Kategori: İslam

  • Ehl-i Beyt Kimdir?

    Ehl-i Beyt Kimdir?

    Ehl-i Beyt Kimdir? Efendimiz s.a.v.’in Ehl-i Beyti ve pak nesli, tarih içinde ve bugün belli ayrışma ve tartışmaların sebebi olarak görülüyor. Müslüman kimliğimizin son derece önemli bir unsuru olan bu kavramların hakikatini bilmek, zihin ve gönül berraklığımız açısından çok önemli. Diğer taraftan, her namazda ve her daim okuduğumuz salât ü selamlarda Efendimiz s.a.v. ile birlikte andığımız O’nun âline karşı vazifelerimizi bilmek, Efendimiz’e saygımızın bir gereği.

    “Ehl-i Beyt” kavramı, gerek Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e karşı sorumluluğumuz çerçevesinde, gerekse tarih içinde ortaya çıkan “fırkalaşma” hadisesi bağlamında bizim için son derece önemli bir yere sahiptir. Efendimiz s.a.v.’le ilgili sorumluluklarımızın, O’nun bu dünyadaki varlığıyla sınırlı olmadığı açıktır. O’nun hayatımızdaki merkezî konumu, kaçınılmaz olarak O’ndan sonra O’na ve bize bıraktıklarına karşı sorumluluklarımız konusunu da gündeme taşımaktadır.

    Gerek Yüce Kitabımız’da, gerekse Sünnet-i Seniyye’de, Efendimiz s.a.v.’den sonra O’nun bize “emaneti” olarak kalan Ehl-i Beyt konusunda hassas davranmaya çağırıldığımıza göre, Ehl-i Beyt’e karşı bir takım sorumlulukların muhatabı olduğumuz açıktır.

    Bunun yanında, İslâm tarihinde erken dönemlerden itibaren yaşanan bir takım elim hadiseler sonucunda ortaya çıkan ve Ehl-i Beyt’i sahiplenme görüntüsü altında Ümmet’in ana gövdesini Ehl-i Beyt’e karşı ilgisizlikle, ihmalle, hatta “ihanet”le suçlayan, adına “Şiîlik” dediğimiz oluşumun iddia ve ithamları da maalesef canlı biçimde varlığını muhafaza etmektedir. Dolayısıyla bütün hassasiyetiyle gündemimizde kalıcı bir yer tutmakta olan bu meselenin bütün boyutlarıyla aydınlığa kavuşturulması, daha doğrusu mevcut aydınlık konusunda bizim bir “hafıza tazelemesi” yapmamız kaçınılmaz bir görev olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun için önce ilgili kavramlar konusunda bir hatırlatma yapıp, ardından meseleye geçelim. (daha&helliip;)

  • Sâdât-ı Kirâmın İsimleri

    Sâdât-ı Kirâmın İsimleri

    Sâdât-ı Kirâmın İsimleri

    1. Hz. Muhammed (sas)
    2. Hz. Ebubekr Sıddık (ra)
    3. Selman-ı Farisi Hz. (ra)
    4. Ebu Muhammed Kasım Hz. (ra)
    5. İmam Cafer-i Sadık Hz. (ra)
    6. Bayezid-i Bistami Hz. (ks)
    7. Ebu Hasen Harakani Hz. (ks)
    8. Ebu Ali Farmedi Hz. (ks)
    9. Hace Yusuf Hemedani Hz. (ks)i
    10. Abdülhalık Gücdevani Hz. (ks)
    11. Hace Arif-i Rivegeri Hz. (ks)
    12. Hace Mahmud İnciri Fağnevi Hz. (ks)
    13. Hace Ali Ramiteni Hz. (ks)
    14. Muhammed Baba Semmasi Hz. (ks)
    15. Seyyid Emir Külal Hz. (ks)
    16. Şah-ı Nakşibend Hz. (ks)
    17. Alaeddin Attar Hz. (ks)
    18. Yakub-i Çerhi Hz. (ks)
    19. Ubeydullah Ahrar Hz. (ks)
    20. Mevlana Muhammed Zahid Hz. (ks)
    21. Mevlana Derviş Muhammed Hz. (ks)
    22. Hace Muhammed Emkeneki Hz. (ks)
    23. Muhammed Baki Billah Hz. (ks)
    24. İmam-ı Rabbani Hz. (ks)
    25. Muhammed Ma’sum Hz. (ks)
    26. Mevlana Muhammed Seyfeddin Faruki Hz. (ks)
    27. Seyyid Nur Muhammed Bedauni Hz. (ks)
    28. Mirza Mazhar Can-ı Canan Hz. (ks)
    29. Abdullah-ı Dıhlevi Hz. (ks)
    30. Mevlana Halid-i Bağdadi Hz. (ks)
    31. Mevlana Seyyid Abdullah Hakkari Hz. (ks)
    32. Seyyid Taha Hakkari Hz. (ks)
    33. Seyyid Sıbgatullah Arvasi Hz. (ks)
    34. Abdurrahman Tahi Hz. (ks)
    35. Fethullah Verkanisi Hz. (ks)
    36. Muhammed Diyaeddin Nurşini Hz. (ks)
    37. Ahmed Haznevi Hz. (ks)
    38. Gavs Seyyid Abdulhakim Bilvanisi Hz. (ks)
    39. Seyyid Muhammed Raşid Hz. (ks)
    40. Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hz. (ks)
      ÖNEMLİ NOT: Bu silsile Nakşibendi yolunun Menzil koluna aittir. Diğer kollardaki kardeşlerimizin silsileleri bazı yerlerde farklılık arzedebilir.
      Kaynak: http://menzil.wordpress.com/silsile-i-sadat-i-kiram/
  • Yükselmeye hazır değilmisin ey güzel insan ?

    Yükselmeye hazır değilmisin ey güzel insan ?

    blankALLAHü Sübhânehu ve Teâlâ Hazretleri Kulu Hz.Muhammed Sallallahü aleyhi ve sellem’i bir gece Mekke’deki Mescid’i Haramdan kendisine bir kısım ayetlerini göstermek için çevresini mübârek kıldığı Mescid’i Aksâ’ya oradanda semalara yükseltti.. Tesbihe lâyık olan, gündemde tutulmaya, övülmeye, yüceltilmeye lâyık olan ALLAHü Tebâreke Teâlâ’tır. En mükemmel sıfatların sahibi, noksan sıfatlardan münezzeh ALLAHü Tebâreke Teâlâ’tır.. Yüceler yücesidir. ALLAHü Tebâreke Teâlâ her şeyi işiten ve bilendir, her şeyden haberdar olandır.

    Ey güzel insanlar İsrâ gece yolculuğu demektir. Rabbimiz şerefli kulu, şerefli elçisi Hz. Muhammed Sallallahü aleyhi ve sellem’i bir gece Mekke’deki Mescid’i Haramdan alıp Kudüs’teki Mescid’i Aksâ’ya götürdü. Rabbimizin etrafını bereketli kıldığımız buyurduğu mübarek bir yurda götürdü böylece ona bir kısım ayetlerini göstermek ve Mekke’de kavminin baskıları ve zulümleri altında bunalmış olan Rasûlullah efendimizi içinde bulunduğu sıkıntılarından biraz biraz kurtarmak, rahatlatmak ve yüceliklerin zirvesinde bir izzet ve şerefe ulaştırmak istedi.

    Böylece Rabbimiz, Efendimize yüce ayetlerini gösterecek, onu yüceliklerin zirvesine çıkaracak, göklere urûc ettirecek çıkaracak, yedi kat semaları aştıracak ve nihâyet Sidre’i Münteha’ya ve Onun ötesine kadar ulaştıracaktı. Rabbimiz orada, elçisini yükselttiği o makamda ona ayetlerinden bir kısmını gösterecekti. Acaba Rabbimizin elçisine göstermeyi murad buyurduğu bu ayetler nelerdi bunu bilmiyoruz. Rabbimiz orada Resûlullah Efendimize kendi rubûbiyet ve ulûhiyet’ini, mülk ve saltanatını, kelimelerle anlatılması mümkün olmayan ancak müşahede ile ulaşılabilecek büyük âyetlerinden bir kısmını gösterdi.

    Ne büyük bir nimet, ne büyük bir şeref değil mi? Yıllar önce yine şerefli elçilerinden Hz.Mûsa as.’a Tur’da lütfettiği nimetini bu defa da Rasûlullah Efendimize nasip ediyordu. Elçisini yedi kat semaların ötesine, Sidre’i Münteha’nın da ötesine çağıracak, bizzat onunla direk konuşacak, onu şereflerin, yüceliklerin en zirve noktasına çıkaracak ve Mekke’nin kasvetli ortamından onu uzaklaştırıp müşriklerin baskısından rahatlatacaktı.

    Ve böylece kıyâmete kadar gelecek onun yolunun yolcusu olan müslümanlara Mîrâç ve İsrâ’nın bereketini, şerefini yaşatacaktı. Rabbimiz kendi safında yer alan müslümanlara namazla kendisine yükselme imkânı lütfedecekti. Kıyâmete kadar kullarını şereflendirecekti.Bu vesile ile mübarek miraçın hakkımızda hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ederiz.
    Yazan;İmamoğlu Muhammet Taskin

  • Selef ve Selefilik nedir?

    Selef ve Selefilik nedir?

    Selef ve Selefilik Nedir?
    Selef ve Selefilik Nedir?

    Selef ve Selefilik nedir?

    Tarih içinde izine rastlanmadigi halde, günümüzde birçok firka ve fikir akimi dikkat çekmektedir. Modernistler, Reformistler, Ehl-i Kur’an (Kur’aniyyun, Mealciler) ve Islâm’in saf haline dönme iddiasinda bulunan Selefîler bunlardan baslicalaridir.

    Günümüzde ilmin zayiflamasi ve dogru ile yanlisin birbirine karistirilmis olmasi sebebiyle bu tür akimlar, bazi iyi niyetli müslümanlarin aldanmasina, yanlis yollara sapmasina vesile olmaktadir.

    Bu yazi, son dönemlerde ortaya çikan akimlardan biri olan Selefîligi kisaca tanitmak ve yanlisliklarini ortaya koymak maksadiyla kaleme alinmistir. Bu akimin görüsleri, temsilcileri ve onlarin tenkidi, hakkinda müstakil kitaplar yazilacak kadar ayrintili ve önemlidir. Biz burada sadece konuyu ana hatlari ile ele alacak ve kisa degerlendirmeler yapacagiz.

    Selef kime denir? (daha&helliip;)

  • ÖLÜMDEN KAÇIPDA KURTULAN VAR MI ACABA?

    ÖLÜMDEN KAÇIPDA KURTULAN VAR MI ACABA?

    blankSAHİ KARDAŞ KAÇIPDA KURTULAN VARMI ACABA;      ALLAHu Teâlâ Hazretleri hiçbir beşeri ebedî kılmadı. Hiçbir beşere ebedîlik vermedi. Bu ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin bir yasasıdır. Resuller de ölümlüdür,Nebilerde ölümlüdür,Peygamberlerde ölümlüdür,Salihler,müttakiler,zalimler,müşrikler,kafirler de ölümlüdür… Yaratılan varlılardan hiçkimse  bâkî kalmayacaktır. İlahi emir vuku bulduğu an bu dünyaya veda edeceksin.  Hayat ve ölüm peygamberin kendi elinde değildir.Nebiler, Peygamber,salih müttakilerde ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin yarattığı, ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin yasalarına teslim olan kullardır…  Evet ey güzel insanlar  ALLAHu Teâlâ Hazretleri  hiçbir insana, hiçbir insan cinsine ebedîlik vermedi. Evet her şey ve herkes kuldur ve herkes için bir zaman, bir ecel belirlemiştir Rabbimiz. Kendisinden başka her şey fânîdir. Her şey eceli geldiği zaman yok olmaya mahkumdur. Bâki olan sadece bu kâinatın yaratıcısı ve yarattığı varlıkların yasalarının ve ecellerinin tayin edicisi olan Rabbimizdir.    Ey ehli iman,ey salih müttaki,sadıklar sizler ölecekte zalimler ebedî mi kalacaklar? Sizler öleceksiniz de ehli küfür dünyaya kazık mı çakacaklar? Şimdi sizler öleceksiniz de o kâfirler ölmeyecekler mi? ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin Resûlü ebediyede göç ettiler de, Ebu cehiller yaşadı mı? Ölüme inananlar öldüler de, ölümü değil de yaşamayı seçenler ölümden kurtuldular mı? Cenneti seçenler öldü de, dünyacı kesilenler kurtuldular mı? ALLAHu Teâlâ Hazretleri için cennet için, ebedî hayat için gözünü kırpmadan savaşa atılanlar öldüler de, Âd ve Semûd gibi ahireti unutup da dünyayı kıbleleştirenler, Firavunlar gibi dünyaya kazık çakma sevdasına kapılanlar ölmediler mi? Yeryüzünün en büyük saltanatına sahip Hz.Süleyman ve Hz.Dâvûd as. lar ebediyede gittiler de, Nemrutlar, Karunlar yaşamaya devam mı ettiler? ALLAHu Teâlâ Hazretleri’ne kul olanlar öldüler de kâfirler yaşadılar mı? Müslümanlar öldüler de zalimler,kafirler,putcular,müşrikler bâki mi kaldılar?    Ey şu anda yeryüzünde müslümanlara hayat hakkı tanımayanlar, ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin kullarına zulmedenler,Ey zalim diktatörler,ahkam kesenler,red edenler,ihtimal vermeyenler zannetmeyin ki bu dünya, bu hayat devam edecek. Zannetmeyin ki ölmeyeceksiniz. Sizden öncekiler ölmediler mi? Sizden önceki kâfirler yaşıyorlar mı?Zalimler yaşıyorlarmı? Zulüm içinde halkına çile ve işkence çektirenler yaşıyorlarmı? Kim kurtulmuş ölümden? Hangi taraf olursa olsun, ister tercihini ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nden yana kullanan, hayatını ALLAHu Teâlâ Hazretleri için yaşayan müslümanlardan olsun, isterse hayatlarına ALLAHu Teâlâ Hazretleri’yı karıştırmayarak kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamadan yana olan kâfir ve müşrik,zalim dünyadan olsun. İster ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin en sevgili kulları olsun, ister en büyük ALLAHu Teâlâ Hazretleri’nin düşmanı olsun ALLAHu Teâlâ Hazretleri herkes için ölümü yazmıştır. Kimse bu yasanın dışına çıkma imkânına sahip değildir. Çünkü ALLAHu Teâlâ Kur’an’ı Keriminde ferman buyuruyor; “Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz”. Şu kısacacık hayatta düşünün başınızı iki elin arasına alarak çatlayana kadar düşünün dünyada iken kendi özünüze dönün…. Yazan;İmamoğlu Muhammet Taşkin

  • Ayşe Reşad – Ebedi Sevgili

    Ayşe Reşad – Ebedi Sevgili

    blank Ayşe Reşad – Ebedi Sevgili
    Hadi bugün O’na (CC) sevgini göster!
    Sevgililer günü ya bugün.
    O’nun için bir şey yap!
    O’na (cc) kendini beğendir bugün!
    “Seviyorum” diyorsun ya.
    Hadi göster sevgini!..
    O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
    VE
    Sev O’nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
    Ki, O da sevsin seni.
    Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin.
    Hadi bugün göster O’na sevgini!..
    Sevgililer günü ya bugün..

    Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,
    “Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne..”
    Bugün, ulaşabildiğin herkese O’nu (CC) anlat!
    O’nu ve O’nun en sevdiğini(SAV).
    Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen O’nu anlat!
    O, sana senden de yakın olanı..
    O, seni senden de iyi bileni..
    O, sen O’nu bıraksan da seni asla bırakmayanı..
    O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini.
    Sevgililer günü ya bugün..

    Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya..
    Bugün sen de hep O’nu düşün!
    O’nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O’nu..

    Meselâ; (daha&helliip;)

  • Salâ neden okunur, incelikleri nedir?

    Salâ neden okunur, incelikleri nedir?

    Cenaze Selası - Cuma Selası
    Cenaze Selası – Cuma Selası

    Salâ neden okunur? Niye içlidir ve dinleyene hüzün verir? Ölümü haber vermek için okunan salâ cuma ezanından bir saat önce niye okunur?

    Gülizar Baki’nin haberi
    Anadolu’nun birçok şehrinde pazartesi ve perşembe geceleri de okunuyor. Hatta bazı yerlerde her vakit… Salâ, mahiyeti unutulmuş çok incelikli bir gelenek.

    Mahallede bir cenaze varsa hüzünlü bir sesle okumaya başlar müezzin. Mahalle sakinlerinden kimin vefat ettiğini öğrenmek isteyen kulak kesilir. Bir de cuma günleri öğle ezanından bir saat önce okunur. Salâyı duyan, o günün cuma olduğunu hatırlar. Çoğu kişinin salâya dair zihnindeki bilgi bundan ibarettir. Halbuki salâ kadim bir gelenek. Eskiler sadece cenaze haberini vermek ve cuma için okumazdı. Mesela Anadolu’da bazı yerlerde akşam ezanı hariç her ezanla birlikte salâ okunurdu. (Akşamın vakti kısa olduğu için okunmadığı olurmuş.) Özellikle de sabah ezanından önce salâ okunması pek yaygındı. Her vaktin salâsı ayrı makamda okunurdu. Pazartesi ve cuma gecelerinin salâsı daha özeldi. Pazarı pazartesiye bağlayan gece salâ okunmasının sebebi, o günün Efendimiz’in doğum ve ölüm günü olduğuna inanılmasıdır. Aslında bunlar Peygamber Efendimiz’in hatırlanması ve saygıyla selamlanması için birer vasıta olarak görüyorlar. (daha&helliip;)