında yazılası 10 yazı

    Hür Adam Said Nursi hakkında yazılası 10 yazı

    Bediüzzaman Said Nursî
    Bediüzzaman Said Nursî

    Hatasız kul olmaz. Hatasız film hiç olmaz. Hür Adam bir film. Sadece film. Said Nursi Hür Adam filminden fazlasıdır. Hür Adam filmini Said Nursi’yi konu alıyor diye aşağılayanlar ne kadar yanlış yapıyorsa, Said Nursi’yi Hür Adam filmine eşitleyenler de o kadar yanlış yapar.

    1 Hür Adam bir film. Her film gibi bir film. Said Nursi’ye artı değer katamaz elbette ama seyircisine Said Nursi üzerinden artı değer kazandıracak bir film. Alkışı hak ediyor. Çünkü,  suskun kalmış gerçek bir destanı cesurca seslendirdi.  Çünkü, şimdi omuzları üzerinde yükseldiğimiz yürekli bir çabayı kaygısız akıp giden gündemimizin ortasına düşürdü. Çünkü, küllerini savurmakla yetindiğimiz baba ocağından bize bir köz sıcaklığı taşıdı. Bir epik filmden bekleneni yerine getirme çabası takdir edilmeli. Bir kez seyrettim, sıkılmadan bir daha seyrederim. Seyretmek isteyenlere tereddütsüz tavsiye ederim. Mehmet Tanrısever destek konusunda en azından benden emin olabilir! (daha&helliip;)

  • Bediüzzaman’ın Emirdağ Yılları Sergisi

    Bediüzzaman’ın Emirdağ Yılları Sergisi

    Bediüzzaman'ın Emirdağ Yılları Sergisi
    Bediüzzaman'ın Emirdağ Yılları Sergisi

    Bir asra yaklaşan bereketli ve feyizli ömrü ile yasadığı donem olduğu kadar bugün de hayatı ve bıraktığı eserleriyle asırları ve nesilleri aydınlatmaya devam eden Bediüzzaman Said Nursi’nin hizmet hayatı dönem-dönem mercek altına alınarak sergiler halinde sunulmaktadır. Daha önce, ilk sürgün dönemi 1927-1934, BARLA YILLARI SERGİSİ ve 1934-1944 KASTAMONU YILLARI SERGİSİ olarak yurtiçinde ve yurtdışında on binlerce kişi tarafından ziyaret edildi.1944 yılından vefat ettiği 1960 yılına kadarki hayatı ise orijinal eserler, belgeler, donemin gazeteleri, yakın hizmetinde bulunmuş ve hizmetin bugünlere kadar ulaşmasında halka oluşturmuş fedakar, vefadar talebelerinin hayat hikayeleri EMİRDAĞ YILLARI SERGİSİ adı altında ziyaretçileriyle buluşacaktır.

    Emirdağ Yılları

    “Risale-i Nur’un neşir dönemi”

    Gelecek nesillerin kurtulululuna adanan ömürler.

    Her anı takipler ve baskılar altında geçen sürgün ve hapis yılları.
    Bütün engelleri sessizce aşarak yurt sathına yayılan bir muazzam hizmet ağı.
    En uzak ülkelere kadar uzanan eserler.
    Dünyanın dört bir tarafında geceli gündüzlü tekraralanan iman dersleri.
    Bir tarafta çekilen çileler ve ızdıraplar, diğer tarafta kurtulan hayatlar, tadılan mutluluklar.
    Bediüzzaman Said Nursi ile beraberindeki kahramanlar Emirdağ yıllarında…
    Asra damgasını vuran Risale-i Nur hizmetinin 1944-1960 yılları arasındaki bölümü, ibretle hatırlanacak belge ve öyküleriyle Emirdağ Yılları sergisinde…

    Bu sergi 29 Mayıs -13 Haziran tarihlerinde her gün saat 10.00-20.00 saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Kültür Merkezinde ziyarete açık kalacaktır.

    Açılış :
    Tarih : 29 Mayıs 2010 Cumartesi
    Saat : 15:00
    Yer : Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi
    Adres : Mimar Sinan Mah. Akşemsettin Cad. No: 52 (İstanbul Emniyet Müdürlüğü Arkası) Fatih / İstanbul
    Tel : 0212 527 8181 (daha&helliip;)

  • Aşkımız kime?

    aşkımız_kime
    Aşkımız Kime

    Aşk, ona kapıldığın zaman tüm hissiyatının mantığına galip gelip seni o yolda sürükleyen şeydir. Çılgınca akan bir nehirde nereye gideceğini bilmeden yüzmeye çalışmak gibidir. Akıl ve mantığın durduğu andır. (mecaz-i aşk dediğimiz şey)

    Aşk bir değer vermedir. Yalnız o değer karşıdakini kusursuz gibi görüp sevmek, tüm hayatını ona göre planlamak, her şeyde onu görmek, her an onu düşünmek, her sabah uyandığında aklına gelen ilk şeyin o olması ve onunla beraber olmayı dünyadaki her şeyden daha kıymetli görmek vs… (daha&helliip;)

  • Yavuz Sultan Selim’in Kürt Katliamı yaptığı doğru mudur?

    Yavuz Sultan Selim’in Kürt Katliamı yaptığı doğru mudur?

    blankBu iddianın tam tersi doğrudur. Yani Yavuz olmasaydı, bugün Doğu Anadolu’daki ehl-i sünnet olan Kürtler, Şî’a’nın tasallutu altında olurlardı. Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu ile alakası, XV. yüzyıla kadar uzanır. Ancak bölgenin Osmanlı Devleti’ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı, 1514’de kazanılan Çaldıran Zaferi’nden sonradır.

    Bilindiği gibi. Şah İsmail, İran’da kısa bir zamanda Safevî Devletini kurmuş ve Do­ğuda hem Osmanlı Devleti için ve hem de âlem-i İslâm’ın birlik ve beraberliği için, hem siyasî ve hem de dinî açıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. Şehzade Selim, bu iki yönlü tehlikeyi henüz Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul’da ikaz dahi eylemişti. Fakat, II. Bâyezid, tedbir alamamanın yanında, Şiilerin tahrikiyle çıkarılan Şah Kulı isyanını da önleyememişti. Anadolu’yu Şiîleştirme hedefini güden ve her geçen gün bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail, bir türlü durdurulamıyordu. (daha&helliip;)

  • Necip Fazıl ve Cezalandırılan Müslümanlar

    Necip Fazıl ve Cezalandırılan Müslümanlar

    blankBir ülkü uğruna hapis yatanların, ki sistem, bireyini düşüncesinden değil eyleminden dolayı yargıladığı id­diasındadır çoğu kez, en meşhurlarından birisidir Ne­cip Fazıl. Meşhur, güçlü ve etkileyici. İslâmî duruşuyla, zamandaşı Nazım’ın (Necip Fazıl üç yaş küçüktür on­dan) temsil ettiği kıymetlerin tam karşı kutbunu tem­sil ediyor olsa da, o da sistemin dışındadır. Ama aynı şeye zıt iki şeyin birbirine benzerliği teorik olarak doğ­ru dursa da hayatta aksamaktadır. Ve Nazım, “Ağa Camii”nden geçen yoldan iyice çıkarken, Necip Fazıl “Ağa Camii”nde bir vaaz vakti yola gelmektedir. Bir Nakşi Şeyhi olan Abdülhakim Arvasi ile karşılaşması* Necip Fazıl’ın milâdını teşkil eder:

    “Benim Efendim.”

    Milâdın tecellisi var. Tecellinin levhi, Büyük Doğu’nun sahifeleri. Büyük Doğu otuz altı yıllık bir hikâ­yedir.Bir nehir roman.

    Yakaca bir hayal kuvveti ve yıpratıcı bir muhayyi­leydi Necip Fazıl. Eğer doğru yatağı bulamasaydı taşkı­nında en evvel kendisi boğulurdu. Akması için en uy­gun yatağı bulduğunda ise “Artık ben nasıl susabili­rim,” dedirten gerçeğinin bu kadar hayata geçirilmesi kaçınılmazdı. “Şahsi bir zevk ve saklı bir telkin” babın­da kaldığı sürece kimseyi ürkütmeyen şey, Büyük Doğu sahifelerinden aşikâr edilmeye başlanınca başladı Ne­cip Fazıl’ın da mahkemeleri, mahkûmiyetleri. (daha&helliip;)