Mukabele Dinle; Mukabele hergün bir cüz okuyarak bütün Kur’an’ı baştan sona okuma geleneğidir. Kur’an Peygamber’in son Ramazan’ında okuduğu sıralama ile vefatından sonra Ebubekir zamanında mushaflaştırılmış, Osman zamanında teksir edilerek büyük kentlere gönderilmişti. 600 sahifeden oluşan kitap düzeni, 20 sayfadan oluşan 30 cüze bölündü. Özellikle Ramazan aylarında hergün bir cüz okuyarak, bayrama kadar bütün Kur’an’ı baştan sona okuma geleneği içinden doğmuştur Mukabele geleneği. Buna göre 30 Müslüman birer cüz okumayı paylaşarak kısa sürede karşılıklı paylaşımla Kur’an hatmini gerçekleştirmiş olurlar. Özellikle Ramazan ayında yapılır. (daha&helliip;)
Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir.
Cin ile tanışan falcılar, (Yıldızname)ye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, ALLAHu Teala’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. (Hadika) Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur’an-ı kerime inanmamış olur.” (Bezzar)
İbni Ebi Zeyd hazretleri diyor ki: “Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir.” Gaybı cin de bilmez; Kadızade, burayı şöyle açıklıyor: “Gaybı, ALLAHu Teâlâ’nın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. ALLAHu Teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir.”
İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: “Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır.” (Redd-ül-muhtar)
Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek [büyü çözmek için büyü yapmak] caiz değildir. (Hadika)
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: “Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır.”
İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki: “Büyü yaparken, küfre sebep olan kelime ve iş olursa, küfürdür. Böyle bir kelime ve iş olmazsa, büyük günahtır.”
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür.”[Buhari]
“İpe üfleyip düğüm atan kimse, büyü yapmış olur. Büyü yapan da ALLAHu Teala’ya şirk koşmuş olur.” [Nesai]
İnsanı Helâke Sürükleyen Şu Yedi Şeyden Sakının: 1- ALLAHu Teala’ya şirk koşmak, 2- Sihir yani büyü yapmak, 3- Katillik, 4- Faiz yemek, 5- Yetim malı yemek, 6- Cihadda savaştan kaçmak, 7- Evli ve namuslu bir kadına, zina etti diye iftira etmek.) [Buhari, Müslim]
Büyü, insanları hasta eder. Sevgi veya nefrete sebep olur. Yani cesede ve ruha tesir eder. Büyü, kadınlara ve çocuklara daha çok etki eder. Büyünün tesiri kesin değildir. İlacın tesiri gibi olup, ALLAHu Teâlâ dilerse tesirini yaratır. Dilerse tesirini yaratmaz.
Şu halde, (Büyücü, büyü ile istediğini şüphesiz yapar, büyü muhakkak tesir eder) diyen ve inanan kâfir olur. (ALLAHu Teâlâ takdir etmişse, büyü tesir edebilir) demelidir!
” Onların hareketlerinin karşılığı Rablerinden bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlerdir. İyi davrananların ne güzel ecri vardır!.3-Al-i İmran Süresi : 136.ayet
“İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükâfatı ne güzeldir!.29-Ankebut Süresi : 58.ayet
” Düşünenlere söylüyorum bu dünya bir oyun bahçesi, hayatta bir oynaştan ibaret . Dünya büyük bir oyun sahnesi insanlarda kendilerine ezelden verilen rolü oynayan oyuncular. seyirciler ise göklerin görünmez olan sakinleri. bu büyük sahnede kimine krallık, kime kölelik rolü verilmiş, kimine sağlam üstün ve mükemmel bir kişi, kimine sakat ve aciz rolü , kimine zengin bir şahsiyet, kimine fakir kimi şan şöhret ve makan sahibi, kimi kimsesiz, yalnız ve garip… roller filimi yapan ve oynansın diye bu dünya sahnesini kuran tarafından verilmiş… ödül, rolünü en iyi oynayana verilir. rolünde kral olan şanlı şöhretli veya zengin olan değil kendisine verilen rolü en iyi oynayan başarılı ve üstün sayılır, mükafata laik görülür. Binaenaleyh kendisine verilen köle rolünü iyi oynayan kimse kral rolünü beceremeyen kimseden üstündür. hem herkesçe malumdur ki rolünde sultan olanlar değil rolünü en iyi oynayanlar alkışlanır… ödüllerde en iyi oyunculara v erilir.
O halde ey nefis: şu dünya’y ı bir oyun bahçesi ve hayatı da bir oynaş olarak veren seni bu oyun bahçesine gönderen küreyi arzda ve semada görünmeyen varlıklara bir seyirci olarak seni izleten rolünü iyi oynarsan göklerin sakinlerine seni alkışlatacak ve rolünün sonunda ödülünü verecek olan ezelin ve ebedin sultanının huzurundasın…
Çantamda taşımaya çalışıyorum, ama zorlanıyorum, Kolayca sığmıyor. İnce kâğıda basılmışları da var ama sayfa sayısı yine fazla. Bir de meali ve meale dair notları ekleyince, iyice kalınlaşıyor. Kur’ân’dan söz ediyorum. Toplam 30 cüz ve her biri 20şer sayfa. Kur’ân’ı okumuyoruz. Okuyamıyoruz. Kolay mı? Tam 600 sayfa. Niye bu kadar kalın? Sanki Rabbimiz, Alın size sayfalarca Kurân; okuyabilirseniz okuyun bakayım diye meydan mı okumuş biz kullarına? Hafız olmak isteyenlere de haddini bildirmek mi istemiş? Yıllarca ezber yap da göreyim seni? Yüzlerce tekrar yap da, adam ol! Azıcık olsaydı Kurânın sayfaları, hemen hepimiz az bir gayretle hafız olabilirdik! Sayfalar sayfaları izlemeseydi, meselâ otobüs beklerken bir hatim indirebilirdik! Ne hoş olurdu! Celâlini göstermek için mi bunca kalın tuttu Rabbimiz Kurânı? Korkutup da hizaya getirmek için mi bunca cüz, bunca uzun sureler, ayetler? Hayır, hayır; eğer bizi vahiy karşısında ezmek olsaydı Rabbimizin dilediği, aksine, yarım sayfalık bir Kurân indirirdi. Ve derdi ki bize İşte sizden istediklerim; bunları yaptınız yaptınız, yapmadınız yandınız! Bizi korkutmak isteseydi, yıldırmayı tercih etseydi , meselâ sadece Fatihayı indirip Ben anlattıklarımı anlattım; (daha&helliip;)
Dünya hayatının sonu gelmez koşuşturması, çeşitli yönlerden maruz kaldığımız bilgi kirliliği ve iç dünyamızda yaşadığımız gelgitler neticesinde insanlığa umut kapıları açacak ahlâkî duyarlılığa sahip bir dindarlık ortaya koymakta zorluk çekiyoruz. İnsanlığın huzur ve mutluluğu elde etmekte zorlandığı, kişisel çıkar ve haz odaklı bir yaşantının özendirildiği günümüzde Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz’in getirdiği kutlu mesajı daha iyi anlamaya ve onun örnek ahlakını rehber edinmeye her zamankinden daha fazla muhtacız.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de büyük bir ahlak üzere olduğu bildirilen Sevgili Peygamberimiz birlikte yaşamanın vazgeçilmez unsurları olan barışı, hoşgörüyü, affı, merhameti, şefkati kuru bir iddia olmaktan çıkarıp yaşanılan bir gerçekliğe dönüştürdü. Onun sözlerine ve davranışlarına yansıyan örnek ahlakı sayesinde Cahiliye toplumundaki insanlar şirkten, haksızlıktan, kibir ve nefretten, bencillikten uzaklaşarak adalet, tevazu, sevgi ve fedakarlıkla bütünleşmiş erdemli bireyler haline geldiler. (daha&helliip;)
İbni Hacer-i Mekki hazretlerinin Zevacir isimli eseriyle, Hadika, Berika, Birgivi, Miftah-ül Cenne, Mektubat-ı Rabbani, Seadet-i Ebediyye, İbni Abidin’den aldığımız, küfre düşüren söz ve işlerden bazıları şunlardır: 1- Allahü teâlâya layık olmayan şey söylemek. Mesela bir kimse bir işi yaptığı halde, zaruretsiz (Allah biliyor ki yapmadım) demek. Yahut, yapmadığı bir şey için, zaruretsiz (Allah biliyor ki yaptım) demek. Böyle söylemek Allahü teâlâyı hâşâ cahillikle suçlamak olur. 2- Allah akıllıdır, şuurludur, iyi düşünür demek, Onu yaratıklara benzetmek olur ki küfürdür. 3- Peygamberleri küçültücü şey söylemek, onunla alay etmek. Mesela Hazret-i Âdemi kastedip (İlk insan vahşi idi) demek. Veya bir evliyayı peygamberden üstün bilmek. Yahut peygamberin dediği doğru ise biz kurtulduk demek.
(Yalnız Kur’an), (Kur’andan başka kaynak tanımam), (Kur’andan başka kaynağa lüzum yok), (Peygamber postacıdır, vazifesi bitmiştir) gibi sözler de küfürdür. (daha&helliip;)