
Automobili Lamborghini S.p.A. (kısaca Lamborghini) 1963 yılındaki kuruluşundan beri az sayıda spor ve arazi üreten otomotiv firması. Fabrikaları Modena ve Bolonya şehirleri arasında küçük bir İtalya kasabasında; Sant’Agata’dadır.


Automobili Lamborghini S.p.A. (kısaca Lamborghini) 1963 yılındaki kuruluşundan beri az sayıda spor ve arazi üreten otomotiv firması. Fabrikaları Modena ve Bolonya şehirleri arasında küçük bir İtalya kasabasında; Sant’Agata’dadır.


Henry Royce 1884’te elektronik ve makine üreten bir fabrika kurdu. 1904’te ilk otomobilini yaptı. Aynı yıl Londra’da otomobil satan Stewart Rolls’la tanıştı. İkili işbirliği yapmak üzere anlaştı. Royce’un yaptığı otomobilleri Rolls satmaya başladı. Otomobillerin adı “Rolls Royce” oldu.


Volkswagen- Kaplumbağa’nın öyküsü, dolu dolu 72 yılın, efsanenin ve çok sayıda rekorun öyküsüdür. Alışılmadık bir görünüme sahip olan bu aracın karakteristik özelliği; eğilimli bir burun ve arka yapıya sahip olmasıdır. Bunda amaç aerodinamik bir şekil ve çift eğrilikli kaporta yüzeyine sahip, akranlarına göre çok daha sağlam bir araç elde etmekti. Arkaya yerleştirilen motor ve makas yerine torsiyon çubuğu kullanmadaki neden ise binek otomobillerde belirgin olan yol tutuş problemini gidermekti.

Evlilik, insanı günahtan koruyan bir kalkandır. Evlilik, el ele verip doğruya koşmaktır. Evliliğe bu açıdan baktığınızda, izdivacın insanı Allah’a yaklaştırması gerektiği görülebilir.
Delikanlı okulunu bitirdi ve işini kurdu. Artık evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyor. Bunun için de düşünüyor ve soruyor: “Acaba kiminle ve nasıl biriyle evlensem?”
Akıl verense çok oluyor: “Evleneceğin kişi şöyle şöyle olsun”. Ama anne ille de güzel gelin istiyor.
Genç kızın da evlenme yaşı geliyor. O da düşünüyor. “Acaba evleneceğim kişide nasıl bir özellik arasam? Dini diyaneti önemli olmalı mı?” Bu anne de kızının bir zenginle evlenip rahat etmesini düşlüyor.. (daha&helliip;)

Hayat bir yol. İnsan bir yolcu. Kimi yeri dardır, kimi yeri geniş hayat yolunun… Yokuş da ağır, düzde temkin gerek. Her işin başı sağlık… İman ve sağlık olmadan, ne varlık olur, ne dirlik, ne de birlik…
Yürüme bilmeyen yolu bozar, söyleme bilmeyen sözü. İçimizde bir dost, bir düşman vardır. Nefstir adı. Ateş gibidir. Sobanın içine koyarsan ısıtır. Lâmbaya koyarsan ışıtır. Dilini bilen çözer, üstüne biner nefsinin. Binmesine izin vermez nefsinin kendisine. Nefse ibadet dedin mi, ayak sürer, akıl hocası şeytandır; ondan ders alır. (daha&helliip;)

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.
Bilakis onlar diridirler.
Lakin siz anlayamazsınız.”
(Bakara:154)
Rahatça oturuyoruz evlerimizde, en büyük sıkıntılarımız, yarına sarkmayacak kadar hafif ve sıkıntısız…
Dünyanın kargaşasına kapılmış, sürüklenirken, geçmişi sorgulamamız gerektiğini hiç aklımıza dahi getirmiyoruz…
Biz ülkemizde özgürce, rahat bir şekilde, huzurlu olarak yaşıyoruz…
Ama nasıl oluyor bu? Dört bir yanı sırtlan sürüsü gibi düşmanlarla çevrili, tarihin her döneminde istila edilmeye çalışılmış ancak her seferinde ayaklarına takılan prangaları parçalayıp atmış bir vatan, elbetteki bu dik duruşunu, bağımsızlığını, bağrından çıkıp kendisi için toprağa düşen evlatlarına borçludur…
Sadece vatan toprağı değil, o vatan toprağının üzerinde yaşayan herkes, yatağında rahat uyumanın, sokaklarda özgürce dolaşabilmenin karşılığı olarak şehitlerimize borçludur…
Enes Arslantürk, “Şehitlik ve Şehitlerimiz” isimli eserinde bu minnet borcunu bir nebze olsun ödeme amacını taşıyor. Çanakkale Şehitleri’nden Milli Mücadele kahramanlarına, Allah yolunda vatan için genç yaşta toprağa düşmüş fidanların, kronolojik bir belgeseli tadındaki bu çalışma, duygulanarak okuyacağınız bir eser…
Şehitlik ve Şehitlerimiz
Enes Aslantürk
BİLGEOĞUZ BASIM YAYIN