Kategori: Genel Kültür

  • Deterjanlar, Kimyasal maddeler, kozmetikler ve vücut bakım ürünlerinin zararları

    Deterjanlar, Kimyasal maddeler, kozmetikler ve vücut bakım ürünlerinin zararları

    Deterjanlar, Kimyasal Maddeler, Kozmetikler ve Vücut Bakım Ürünlerinin zararları

    Yeryüzündeki bütün canlılar yani insanlar, hayvanlar ve bitkiler havaya, suya ve toprağa atık bırakırlar. Bu atıkları dönüştürmek ve faydalı hale getirmek için mükemmel bir Ekolojik Sistem yaratılmıştır. Ekolojik sistem bir denge sistemidir ve görevi, kendi içinde çeşitliliği devam ettirmek ve her bir türün neslini korumaktır. Dünyanın bütünü bir ekosistemdir. Bununla beraber bir kıta, bu kıtadaki bir bölge, bu bölgedeki bir köy, bir çiftlik, bir ev veya bir canlı organizma da birer ekolojik sistemdir.

    Ekosistem içinde bitki türleri üretici, hayvanlar ve insanlar ise genel olarak tüketicidir. Mikroorganizmalar ise, ekosistemdeki bitki, insan ve hayvanların atıklarını parçalayarak, üretici bitkilerin bunları tekrar kullanmasını sağlar. Mikroorganizmalar yeryüzüne, havaya ve suya bırakılan atıkları temizler, toprağın verimini sağlar, lavabo ve tuvaletlerde kireç ve organik kirlerin oluşmasını Önler, bağırsaklarımızda vitamin, enzim ve protein üretir, cilt, saç, kıl, tırnak ve ağız dokularının sağlığını korur.

    Ekolojik dengeyi sağlayan her bir çeşit mikroorganizmanın görevi o kadar farklı, net ve incedir ki, insanlar bunları asla başaramaz. Mikroorganizmalar aniden yok olsa, bütün yeryüzü kalın bir çöp tabakasıyla kaplanır, dünyadaki canlılık bazı bilimadamlarına göre 1,5 saat, bazılarına göre daha kısa sürede sona ererdi.

    Biyologlar ”Melekler belki de mikroplardır” demektedir.

    Fakat antimikrobiyal ilaçlar, dezenfektanlar, vücut bakım ürünleri, temizlik maddeleri ve tarım ilaçları ile mikroorganizmalar akılsızca ve acımasızca yok edilmektedir. Çünkü, bu kimyasallar sadece mikroplara değil, insanlara da zarar vermektedir. Tuz ruhu, çamaşır suyu, bulaşık deterjanı, yağ çözücü, lavabo açıcı, çamaşır deterjanı, leke giderici ve benzerleri organik kalıntı ve mikropları nasıl anında eritip yok ediyorsa, akciğer ve beyin hücrelerini de etkilemektedir. Solunum yoluyla alınan deterjanlar beyin damarlarını, akciğerlerdeki bronşları ve alveolleri eritir, yıpratır ve şişirir. Kan dolaşımına karışarak damarlarda deformasyona, kan üretiminde ve kan dolaşımında bozulmalara, MS ve alzheimer gibi nörolojik hastalıklara, akciğer, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yol açar.

    Deterjan, kozmetik ve vücut bakım ürünlerini kullananlar halsiz, uyuşuk, depresif ve mutsuzdur. Hormon dengesi bozulmuş, hafızası zayıflamış, şuuru bulanıklaşmıştır, sağlıklı düşünemezler, yüzleri toprak rengidir, tırnakları gri veya mordur, saç dökülmesi ve kıllanma problemleri vardır. Bütün bunlar, Allah’ın hizmetimize verdiği, yalnızca görevini yerine getirmeye çalışan mikropları, vazife başında öldürmenin karşılığıdır.

    Bugün deterjan gibi kimyasalların yerini nano ürünler almaktadır. Bu ürünler, bütün canlılar için öncekilerden çok daha tehlikelidir. Nanoteknoloji yoluyla üretilen nano temizlik ürünleri (temizlik bezleri, cam Siliciler, banyo lifleri, araba parlatma eldivenleri, nanomatik toplar, mikrofiber bezler, makyaj pedleri, kağıt havlu ve peçeteler, tuvalet kağıdı gibi) çok yaygın kullanılmaya başlamıştır. Özellikle camiler, oteller, okullar, kreşler, toplu taşıma araçları, hastaneler, evler, hayvan barınakları gibi yerlerde kullanılmaktadır. Nano Temizlik ürünleri, uygulandığı tüm yüzeylere yapışarak nano boyutta, renksiz bir tabaka oluşturur, bütün mikroorganizmaları (bakteri, virüs, mantar, küfler, vs.) %99,9 oranında öldürür, bakteri oluşumunu uzun süreli olarak engeller; organik kokuları yok eder. Hijyen ürünlerinden en önemli farkı, adeta bir mikroorganizma mıknatısı etkisi oluşturmasıdır. Bu şekilde çevredeki ve havadaki mikro organizmaları kendine çeker, hazım sistemindeki enzim üretimini yok ederek öldürür. İnsan ve hayvanlarda enzim üretim sistemi, mikroorganizmaların enzim üretim sistemine benzediği için aynı etkiyi gösterebilir. Dolayısıyla bu maddelerin kullanımı tahminlerin çok üstünde global felaketlere sebep olabilir.

    Halbuki, Allah (c.c.) Maide Suresi. 6. Ayet’te her türlü necasetten temizlenmek için su ve toprak kullanmayı emretmiş, temizlik için bunların yeterli olduğunu bildirmiştir.

    Çünkü bizi ve yaşadığımız çevreyi kirleten herhangi bir madde veya mikroplar değil, negatif enerjidir. Negatif enerjiyi kıran temiz su ve topraktır. Vücudu ve elleri yıkarken sabunlamak bile şart değildir. Cilt üzerinde yaşayan ve cilt sağlığını korumakla görevli mikroplar, bu işi bizden daha iyi yaparlar. Biz sabun kullanarak, mikropların görevini aksatmış oluruz. Çamaşırda ve temizlikte sadece kokusuz sabun, kokusuz arap sabunu, çamaşır sodası, kil ve katkı maddesi içermeyen sabun tozları kullanmak gerekir. Fakat hidrojenize yağları kullananların vücut kılları ve dışkı ile atılan yağ metabolikleri yapışkan olduğu için çamaşırlar, tuvalet ve banyolarda yapışkan, zor temizlenen kalıntı bırakır. Bu kalıntıları sadece deterjanlar temizleyebilir.

    İnsan, yapay yağlarla, yiyecek, içecek ve vücut bakım ürünlerindeki katkı maddeleriyle, tıbbi ilaçlarla ve nihayet nano ürünlerle bedenini mumyalamaktadır. Bu nedenle son yıllarda böcek, sinek ve bakteriler artık mezarlardaki cesetleri çürütüp toprağa karıştıramaz hale gelmiştir. Doğal alanları da kirleten bu maddeler sebebiyle bir süre sonra hayvanların cesetleri de çürümez hale gelecektir. Diğer taraftan, Ölü insan, hayvan ve bitkileri çürüterek ekolojik dönüşümü sağlayan böcek, sinek ve mikroorganizmalara karşı kullanılan tarım ve böcek ilaçları, bu görevli varlıkların neslini tüketmektedir.

    Bu durum devam ettiği sürece, biyolojik çevrim yavaşlayacak; bazı böcek, sinek ve bakterilerin nesli yok olacak, dünya Ölü bataklığına dönüşecek ve ekolojik kıyamet kaçınılmaz olacaktır. Deterjan, tarım ilacı, antibiyotik, vücut bakım ürünü, katkı maddeleri ve nano ürünleri kullanan insan “ekolojik kıyamet“i kendi elleriyle hazırlamaktadır.

    Aidin Salih – Gerçek Tıp kitabından alıntıdır.

  • Trabzonlu Milletvekilleri

    Trabzonlu Milletvekilleri

    Trabzonlu Milletvekilleri

    Cumhuriyet döneminden günümüze Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapmış Trabzonlu Milletvekilleri

    TBMM 1. Dönem Trabzonlu Milletvekilleri [ 1920 ]

    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Ali Şükrü Bey
    • Celalettin Aykar
    • Faik Aybay
    • Hafız Mehmet Engin
    • Hamit Kapancı
    • Hasan Saka
    • Hüsrev Gerede
    • İzzet Eyyüboğlu
    • Mehmet Recai Baykal
    • Sabri Nemlioğlu

    TBMM 2. Dönem [ 1923 ]

    • Abdullah Okyay
    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Ahmet Muhtar Cilli
    • Ali Şefik Başman
    • Hasan Saka
    • Mehmet Rahmi Eyüboğlu
    • Süleyman Sırrı Gedik

    TBMM 3. Dönem [ 1927 ]

    • Abdullah Okyay
    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Ali Pulat
    • Ali Şefik Başman
    • Arif Sayıl
    • Hasan Saka
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Süleyman Sırrı Gedik

    TBMM 4. Dönem [ 1931 ]

    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Ali Seydi Armaner
    • Hakkı Erbay
    • Halil Boztepe
    • Hasan Saka
    • Hüseyin Fatin Güvendiren
    • Raif Karadeniz
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Süleyman Sırrı Gedik

    TBMM 5. Dönem [ 1934 ]

    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Halil Boztepe
    • Hasan Saka
    • Mithat Aydın
    • Raif Karadeniz
    • Seniha Hızal
    • Sırrı Day
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Süleyman Sırrı Gedik

    TBMM 6. Dönem [ 1939 ]

    • Ahmet Hamdi Ülkümen
    • Faik Ahmet Barutçu
    • Halil Boztepe
    • Hasan Saka
    • Mithat Aydın
    • Raif Karadeniz
    • Salise Abanozoğlu
    • Sırrı Day
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Süleyman Sırrı Gedik
    • Şerif Bilgen

    TBMM 7. Dönem [ 1943 ]

    • Faik Ahmet Barutçu
    • Halil Boztepe
    • Hasan Saka
    • Lütfi Yavuz
    • Mithat Aydın
    • Raif Karadeniz
    • Salise Abanozoğlu
    • Sırrı Day
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Süreyya Anamur
    • Temel Nücumi Göksel

    TBMM 8. Dönem [ 1946 ]

    • Ali Rıza Işıl
    • Ali Rıza Sarıalioğlu
    • Faik Ahmet Barutçu
    • Hasan Saka
    • İskender Hamdi Orhon
    • Muammer Yarımbıyık
    • Mustafa Reşit Tarakçıoğlu
    • Raif Karadeniz
    • Sırrı Day
    • Süleyman Daniş Eyüboğlu
    • Temel Nücumi Göksel
    • Zekiye Molaoğlu

    TBMM 9. Dönem [ 1950 ]

    • Cahit Zamangil
    • Cemal Reşit Eyüboğlu
    • Faik Ahmet Barutçu
    • Hasan Saka
    • İskender Hamdi Orhon
    • Mahmut Goloğlu
    • Mustafa Reşit Tarakçıoğlu
    • Naci Altuğ
    • Saffet Baştımar
    • Sedat Salih Alperen
    • Süleyman Fehmi Kalaycıoğlu
    • Tevfik Koral

    TBMM 10. Dönem [ 1954 ]

    • Emrullah Nutku
    • Halit Ağanoğlu
    • İsmail Şener
    • Mahmut Goloğlu
    • Mustafa Reşit Tarakçıoğlu
    • Muzaffer Harunoğlu
    • Osman Turan
    • Pertev Sanaç
    • Sabri Dilek
    • Sami Orberk
    • Selahattin Karayavuz
    • Süleyman Fehmi Kalaycıoğlu

    TBMM 11. Dönem [ 1957 ]

    • Fikri Karanis
    • Haluk Çulha
    • Hasan Cemal Polat
    • İsmail Şener
    • Mahmut Goloğlu
    • Mustafa Reşit Tarakçıoğlu
    • Osman Nuri Lermioğlu
    • Osman Turan
    • Pertev Sanaç
    • Sabri Dilek
    • Salih Zeki Ramoğlu
    • Selahattin Karayavuz

    TBMM 12. dönem [ 1961 ]

    • Ahmet Cemil Kara
    • Ahmet Şener
    • Ali Rıza Uzuner
    • Ali Şakir Ağanoğlu
    • Ekrem Dikmen
    • Kamuran Ural
    • Nazmi Ökten
    • Selahattin Güven
    • Zeki Yağmurdereli

    TBMM 13. Dönem [ 1965 ]

    • Ahmet Çebi
    • Ahmet İhsan Birincioğlu
    • Ahmet Şener
    • Ali Rıza Uzuner
    • Ekrem Dikmen
    • İskender Hamdi Orhon
    • Osman Turan
    • Ömer Usta
    • Selahattin Güven

    TBMM 14. Dönem [ 1969 ]

    • Ahmet İhsan Birincioğlu
    • Ahmet Şener
    • Ali Rıza Uzuner
    • Cevat Küçük
    • Ekrem Dikmen
    • Mehmet Ali Oksal
    • Mehmet Arslantürk
    • Necati Çakıroğlu
    • Selahattin Güven

    TBMM 15. Dönem [ 1973 ]

    • Adil Ali Cinel
    • Ahmet Şener
    • Ekrem Dikmen
    • Hüseyin Kadri Eyüboğlu
    • Lütfi Köktaş
    • Mehmet Arslantürk
    • Mehmet Özgür
    • Ömer Çakıroğlu

    TBMM 16. Dönem [ 1977 ]

    • Adil Ali Cinel
    • Ahmet Şener
    • Ertoz Vahit Suiçmez
    • İbrahim Vecdi Aksakal
    • Kemal Cevher
    • Lütfi Köktaş
    • Ömer Çakıroğlu
    • Rahmi Kumaş

    TBMM 17. Dönem [ 1983 ]

    • Eyüp Aşık
    • Fahrettin Kurt
    • Mehmet Kara
    • Necmettin Karaduman
    • Osman Bahadır
    • Yusuf Ziya Kazancıoğlu

    TBMM 18. Dönem [ 1987 ]

    • Avni Akkan
    • Eyüp Aşık
    • Fahrettin Kurt
    • Hayrettin Kurbetli
    • İbrahim Çebi
    • Mehmet Çakıroğlu
    • Necmettin Karaduman

    TBMM 19. Dönem [ 1991 ]

    • Ali Kemal Başaran
    • Eyüp Aşık
    • Fahrettin Kurt
    • Kemalettin Göktaş
    • Koray Aydın
    • Mehmet Ali Yılmaz

    TBMM 20. Dönem [ 1995 ]

    • Ali Kemal Başaran
    • Azmi Ateş
    • Eyüp Aşık
    • Hikmet Sami Türk
    • Hüsnü Sıvalıoğlu
    • İbrahim Çebi
    • İsmail İlhan Sungur
    • Kemalettin Göktaş
    • Osman Pepe
    • Şeref Malkoç
    • Yusuf Bahadır

    TBMM 21. Dönem [ 1999 ]

    • Ali Kemal Başaran
    • Ali Naci Tuncer
    • Azmi Ateş
    • Burhan Suat Çağlayan
    • Eyüp Aşık
    • Hikmet Sami Türk
    • Koray Aydın
    • Nail Çelebi
    • Orhan Bıçakçıoğlu
    • Orhan Şen
    • Osman Pepe
    • Şeref Malkoç
    • Yücel Erdener

    TBMM 22. Dönem [ 2002 ]

    • Ali Aydın Dumanoğlu
    • Ali Kemal Kumkumoğlu
    • Asım Aykan
    • Azmi Ateş
    • Bülent Gedikli
    • Cemal Yılmaz Demir
    • Cevdet Erdöl
    • Faruk Nafız Özak
    • Kemalettin Göktaş
    • Mehmet Akif Hamzaçebi
    • Mehmet Zekai Özcan
    • Mustafa Cumur
    • Mustafa Demir
    • Mustafa Said Yazıcıoğlu
    • Osman Pepe
    • Polat Türkmen
    • Şevket Arz
    • Yahya Baş

    TBMM 23. Dönem [ 2007 ]

    • Ali Koçal
    • Asım Aykan
    • Aşkın Asan
    • Ayşe Nur Bahçekapılı
    • Bülent Gedikli
    • Celal Erbay
    • Cemal Yılmaz Demir
    • Cevdet Erdöl
    • Faruk Nafız Özak
    • Kemalettin Göktaş
    • Mehmet Akif Hamzaçebi
    • Mehmet Zekai Özcan
    • Mustafa Cumur
    • Mustafa Demir
    • Mustafa Said Yazıcıoğlu
    • Necat Birinci
    • Osman Çakır
    • Osman Gazi Yağmurdereli
    • Osman Pepe
    • Polat Türkmen
    • Safiye Seymenoğlu
    • Süleyman Latif Yunusoğlu

    TBMM 24. Dönem [ 2011 ]

    • Ali İhsan Yavuz
    • Aydın Bıyıklıoğlu
    • Aydın Şengül
    • Ayşe Nur Bahçekapılı
    • Bülent Gedikli
    • Cemal Yılmaz Demir
    • Cevdet Erdöl
    • Erdoğan Bayraktar
    • Faruk Nafız Özak
    • İbrahim Korkmaz
    • Koray Aydın
    • Mehmet Akif Hamzaçebi
    • Mehmet Muş
    • Mehmet Volkan Canalioğlu
    • Mustafa Demir
    • Oktay Saral
    • Safiye Seymenoğlu

    TBMM 25. Dönem [2015]

    • Adnan Günnar
    • Ali İhsan Yavuz
    • Ayşe Nur Bahçekapılı
    • Ayşe Sula Köseoğlu
    • Haluk Pekşen
    • Koray Aydın
    • Mehmet Akif Hamzaçebi
    • Mehmet Muş
    • Muhammet Balta
    • Süleyman Soylu

    TBMM 26. Dönem [Kasım 2015]

    • Adnan Günnar
    • Ali İhsan Yavuz
    • Ayşe Nur Bahçekapılı
    • Ayşe Sula Köseoğlu
    • Haluk Pekşen
    • Mehmet Akif Hamzaçebi
    • Mehmet Muş
    • Muhammet Balta
    • Salih Cora
    • Süleyman Soylu

    TBMM 27. Dönem [Kasım 2018]

    • Adnan Günnar
    • Ahmet Kaya
    • Bahar Ayvazoğlu
    • Berat Albayrak
    • Hüseyin Örs
    • Muhammet Balta
    • Salih Cora
    • Süleyman Soylu

    Trabzonlu Milletvekilleri

  • Marifetli küreler, devekuşu yumurtaları

    Marifetli küreler, devekuşu yumurtaları

    Örümceklik Devekuşu Yumurtası
    Örümceklik Devekuşu Yumurtası

    Devekuşları ortalama 18-24 aylık olunca yumurtlamaya başlar. İyi bir beslenme ile yılda 40-80 adet yumurta verebilirler. Devekuşu yumurtaları, 1-1,5 kg ağırlıkları ile en büyük yumurta türü olarak bilinmektedir. Bir devekuşu yumurtası 25-30 tavuk yumurtasına denktir. Öyle ki, zengin bir protein ve vitamin kaynağı olan 1 devekuşu yumurtasıyla, 20 kişiye sahanda yumurta ziyafeti çekilebilir, Protein zengini olmasından kan değerlerini yükselttiğinden doktor tavsiyesiyle satılan bir üründür. Uzun yıllardan beri devekuşu yumurtaları, Selatin camiilerde, Mimar Sinan’ın eserlerinde ve diğer tarihî camilerde ve binalarda, yazlıklarda, depolarda, ambarlarda, seralarda örümceklerden korunmak için içi boşaltılarak tavanlara asılıp kullanılmaktadır. Örümceklik devekuşu yumurtalarının Etki alanı tam olarak bilinmemekle birlikte tahminen 20-25 m2’dir.
    Ömrü ise 20 yılın üzerinde olarak tahmin edilmektedir, Türklere özgü bir buluş olmasına rağmen maalesef ki üniversitelerimiz tarihimizde yaptığımız bu buluşu bilimsel olarak araştırmamış ve net bir bilgi sağlamamışlardır.
    Örümcekler dışında kuşların depo, çatı arası benzeri yerlerde yuva yapmalarını engellemektedir.

    Bir Devekuşu yumurtasının örümceğe etki edebilmesi için içinin dolu olarak bekletilmesi ve içinin bozulması gerekmektedir. Nedeni ise bozulan yumurtanın etrafa koku vermesidir, bu koku insanın alamayacağı bir ölçüde olup hiçbir şekilde insanı rahatsız etmemektedir.
    Yumurtanın bozulma esnasında güneş ışığı, soba-kalorifer benzeri sıcaklardan korunması gerekmektedir aksi halde yumurta üzerinde sarı lekeler oluşarak yumurta akma yapabilir, bu yumurtanın hem kötü kokmasına hemde işlevini kaybetmesine neden olur.
    Önemli bir detay ise yumurtanın asılacağı yer ve malzeme seçilirken çok dikkat edilmesi gerektiğidir. Nedeni ise ayak altında çocukların ulaşabileceği bir yerdeki yumurta her an kırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yumurta kırıldıgı takdirde kokusundan dolayı örümceklerle birlikte evin terkedilmesi gerekir 🙂
    Yumurtanın asıldığı askı türevinin sağlıklı olmasına da dikkat edelim, sıcak soğuk genleşmesinden dolayı kopma olabilir ve üstte yazdığımız olay tekrarlanabilir Allah muhafaza 🙂
    Devekuşu yumurtalarının bir diğer özelliği ise içi boşaltıldıktan sonra boyanarak ya da çeşitli şekillerde işlenerek dekoratif eşya, tablo ve biblo olarak değerlendirilmesidir.
    www.ebay.com gibi sitelerde Ostrich Egg olarak bir arattırma yaptığınız takdirde Türkiye’de olmayan farklı uygulamalı görebilirsiniz, bu sanat eserlerinin fiyatları 1000 doları bulabiliyor.

    Çanakkale’de devekuşunu görebileceğiniz ve yumurtasını alabileceğiniz bir çiftlik de mevcut, web adresi www.hasmera.com

  • Devekuşu yağının özellikleri

    Devekuşu yağının özellikleri

    Geçmişten günümüze önemini hala koruyan ve günümüzde bile bir çok derde deva amaçlı kullanılan bitkiler ve birtkisel karışımlar bulunmakta. Devekuşunu hepimiz biliriz. Uçma yeteneği olmayan tek kuş. Peki devekuşu yağını hiç duydumuz mu ?Taa eski çağlardan gelme bir şifa kaynağı. Eski Mısır, Roma ve Afrika kültürlerinde devekuşu yağı, 3000 seneden beri kozmetikten ağrıların giderilmesine kadar birçok alanda kullanılmaktaydı. Tarihi kaynaklar devekuşu yağının milattan önceki devirlerde de yaygın bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. Öyle ki M.S.1.yy’da yaşamış olan Romalı filozof Pliney devekuşu yağının faydaları üzerine yazılar yazmıştır.

    21. yy’da devekuşu yağının Omega-6 ve Omega-9 yağ asitlerini içerdiğini biliniyor. Bu temel asitler hücre zarlarının gelişmesine, vücudun daha etkin besin kullanımına çok büyük katkılarda bulunmaktadır. Ayrıca her ikisinde de cilt nemlendirici özelliği bulunmaktadır. Devekuşu yağı moleküler büyüklük olarak insan yağıyla aynı olduğundan vücut tarafından kabul edilmesi edilmesi çok kolaydır. Özellikle gelişmiş toplumlarda sağlık ve şifa amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca yaşlanmayı önleyici bir etkisi var devekuşu yağının.


    Daha güçlü kaslar: Devekuşu yağı ile kaslara günlük masaj yapılarak kas ağırlıklarının arttığı ve kasların geliştiği tespit edilmiştir. Bu nedenle kaslardaki zedelenmelerde kas zayıflıklarında kullanılmaktadır. Özellikle sporcuların yaralanması sonucuda oluşan kas ağrıları için birebirdir.
    Kuru ciltler: Kuru cilt vücudun temel yağ asidini kaybetmesinin bir sonucudur. Cilde devekuşu yağı uygulayarak cildinizin daha yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlayabilirsiniz.
    Devekuşu yağı başağrıları, sinüs, tansiyon gibi hastalıklarda da faydalı bir şekilde kullanılmaktadır. Devekuşu yağı ayrıca rahatlatıcı özelliği de bulunmaktadır.

    Yağın Faydalı Olduğu Durumlar:
    Güneş Yanığı, Su toplama, Kuru ciltler, Sedef Hastalığı,Deri kesilmeleri, Yatak Ağrıları, Deri Yanmaları ,Kas Ağrıları,Deri Sıyrıkları .Alıntıdır…
    Bu yağı merkezi İstanbul’da bulunan Hasmera Devekuşu Çiftliğinden temin edebilirsiniz
  • Şehid-i Müazzez Ali Şükrü Bey

    Şehid-i Müazzez Ali Şükrü Bey

    Bu yazımda sizlere vefatının 94. yılı münasebetiyle Cumhuriyet tarihimizin en önemli ve en muhterem şahsiyetlerinden biri olan Şehid-i Müazzez Ali Şükrü Bey’i anlatmak istiyorum. Yazımız kısaca Ali Şükrü Bey’in biyografik tanıtımının ardından suikastına ilişkin meselelere değinmek üzerine olacaktır. Hakkında toplum tarafından çok fazla şey bilinmediğinden ötürü, hayatı ve davasına ilişkin konuları da biraz genişleterek aktarmaya çalışacağım.

    blank
    Ali Şükrü Bey

    Ali Şükrü Bey kimdir?
    Ali Şükrü Bey, Trabzonlu olup 1884 yılında Beşikdüzü’ne bağlı Denizli köyünde doğmuştur. Babası mütekaid Bahriye kolağası (önyüzbaşı veya kıdemli yüzbaşı) Hacı Hafız Ahmet Kaptan’dır. Aileleri mahallen “Reisoğulları” namıyla meşhurdur.
    Ali Şükrü Bey, yüzbaşı iken askerlikten istifa edip siyasete atılmaya karar verdi. İttihat ve Terakki aleyhtarı görüşlere sahipti. 1920’de Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Trabzon mebusu seçildi. İstanbul’un işgalinden sonra Meclis-i Mebusan’ın kendini feshetmesi üzerine Ankara’ya giderek ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Trabzon milletvekili olarak girdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında 27 Mart 1923 yılında uğradığı bir suikast sonucunda da şehid edildi.
    Ali Şükrü Bey, Meclis-i Mebusan çalışmalarında “Misak-ı Milli” sınırlarının tanımlanmasında yoğun çabalar sarf ettiği gibi Ankara’da da yoğun çalışmış bir devlet adamıdır. Burada şunu hatırlatmak lazım ki TBMM’nin kahir ekserisinin “ittihat ve terakki” zihniyetinde olması dolayısı ile onlara muhalefet eden, yer yer de onlarla çetin ağız dalaşlarına giren cesur bir siyaset adamıydı. TBMM’de 150’ye 151 oyla kabul edilen ilk “men-i müskirat” (sarhoş eden maddeler yasağı) kanun teklifini de yapan kendisidir.
    İleri düzeyde İngilizce bildiğinden, İngiltere’deki mecmua ve gazeteleri okuyarak mecliste İngiliz siyasetinin emellerini aşikâr eden konuşmalar yapıyordu. Lakin maalesef, Ali Şükrü Bey’in bu siyasi fikirleri ve İngilizce bilmesi onun katledilmesinde kullanılmıştır.

    Ali Şükrü Bey’in katledilmesi
    Topal Osman, Kuvay-ı Milliyeci cesur bir adamdır. Milli mücadelede Rum çetelerine karşı muazzam ve makbul işler görmüş gazi bir askerdir. Daha sonradan da çetesiyle beraber Yunan’a karşı savaşa gitmiştir. Bu kahramanlığından dolayı Mustafa Kemal Paşa, Topal Osman’ı onore etmek maksadıyla “muhafız kıtası” olarak kendisine hizmet görmesi için Çankaya’ya yerleştirmiştir.
    Topal Osman, Ali Şükrü Bey’in katilidir. Aslında araları iyi olmasına rağmen, Ali Şükrü Bey’in iyi İngilizce bilmesinden dolayı kendisi için İngiliz taraftarı, İngilizlere casusluk yapıyor denilerek gaza getirilmiştir. Aslında bu olayda Topal Osman da kullanılmış, kandırılmış bir adamdır.
    Topal Osman, Samanpazarı’ndaki evinde tertibat alır, Ali Şükrü Bey’e:  Ben rahatsızım evimden çıkamıyorum, teşrif ederse evime gelsin kendisiyle mühim bir mesele konuşacağım diye haber gönderir. Ali Şükrü Bey de hemşerisinin bu davetini geri çevirmeyerek eve gelir. Evin içerisinde Karadeniz usulü kısa hasır sandalyelere oturarak konuşmaya başlarlar. Ali Şükrü Bey kahvesini içerken, Topal Osman’ın adamları arkadan yağlı kemendi boynuna geçirirler. Kısa bir boğuşmanın ardından Ali Şükrü Bey vefat eder.
    Ali Şükrü Bey’in cesedini geceleyin hiç şüphe edilmeyecek olan tek kişinin yani Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya köşkünün bahçesine gömerler. Üç gün boyunca Ankara’da kıyametler kopar. Her yerde Ali Şükrü Bey’i ararlar. O zaman Çankaya köşkünün duvar çitleri olmadığından kadının birisi sineklerin yoğun olarak konup kalktığı yere gelir, eşeleyince bir insan ayak parmağı ile karsılaşır ve jandarmaya haber verir. Dâhiliye vekili ikinci gruptan olmasından dolayı hemen gelip cesedi çıkarırlar. Yapılan araştırmalar sonucunda Ali Şükrü Bey’in en son, Osman Ağanın evine gittiği tespit edilir.

    Osman Ağanın evine jandarmalar gönderilir, Osman Ağanın adamlarıyla Yunan’a karşı harbe gittiği öğrenilir. Harbin bitmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa, askerleri ve Osman Ağanın çetesini dokuz kişi kalacak şekilde terhis ettirmiştir. Muhafız alayı olmasına rağmen Osman Ağa ile beraber bu on kişiye siz benim fahri muhafızımızsınız diyerek onları taltif de etmiştir.
    Osman Ağanın adamlarından birisi karıştığı bir kavgadan dolayı hapse düşmüştü. Hapisteyken kendisi meclis araştırma komisyonuna aldırılarak orada dinlenmesi istendi. Başına geleceklerden korkan bu adam katledilme olayının tanıklarından olduğu için başından sonuna kadar olanları meclis komisyonunda anlattı. Dâhiliye vekili de muhaliflerden olduğu için Topal Osman’ın tevkifine karar verildi. Bunu duyan Topal Osman endişeye kapıldı. Topal Osman’ın evine gelen Binbaşı Rauf, kendilerini Çankaya’ya götürmek üzere geldiğini söyledi. Osman Ağa kurtulacağını sanarak adamlarıyla birlikte yola koyuldu. Çankaya’ya yaklaştıklarında Binbaşı Rauf sigarasını yakma bahanesiyle onlardan birkaç adım gerileyince dokuzunu birden orada öldürdü. Birkaç el de Çankaya köşküne ateş eden Binbaşı, olay yerine gelen milletvekillerine, Osman Ağa için meyyiten yakalandı diye ifade verdi.
    Bu yaşanan hadiseler üzerine muhalifler gerek Topal Osman’ın ölü olarak ele geçirilmesinden dolayı gerekse Ali Şükrü Bey’in cesedinin Çankaya köşkünden çıkmasından dolayı, Mustafa Kemal Aleyhine feveranı kopardılar.

    Sonuçları
    Mustafa Kemal Paşanın teklifi üzerine daha önceden TBMM’de ilk çıkarılan “Nisab-ı Müzakere” kanununa göre meclis ekseriyetinin yarısıyla toplanabilir, toplananların da yarısından bir fazla oyuyla da kanun yapılabilir maddesi gereğince, bir kanun daha çıkarttı. Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyetini, adına parti denilmeden parti yaptırdı. Nisab-ı Müzakere kanunu gereğince meclisin 1/4 oyuyla kanun yapılabildiği için Anadolu ve Rumeli müdafaa-ı hukuk gurubunun kurulmasına ilişkin bir kanun daha yapıldı. Daha sonra da çıkarılan bu maddeye ilaveten; “meclisin vazifesi yapamadığı durumda ve yenilenmesinin gerekliliğine, Anadolu ve Rumeli müdafaa-ı hukuk cemiyeti heyet-i idariyesi karar verir” ekletildi. Bu madde ile Meclisin elindeki yenilenme yetkisi alınarak Mustafa Kemal Paşa taraftarı beş-on kişiden müteşekkil guruba verildi.
    Ali Şükrü Bey’in vefatından sonra yaşanan feverandan sonra, Mustafa Kemal Paşa derhal Müdafaa-ı hukuk cemiyetini topladı ve Meclisi feshederek “28 Haziranda” yeni seçim yapılması ilan edildi.

    Ali Şükrü Bey neden öldürüldü?

    Lozan görüşmelerinin devam ettiği 1923’te Mecliste Ali Şükrü Bey’in başını çektiği muhalifler tarafından ağır bir dille, yapılan hatalar eleştiriliyor ve kavgalar ediliyordu. İngiltere’nin Liverpool şehrinde tahsil gömüş olmasından dolayı İngiliz siyasetini iyi biliyor, İngilizce yazılan gazetelerden İngiltere’de olup bitenler hakkında haberdar oluyordu.
    Lozan’da “Hilafetin” kaldırılmasının özellikle istendiği haberlerini alan Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’ye siyasetlerinden dolayı kıyam ediyordu. İngilizlerin sulh için olmazsa olmaz şartlarına direnmenin gerektiğini savunan Ali Şükrü Bey ve ikinci gurup, murahhasların Lozan’ı imzalasalar dahi meclisten geçirtmeyeceklerini açıkça beyan ediyordu. Bu halde olan TBMM’den Lozan’da istenilenlerin çıkmayacağı anlaşılması üzerine, Ali Şükrü Bey’in ortadan kaldırılmasına ve meclisin yeniden teşekkül etmesi içinde seçimlerin yenilenmesine karar verilmişti.
    28 Haziran 1923 yılında seçimler yapıldı. Gümüşhane milletvekili Kadirbeyoğlu Zeki Bey haricinde bütün muhalifler meclis dışı kaldı. Yeni seçimle teşekkül eden meclis, 23 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşmasını imzaladı.
    Bugün dahi sıkıntılarını çektiğimiz Lozan Antlaşması bu şekilde imza edilerek, bir yiğit adamın ölümüne, misak-ı millinin iğdiş edilişine, bir de bugüne kadar sürecek olan sorunların temeline sebep oldu.
    Bugün dahi sıkıntılarını çektiğimiz Lozan Antlaşması bu şekilde imza edilerek, bir yiğit adamın ölümüne, misak-ı millinin iğdiş edilişine, bir de bugüne kadar sürecek olan sorunların temeline sebep oldu.
    Vefatının 94. yılı münasebetiyle kahraman ve mücahid Ali Şükrü Bey’i rahmetle ve minnetle anıyoruz. Allah mekânını cennet, deracatını âlî, komşusunu Efendimiz (s.a.v) eylesin. Âmin.
    Selam ve Dua ile…

    Yazar: Mustafa Kerim ŞAHİN

    KAYNAK:
    Dr. Rıza Nur “Hayatım ve Hatıralarım”
    Kadir Mısıroğlu “ Trabzon Meb’usu Ali Şükrü Bey”

  • Ah o dokuz kişiden biri olabilmek

    Ah o dokuz kişiden biri olabilmek

    Ah o dokuz kişiden biri olabilmek, Tek söz, tek bir söz kalede bir uğultu halinde duyuluyordu artık: “Allah’a emanet olun kardeşlerim.” Güneş bir mızrak boyu yükselmiş ve kale komutanı, nöbetçilere kapıyı açmalarını emretmişti.
    İstolni Belgrad kalesinin devasa kapıları gıcırtıyla açıldığında dokuz atlı askerin bir yay gibi gerilmiş bedenleriyle karşılaştı düşman ordusu.
    O sabah Macaristan’daki İstolni Belgrad kalesinde tanyeri bir türlü ağarmak bilmiyordu. Dokuz er, abdest alacak su bulamadıkları için teyemmümle kıldıkları sabah namazından çıkışta, ellerinde meşaleler tutan arkadaşlarının boyunlarına sarılıyordu teker teker. Helallik dileyen dillerine gözyaşının tuzu karışıyor, günlerdir yıkayamadıkları yüzlerinde, sakallarına doğru ıslak iki çizgi iniyor, düşen damlalar toprağın tenini sızlatıyordu. (daha&helliip;)

  • Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Derimizde pigment üreten, dolayısıyla derimize rengini veren melanosit hücreleri vardır. Çeşitli sebeplerden dolayı, bu melanositlerin hasar görmesi sonucu, pigment üretilemez. Pigment yetersizliği sonucu deride, dağınık ve yama şeklinde sınırları belli olan beyaz alanlar (leke) oluşur. Süt kadar belirgin bir beyazlıktır.Bu lekelerin büyüklükleri değişiktir; nokta kadar ya da 2-3 madeni para büyüklüğünde olabilir. bu şekilde deride ortaya çıkan hastalığa vitiligo denir. Vücutta en çok etkilenen yerler el, kol, bacak, yüzdür. Genital bölgede de görülme sıklığı fazladır.

    Toplumda her yüz kişiden ortalama 1.5’inde vitiligo ortaya çıkar. Kalıtsal faktörlerin (ailesinde bu hastalığa yakalanmış olanların olması) bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu söylemek mümkün. Yapılan araştırmalar, ailesinde bu hastalık görülen kişilerin yüzde 25’inde vitiligonun görüldüğünü göstermiştir. Deride beyazlık şeklinde kendini gösteren bir hastalık olduğundan, koyu renkli kişilerde daha belirgindir. Ortaya çıkma yaşı değişkendir. Hastaların yarısı 20 yaşından önce hastalığa yakalanmıştır.

    VİTİLİGO NİÇİN ORTAYA ÇIKAR?

    Vitiligonun ortaya çıkış sebebi, deriye rengini veren melanosit hücrelerin azalması sonucu pigment üretilememesidir. Bu hücrelerin niçin azaldığı kesin olarak bilinmese de bazı teoriler üretilmiştir. Genlerde ortaya çıkan bazı bozukluklar, bağışıklık sisteminin bozulması sonucu vücudun melanositleri yıkması, bu hücrelerin kendi kendini yok etmesi gibi nedenler yüzünden melanositlerin azaldığı düşünülmektedir.

    Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında ya da daha da şiddetlenmesinde etkili olan bazı faktörler vardır. Güneş yanması, stres, bazı hastalıklar ve çarpma gibi faktörler bu hastalıkta etkin rol oynar. Tabiki kalıtsal faktörleri de unutmamak gerekir. Aile öyküsünde bu hastalığın olması da bir risk faktörüdür. (daha&helliip;)