Kategori: Güncel

  • Altın Oran

    Altın Oran

    altinoranHiçbir şey, gelişi güzel, plânsız, programsız, rastgele, ölçüsüz ve tartısız değildir. Her şeyin bir oranı, daha doğrusu, ‘Altın Oran’ı vardır

    Allah’ın Tayin Ettiği Ölçü: ALTIN ORAN

    M.Ö. 500’lü yıllarda yaşamış olan Pisagor, “Bir insanın bütün vücudu ile göbeğine kadar olan yüksekliğin oranı ile, bir dikdörtgenin uzun ve kısa kenarlarının oranı birbirine eşittir. Çünkü, bütünün büyük parçaya oranı, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşittir” demiş. (daha&helliip;)

  • Jaguar E-Type

    Jaguar E-Type

    blank

    Bilinen en unlu Ingiliz coupe roadsterlerinden biridir.1975 yilinda Jaguar bu modelinin uretimi durdurmustur.Fakat hikaye bundan sonra basliyor…

    (daha&helliip;)

  • TEKNE PROJESİ VE HAZIRLIK

    TEKNE PROJESİ VE HAZIRLIK

    blank

    Teknelerin kağıt üzerindeki çizimleri teknik resim çizim kurallarına göre yapılır.Teknelerin şeklini kağıt üzerine dökmekte karşılaşılan en büyük sorun teknelerin yapısında hemen hemen hiç bir düz çizgi olmaması ve tekne gövdesinin neredeyse tamamen kıvrımlı formlardan oluşmasıdır.

    (daha&helliip;)

  • Canım Cihana Serpildi

    Canım Cihana Serpildi

    blankCanım cihana serpildi, topla beni kıvam gerek…
    Ben esirim baştan beru, azat değil, zindan gerek…
    Günahkarım, rahmet nerde? Rahmet bana yüzün gerek…
    Ben deliyim, deli deli, zincir gerek, zincir gerek…
    Ben coşmuşum sel misali, misal bana yüzün gerek…
    Ben suretim, mana hani? Ben manayım suret gerek…
    Vakit geldi, vakit geldi, bu dünyadan geçmek geldi…
    Fermanı yaz, güzel ellim, geri dönmez izin gerek!…

    Samiha  Ayverdi

  • Halilli Köyü Derneği Ziyareti

    Halilli Köyü Derneği Ziyareti

    blank6 Aralık 2008 Cumartesi günü Trabzon Dernekleri Federasyonu Gençlik Komisyonu, merkezi Bahçelievler’de bulunan Trabzon ili, Araklı İlçesi, Halilli Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğini ziyaret etti. (daha&helliip;)

  • Zor İnsan

    Zor İnsan

    çiçeklerBazen duyarız. Biri için “zor insandır o” denir. Şöyle bir kulağımıza değer geçer bu söz. Belki çok fazla üzerinde durmayız. Bir de bazı insanlar vardır ki bizzat “zor adam” ya da “zor kadın” olarak tanımlarlar kendilerini. Kanıksamışlardır bu lafı adeta gönüllü bir yafta, taşıdıkları bir etiket gibi.

    Evliliklerini, dostluklarını, başka insanlarla ilişkilerini ve ilişkisizliklerini anlatırken, açıklarken bunu bir özür gibi sürerler önümüze. “Zor insanım ben,” derler. Bazen de eşlerden birinin diğeri için bunu söylediğine tanık oluruz. “Bizimki zor adamdır.” “Benim hanım zor hatundur.” Bu lafla her şeyi açıklamış gibi susarlar sonra gizemli bir tebessümle.

    Hani elimize bir büyüteç alıp baksak, kavramı şöyle bir incelemeye alsak. Ne demektir zor olmak bilinmez ama belli ki kelimenin kendisi cazip bir şeydir pek çoklarının dillerinde. Hallerinden şikayet eder gibidirler ama aslında şikayet değil, gizli bir iltifat vardır konuşmalarında. Saklı bir kıvanç. “Zor adam” olmak ilginç bir şey gibi gelir kulağa. Hani cazip bir nitelik. Adeta meziyet.

    Bilhassa sanat ve edebiyat çevrelerinde “zor adam” ve “zor kadın”lardan geçilmez. Nereye elini atsan, ne yöne dönsen, kiminle konuşmaya kalksan bir zor insanla burun buruna gelirsin. Sanki zorluk zihinlerimizde “özgünlük” ve “derinlik” ile özdeştir. Kolay insan basit addedilir. Zor insan ise katmanlı ve çekici. Hani zor olunca pek bir karmaşık, pek bir entelektüel, pek bir bohem olunurmuş gibi. “Zor adam” olmak nedense geçer akçedir kuşak kuşak sanatçılar, edebiyatçılar ve aslında biraz daha genellersek, geniş bir şehirli, modern, genç kesim arasında.

    Oysa bu yazıda tam aksini iddia edeceğim. Zor olan bir şey varsa eğer, hem kadınlar hem erkekler için, o da zor olmamak aslında. Yıpratmamak insanları, bizi sevenleri sevgilerinden ötürü cezalandırırcasına hırpalamamak, yani hayatı hem kendimiz hem başkaları için kolaylaştırmak, yumuşaklaştırmak, su gibi akıcı ve berrak kılmak var ya, işte en zoru bu. Yoksa kendine bir sıfat seçmek, o sıfatı benimseyip sabitleştirmek, bunu hem bir özür hem övgü gibi almak, bu hayali sıfatın arkasına saklanmak, onu bir bahane olarak kullanarak kalp kırmak ve bundan gocunmamak en kolayı. Zor olmakta hiçbir zorluk yok ki!

    Elimde bir kitap. Walter Benjamin’in Moskova Günlüğü’nü yeniden okudum bu bayramda. Moskova Günlüğü ince, sade bir kitap. Walter Benjamin’in Aralık 1926’dan Ocak 1927 sonuna dek Moskova’da geçirdiği iki ayın günlüklerinden oluşuyor. Durmadan kavga eden, kavga etmeden duramayan çiftler vardır. Tanırsınız onları. Belki başkalarından, belki kendinizden. Walter Benjamin ve Asja Lacis böyle bir çift idi.

    Bir dönem düşünün. 1929-30. Öyle bir zaman ki dünya bir savaştan çıkmış ve çok daha beterine doğru doludizgin gitmekte. Bir adam düşünün. Döneminin sayılı entelektüellerinden. Bedbin, hassas bir ruh. En nihayetinde kendi canına kıyacak kadar. Moskova’ya gitmesinin üç sebebi var. Bir taraftan dönemin pek çok sol görüşlü aydını gibi o da Moskova’yı gözünde büyütüyor, tanıma gereği duyuyor. Bir taraftan edebiyat var. Edebi yükümlülükler. Bu şehri yazmak istiyor. Kendi kaleminden kağıda dökmek. Üçüncü sebep ise hepsine ağır basıyor muhtemelen: Aşk.

    Ama zor bir çift onlar. Her ikisi de “zor insan” olmayı benimseyen. Birbirlerini yoran, habire kelimeleri didikleyen, kendilerini sevenleri hırpalayan tüm insanlar gibi…

    ELİF ŞAFAK (ZAMAN)

  • Karadeniz Üsküdar’da Bayramlaştı

    Karadeniz Üsküdar’da Bayramlaştı

    blank11 Aralık 2008 Perşembe günü Karadeniz gençliği, Üsküdar’da ki Katibim restoranda www.karadenize.com editörü Melek BAKIRTAŞ tarafından organize edilen bayramlaşma yemeğinde bir araya geldi. (daha&helliip;)