Kategori: Güncel

  • Cennet'te Dört Mevsim

    Cennet'te Dört Mevsim

    cennet

    Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

    Omuzlarım, kaybedilmiş yılların ağırlığıyla çökmüş…

    Hayallerim yorgun…Soru işaretlerinin çengellerine asılmış beynimden şüpheler damlamakta…Sevgilerim yarım…

    En kuytu köşelere gizlenmiş,aransa da bulunamaz geçmiş…Hatıralar, azabın ayak sesleri…

    Gelecek, korkunun soğuk duvarlarına prangalanmış…‘’Belki de gelmeyecek!’’Ölümün kesin soluğudur saatler…

    Bedenim ayakta,ruhum yıkılmış..

    Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

    Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, delirtici fırtınalarla çalkalanan bir okyanus… Ki göğü kapkara bulutlarla kaplı…

    ‘’Güneş nerede?..’’

    Yıllarca sorduğum soru, geceler boyu cevabını aradığım bilmece:

    ‘’Güneş nerede,ben neredeyim?..’’

    Kaç kapı yumrukladım,kaç adım harcadım çıkmaz sokaklarda!… Kaç nefes tükettim,kaç kez tükendim!..

    Kaç defa döndüm çılgınlığın yıkıcı hududundan,kimin kollarında!… Kimlerle haykırdım tedirgin ve gayesiz…

    Nice zevklerin zehrini yudumladım, çare diye…

    ‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?..’’

    Ve bir dönüm noktasında verdim hükmümü:’’Yaşam,bir arayış melodramıdır!…’’

    Aramadan yaşanmaz,bulamamak sonu olur her şeyin!…

    Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

    İçimde taşıyamayacağım kadar büyümüş bir boşluk…Tanıyamayacağım kadar değişmiş bir yeryüzü, dışımda…

    Dağlar bakışsız,sahralar kızgın!… Kuşlar konuşmasız denizler bezgin!…

    Tohumdan başka şeylerde yutuyor toprak!…

    Her yön gökyüzünce kuşatılmış… Ölümün işgaline uğramış hayatları insanların…

    İnsanlar, ölüme mahkum!…

    Ölüme mahkumum!…

    Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

    Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, seraplara bile hasret kum yangını bir çöl… Ki ne bir rüzgâr eser, ne bir damla düşer…

    ‘’Yağmur nerede?…’’

    Seneler eskiten soru, gündüzler boyu cevabını aradığım bilmece:

    ‘’Yağmur nerede ben neredeyim?…’’

    Kaç kibrit ışığına koştum,şimşek diye!…

    ‘’Gökgürültüsüdür’’diyerek kaç kısık ses kolladım…

    Kaç defa bulutlandı gözlerim, bomboş gökyüzüne bakarken…

    Nice kristal hayal kırdım kupkuru çeşmelerde!…

    Kendimi kumlara gömmekte aradım çareyi…

    ‘’ Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

    Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

    Dudaklarımda bir yıldız ıssızlığı… Yürüdüğüm yolların tozu üzerimde… Ve durmadan, kat kat artan bir heyecanla kıpırtılı…

    Başımda,bir dünya dönüşü sarhoşluğu…Yitirdiğim fırsatların pişmanlığı,kalbimde..Ve durmadan,kat kat artan bir hasretle sarsıntılı…

    Bedenim genç, ruhum yaşlı…

    Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

    Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, bilmediği bir beldenin tutkunu… Ki döneceği bir yurdu yoktur zaten…

    ‘’ O ülke nerede?…’’

    Yıllardır yıldıran soru, ömür boyu cevabını aradığım bilmece:

    ‘’ O ülke nerede,ben neredeyim?…’’

    Kaç diyar dolaştım,’’ burasıdır’’ümidiyle…Kaç şehirden çıktım kolum kanadım kırık!..

    Kaç kentten kovuldum!..

    Nice mamureler yaktım kızgınlığımla!

    ‘’ O ülke yok’’:Kendimi kandırmakta aradım çareyi…

    ‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

    Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

    Fakat sormayın nasıl vardığımı!…Çünkü bilmiyorum…Bildiğim sadece yürüdüğümdür…

    Ben şimdi o ülkenin kapısı önündeyim!…

    O ülkenin her mevsimi bahardır!…Her bahar bir cennet hayatıdır,yaşanır…

    Bütün mevsim çiçekler açar, Kuşlar öter her dem…

    Güneş batmaz,nehirler kurumaz o beldede…Yapraklarsa sararmaz!..

    Ruh ölmez o ülkede!…

    Dört mevsim,cennettir!…

    O ülke ki kapısı ‘’ Fatiha’’dır…

    O ülke ki Kur’an’dır!…

    Sedat Turan

    Zafer Dergisi 1991 Ağustos

  • T.D.F Kazım Koyuncunun Vefatının 4.Yıldönümü Basın Açıklaması

    T.D.F Kazım Koyuncunun Vefatının 4.Yıldönümü Basın Açıklaması

    1Trabzon Dernekleri Federasyonu olarak; 2003 yılında başlatmış olduğumuz Çernobil faciasının Karadeniz bölgesindeki etkilerini araştırma çalışmalarımıza bizzat katılarak katkı sağlayan, (daha&helliip;)

  • Vali Kızılcık’tan Şampiyon Trabzonspor Sözü

    trabzon_v.. (Small)Son Valiler Kararnamesi ile Batman’dan Trabzon’a atanan Vali Recep Kızılcık, Tekirdağ’da baba ocağını ziyaret etti.  Cuma günü Trabzon’daki görevine başlayacağını aktaran Vali Kızılcık Trabzonspor’u şampiyon yapma sözü verdi.  (daha&helliip;)

  • Kalp Sevmekten Yorulmaz

    Kalp Sevmekten Yorulmaz

    v.vakkasoglu

    Vehbi Vakkasoğlu Hocamız

    Pazartesi 15:00 Parantez

    Kalp Sevmekten Yorulmaz 22:30

    Programları ile Moral FM’ de Sizlerle…

    Gençliğin süsü iffet

    Gençlik nimetinin en kıymetli süsü, iffettir. İffet, genç ruhları temiz, saf ve günahsız tutan temel unsurdur. Ruh ve beden bekâreti, iffetle korunur.

    İffet, yakın zamanlara kadar kızlarımıza ad olurdu. Şimdilerde, isim olarak bile unutulmaya yüz tuttu. İffetsizlik suç olmaktan çıktı. Hatta iffetsizliğini basın yoluyla ilan etmek, marifet sayıldı.

    İffetle birlikte, edep ve hayâ da göçtü dünyamızdan…

    Bu güzel duygular, insanı hakiki insan yapardı. Ancak kadınlara daha çok yakışırdı. Onları “Hanımefendi” makamına terfi ettiren; edep, hayâ ve namus hususundaki hassasiyetleriydi.

    Bu sebeple, Güzeller Güzeli (sav), “Bir kadının en güzel süsü, utancından dolayı yüzünün kızarmasıdır.” buyurmuştur.

    19. Asırdan itibaren, özellikle de Avrupa’dan bütün dünyaya, cinsi hürriyet namıyla yayılan utanmazlıklar, Osmanlı toplumunda da derin yaralar açmıştı. Rahmetli Mehmet Akif, Avrupa’ya ilim, fen almaya gitmişlerimizin, bize taşıdığı pisliklerden çok dertlenir. Özellikle de onlardan şu şikayeti çok ilginçtir: “Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne!”

    Efendimiz (sav) de, “Gençliğin tehlikelerinden sakınınız.” buyurur.

    Gençliği bekleyen asıl ve büyük tehlike, nefsanî ve şehvanî olanlardır. Bu yüzden Efendimiz, gençlerin evliliğini kolaylaştırmayı emreder. Evliliği gecikecek olanlara da oruç tavsiye etmiştir. Zira nefsi dizginleyen, tutan ve burnunu yerlere sürtüp kendine getiren en önemli şey, oruçtur. Hz. Mevlana, oruç aşkını şöyle açıklar: “Oruç bana hiçliğimi ve Allah’a muhtaçlığımı hatırlatır. ”

  • Kahve Molası

    Kahve Molası

    sükriyetutkun

    Yapımcı-Yönetmen: Sabire Saka DAYI

    Ana Yayın Günü: Pazar 10:20
    Salı 20:00

    [email protected]

    Yapım ve yönetimini Sabire SAKA DAYI’nın, sunumunu Şükriye TUTKUN’un yaptığı Kahve Molası’nda bu hafta…

    Başarı öykülerinin farklı yönlerle hayata yansımalarını yakaladığımız Kahve Molası’nda bu haftada alanında oldukça başarılı bir ismi konuk ediyoruz. Yeni ve farklı fikirler üreten, fikri parlatan ve etrafa yayan bir fikir kadını. Molamızı bu hafta fikir Merkezi / ICOM Yönetim Kurulu Üyesi ve Ajans Eş Başkanı Meltem GÜRLER’in evinde verdik.

    “Fikir her yerdedir” sloganıyla yola çıkan ve başarıyı yakalayan Meltem GÜRLER ile dünü, bugünü ve yarını konuştuk. Kariyerle birlikte iyi bir eş ve anne olmanın yolları neler? Meltem Hanım’ın başarıya giden yolda karşılaştığı zorluklar? Bu soruların cevaplarını ve satır aralarında kalmış bilinmeyenleri kendi ağızlarından Kahve Molası’nda izleyelim…

  • Terziliğe Övgü

    Terziliğe Övgü

    terzi

    Şairin aksine, rasyoneldir terzi. Ölçer. “Ben bu adamın ölçüsünü almıştım zaten!” demez, bir daha,bir daha ölçer. Aşık terzi Ali Osman Çoban, terzinin akılcılığını mistik bir temele oturtuyor: “Her müşteri Allah’ın ayrı birtecellisidir. ‘Bana özel davran’ diyor, çünkü özel yaratılmış.Her insan sözüyle, davranışıyla kendini gösteriyor. Konuşurken, kişi hakikatten ne kadar haberdar, bu meydana çıkıyor.”Terzilik insan fıtratına en çok uyan, insanı tamamlayan meslektir. Bütün canlılar giysileriyle doğar. Çıplak doğan, yalnızca insan. İşlediği suça karşı, elbisesi cennette rehin kalmış! Terzi Çoban doğru söylüyor: “İdris’in çırakları olmasaydı, Adem’in çocukları çıplak kalırdı! “İdris’in çırağı isen, kumaştan çalmayacaksın. Yaptığı işin “peygamber mesleği” olduğunu düşünmek ne büyük mutluluktur! Bu bilinçle çalışırsan, Çoban’ın erdiği sırra erersin: “Giyinmek, cehalet ayıplarından kurtulmak; soyunmak ise benlik mefhumundan, nefsanî duygulardan arınmaktır.

    Giyinmek ve soyunmak diye birbirinin zıddı tercihler yok, birbirini tamamlayan unsurlar var. Yani biz cehalet, bilgisizlik ayıplarından kurtulmak için giyinmek zorundayız. Fazıllar ahlak-ı Muhammedi ile giyinirler. “Terzi Çoban’ın kalbi aklına kement atmış: “Akılla âşık olunmaz. Fakat aklı çalıştırmadan aşk kemale ermez. Akıl ile aşk iki ayak gibidir. İki ayak sonucu menzildir, menzil ise irfan. Hayatta en güzel şey samimi bildiğin bir dostu dinlemek, onunla konuşmak, sohbet etmektir. Hayat budur, Cennet budur, cemal budur, kemal budur.” 

  • Sevmeyi Seviyorum

    Sevmeyi Seviyorum

    yavuzselim

    Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
    Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

    Yavuz Sultan Selim

    Gelemiyorum sıkıntıya, sınırlar daraltıyor rûhumu… İnsan olmak zor iş… Sabretmek, sıkılmamak, “sıkıldım” dememek, hep insanlığın bir gereğiyse eğer?! Lâkin insanlık başlığı altında olmak istemeyenlere ‘dünya şartlarında sefâleti saadet zannedenlere’ kolay her şey!.. Hani o mâlum belgesellerdeki “iki ayaklı hayvan” tâbirini haklı çıkarırcasına yaşamak… En basit, en alt, en dipsiz seviye… (daha&helliip;)