Ehl-i Beyt Kimdir? Efendimiz s.a.v.’in Ehl-i Beyti ve pak nesli, tarih içinde ve bugün belli ayrışma ve tartışmaların sebebi olarak görülüyor. Müslüman kimliğimizin son derece önemli bir unsuru olan bu kavramların hakikatini bilmek, zihin ve gönül berraklığımız açısından çok önemli. Diğer taraftan, her namazda ve her daim okuduğumuz salât ü selamlarda Efendimiz s.a.v. ile birlikte andığımız O’nun âline karşı vazifelerimizi bilmek, Efendimiz’e saygımızın bir gereği.
“Ehl-i Beyt” kavramı, gerek Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e karşı sorumluluğumuz çerçevesinde, gerekse tarih içinde ortaya çıkan “fırkalaşma” hadisesi bağlamında bizim için son derece önemli bir yere sahiptir. Efendimiz s.a.v.’le ilgili sorumluluklarımızın, O’nun bu dünyadaki varlığıyla sınırlı olmadığı açıktır. O’nun hayatımızdaki merkezî konumu, kaçınılmaz olarak O’ndan sonra O’na ve bize bıraktıklarına karşı sorumluluklarımız konusunu da gündeme taşımaktadır.
Gerek Yüce Kitabımız’da, gerekse Sünnet-i Seniyye’de, Efendimiz s.a.v.’den sonra O’nun bize “emaneti” olarak kalan Ehl-i Beyt konusunda hassas davranmaya çağırıldığımıza göre, Ehl-i Beyt’e karşı bir takım sorumlulukların muhatabı olduğumuz açıktır.
Bunun yanında, İslâm tarihinde erken dönemlerden itibaren yaşanan bir takım elim hadiseler sonucunda ortaya çıkan ve Ehl-i Beyt’i sahiplenme görüntüsü altında Ümmet’in ana gövdesini Ehl-i Beyt’e karşı ilgisizlikle, ihmalle, hatta “ihanet”le suçlayan, adına “Şiîlik” dediğimiz oluşumun iddia ve ithamları da maalesef canlı biçimde varlığını muhafaza etmektedir. Dolayısıyla bütün hassasiyetiyle gündemimizde kalıcı bir yer tutmakta olan bu meselenin bütün boyutlarıyla aydınlığa kavuşturulması, daha doğrusu mevcut aydınlık konusunda bizim bir “hafıza tazelemesi” yapmamız kaçınılmaz bir görev olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun için önce ilgili kavramlar konusunda bir hatırlatma yapıp, ardından meseleye geçelim. (daha&helliip;)



