KUR’ÂN-I KERİM pek çok âyetinde bizi Allah’ın yasaklarını çiğnemekten sakındırır. Zira Âlemlerin Rabbi tarafından konulmuş bir yasağın şakaya gelir tarafı yoktur. Bilerek ve aldırmaksızın bir İlâhî yasağı çiğneyen, onun bu dünya hayatındaki en büyük felâketlerle kıyaslanamayacak kadar vahim sonuçlarını da göze almalıdır. (daha&helliip;)
Misk’ü Amber nedir? ; Mevzuumuz misk ü amber. Misk nedir amber nedir? “Bu ikisi niyçün bir araya gelir de, misk ü amber olur?” diye merak edenler için… Kardeşiniz bir miktar araşırma yaptı ve fevkalade acaip ül garaip malumatlar ile karşılaştı. Elbette bunları, muhterem ve muhtereme okuyucularım ile paylaşmak arzusu ile yanıp tutuşmaktayım. İşte buyrunuz önce misk:
MİSK
ÇİN Ü MAÇİN taraflarında, Tibet ve Moğolistan’ın Tonkin Dağları eteklerinde Misk Geyiği derler, bir hayvan yaşar. Boyca bodur sayılabilecek bu hayvancağız, altmış santim anca gelir. Geyik derler ise de, kendileri daha çok boynuzsuz bir dağ keçisi kıvamındadır.
İşte bu misk geyiğinin erkeği, yuva kurup çoluk çocuğa karışabilmek ve evinin geyiği olabilmek için, her şeyden önce bir eş bulmalıdır. Geyikler aleminde bu eş bulma işi, zannedildiği kadar kolay değildir. Ancak Cenab-ı Hakk’ın hikmetli yaratması neticesinde, bu hayvancağıza, eş bulmak konusunda kolaylık sağlayacak bir hususiyet bahşedilmiştir.
Bu misk geyiğinin, karın derisinin hemen altında ve yumruk büyüklüğünde ter bezleri gibi bir bez yaratılmış olup, işte bu organ, siyaha yakın renkli bir salgı salgılamakta ve kokuların şahı ve padişahı MİSK işte bu salgıdan imal edilmektedir.
Fesubhanallah! Pek acip ve fevkalade garip…
Bu misk bizzat hayvanın avlanması neticesinde elde edilir. Ayriyeten, misk geyiğinin, kendine ait bağ ve bahçelerdeki taşa ağaca “tapulu malımdır” mealinde bir işaret bırakmak için bu miskten sürdüğü ve sürülen bu miskin kuruyup tabaka haline geldiği bilinmektedir. İşte ora ahalisi bu tabakaları çakı ile kazıyıp toplar ve misk elde ederler. Etinden, sütünden, tüyünden ve dahi miskinden… Ne bereketli hayvan mübarek!
Dünya üzerinde pek az bulunan bu madde, zamanımızda sadece ıtriyat sınaiinde istimal edilir. Ayrıyeten, misk kedisi ve misk öküzü denen iki yabanî hayvandan dahi geyiğinkilerle kıyas edildiğinde aşağı kalite bir misk elde edilir. Fiyat olaraktan, keseye daha uygundur.
Miskler içinde en makbulü Tibet miski olup, o havalinin dağ ve bayırlarında yetişen sümbülün, reyhanın ve dahi başkaca türlü türlü hoş kokulu nebatatın, bunda ziyade hissesi vardır….
Şimdi de misk ü amber’in amberi mevzuunda yaptığımız derin araştırmaları sizlere sunayım. Onun hikayesi de, acaiplik ve garaiplik bakımından, miskin hikayesi geçemese de, geri de kalmaz.
misk amber
AMBER
BAKINIZ SİZE vereceğim bilgilerden ne kadar hayrete düşeceksiniz! Bu amber denen madde, denizlerden elde edilir ve fevkalade nadirattan olduğu için, epeyce maddî külfeti vardır. Öyle, gideyim aktara, ikiyüzelli gram tarttırıvereyim.. filan diye hiç düşünmeyiniz.
Hindistan, Çin, Japonya, Amerika, İrlanda.. gibi memleketlerin denizlerinde bulunan amber’in en meşhur yatağı Bahama adalarının açıklarıdır. En hakiki ve bereketli amber oradan çıkar.
Denizciler tarafından, suyun sathında, balmumu kıvamında topak topak bir madde olaraktan toplanıverir. İlkin pek fena ve keskin bir kokusu var ise de, zaman içinde hafifler işte o zaman misk ü amber’in amberi olur.
Rivayet ederler ki, denizin dibinde fokur fokur kaynayan bir kaynaktan fışkıran bu amber, zeytinyağı gibi suyun üzerine çıkar ve orada donup katılaşır imiş.
Yine rivayet ederler ki, denizlerde yaşayan ve kimselerin cismini daha hiç görmediği acaib ül garaib bir hayvanın af buyrun kusmuğu yahut dışkısı bu amber imiş.
Bir başka rivayete göre ise, Hind-i Çin taraflarında pek güzel ve çeşitli çiçeklerden bal devşiren arıların hasatı, yağmur ve rüzigar ile uçar gider, okyanusa karışır ve yüze yüze bu balın balı erir, geriye mumu kalırmış. İşte bu mum da amber imiş.
Fekat sevgili okuyucularım, siz bu rivayetlerin hiçbirine itibar etmeyiniz. Zamanımızın büyük keşşafları, bu amber mevzuunu, tenvir etmiştir. Hikâyenin aslı şöyledir. Görünüz, Cenab-ı Hak amber denen bu pek güzel kokuyu nerede ve nasıl yaratmıştır, ibret alınız.
Adına İspermeçet Balinası derler, balina familyasından bir hayvan vardır. Bu hayvanın öteki balinalara nisbetle en büyük farklılığı ağzında fevkal?de keskin dişleri olmasıdır. Bu hayvan, bilhassa mürekkepbalığını sever ve gördüğü yerde dayanamaz yer yutar. İşte bu İspermeçet Balinasının bağırsaklarında amber oluşur. Bakınız şu işe! Hayvan def-i hacet ettiğinde—tabii suyun içinde oluyor bu—fena kokulu dışkı ile misk ü amber’in amberi ayrılır gider. Amber suyun üzerine çıkar. Renginin koyuluğu da, o yenilip yutulan mürekkebbalığının mürekkebisinden gelir.
İşte size iki ibret levhası: MİSK ve AMBER! Fakat, Cenab-ı Hakk’ın, yeryüzünde yarattığı pek acip ve fevkal?de garip şeylere örnek ararsanız, böyle misk geyiğinin karnını yahut ispermeçet balinasının bağırsaklarını karıştırmanıza gerek yoktur! Bakınız içtiğiniz süte, yediğiniz yumurtaya ve dahi bala! Ağaçlarda meyvelere, bulutlarda yağmur damlalarına, kartanelerine, annelerin rahimlerindeki yavrulara…
Fesuphanallah deyiniz!
Editöryayı kızdırmamak için kısa kesiyorum ve bu süt, yumurta ve bal faslını bir sonraki fıkralarımızdan birisine havale ediyorum.
AKIL, kalp, vicdan, korku, sevgi, iman gibi binlerce manevî hazine ile donatılmış insanoğlu, dünyayı paylaştığı diğer canlılar içerisinde maddî olarak dahi en mükemmel şekilde yaratılmıştır.
İnsanın apayrı bir nev olması, bazı temel özelliklerin, her ferdinde aynı olmasıyla mümkündür. Normalde, her insanda iki el, iki ayak, iki kulak, iki göz, tek burun, bir ağız vardır. Yapı itibariyle de bütün insanların organları aynıdır. Herkesin akciğeri, böbreği, kalbi, insan vücudunun hiç değişmeyen bir bölgesindedir. Bu birlik ve beraberlik ve birbirine benzemeklik, insanın yaratıcısının tek bir Allah olduğunun nihayetsiz delillerinden biridir. Tıp ilmi insanın bu özelliğinden dolayı ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Eğer insan vücudunun yapısında bu birlik mührü olmasaydı, her insan için ayrı bir tıp ilmi gerekecekti. Meselâ cerrahların insan organlarını elleriyle koymuş gibi bulmaları, mümkün olmayacaktı. (daha&helliip;)
TİMSAHLA filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder. Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar. Fakat sonuç hüsrandır. Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de tazecik yapraklar hiç de değerli değildir. Çift, sonunda anlar ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de teknik olarak doğru davranış eşi için “en değerli” olanı vermektir. Sonuç olarak, fil timsaha hortumuyla tuttuğu ve zaten yemeyeceği balıkları, timsah da gölün dibinden kopardığı ve zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar. Mutlu olurlar; çünkü birbirlerini anlamaya vakit ayırmışlardır. İkisi de “Ben elimden geleni yapıyorum ya!” savunmasına girmemiştir. (daha&helliip;)
Yaşam tarzınızdaki ufak değişiklikler kolayca zayıflamanızı ve formunuzu korumanızı sağlar. Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren diyetlerden hemen vazgeçin. 453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir. Diyet ve egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ eritirsiniz. Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori harcamanız yeterlidir, bu da her yıl ekstradan yarım ve bir kilo almanızı engeller. Diyete başvurmadan ağrısız ve acısız zayıflama stratejilerini kolayca uygulayabilir ve alışkanlık haline getirebilirsiniz. (daha&helliip;)
Diyetlerine yağsız yoğurt ekleyenler yüzde 22 daha fazla kilo kaybediyor. Göbekteki yağların yüzde 81 i de yoğurtla eriyor. Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı. (daha&helliip;)
Badem, kalp krizine ve kansere karşı da koruyucu… Prof. Dr. Yorulmaz, bademde yeterli miktarda karbonhidrat, doymamış yağ, lif, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, çinko, A, B, C ve E vitamini bulunduğunu bildirdi.
Sinirleri güçlendiren, emziren annelerin sütünü artıran ve bebeklerin gelişimine yardımcı olan bademin, böbrek, idrar yolları ve cinsel organlardaki iltihapları iyileştirdiğini belirten Yorulmaz, “Badem, kolesterolü düşürür, kan şeker seviyesini ayarlar, cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir, bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir, ağrıları hafifletir” dedi. (daha&helliip;)