Reşat AKÇAY, 1944 senesinde Akçaabat Akören köyünde doğdu. İlkokulu köyde okudu.Trabzon sanat enstitüsünü bitirdi.2 yıl Maçka’da ilkokul öğretmenliği yaptıktan ve askerliğini tamamladıktan sonra Yıldız Mimarlık Mühendislik Akademisi İnşaat Mühendisliği bölümüne devam etti.
Bu okulda okurken İstanbul Belediyesinin açtığı zabıta sınavlarına girdi ve 1967 yılında belediyede zabıta olarak çalışmaya başladı. Köprü, Sarıyer ve Şişli’de zabıta olarak görev yaptı. (daha&helliip;)
Blog
-
Reşat Akçay Kimdir?
-

Allah’ın zâtı neden bilinmez?
Allah’ın zâtı, idrak edilemeyecek kadar yücedir. Zira akıl ve idrak O’nun insana bir hediyesidir ve mahluk olan bu sermaye ile Allah’ın varlığı bilinebilir, ama zâtının hakikati idrak edilemez.
Mahluk olan şey mutlaka sınırlıdır. Bir başlangıcı olduğu gibi, bir nihayeti de vardır. Meselâ, göz mahluk olduğu gibi, görme sıfatı da mahluktur ve her ikisi de sınırlıdır. İnsan, bütün cisimleri göremediği gibi, kâinatta faaliyet gösteren kuvvetleri, bedenlerde vazife gören ruhları, bu âlemi dolduran melekler dünyasını göremez. (daha&helliip;) -
T.D.F. Gürpınar Sosyal Tesisleri Projesi
-

Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırtmasın
Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in doğum tarihidir. (daha&helliip;) -

Şehitlik ve Şehitlerimiz – Enes Aslantürk
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.
Bilakis onlar diridirler.
Lakin siz anlayamazsınız.”
(Bakara:154)Rahatça oturuyoruz evlerimizde, en büyük sıkıntılarımız, yarına sarkmayacak kadar hafif ve sıkıntısız…
Dünyanın kargaşasına kapılmış, sürüklenirken, geçmişi sorgulamamız gerektiğini hiç aklımıza dahi getirmiyoruz…
Biz ülkemizde özgürce, rahat bir şekilde, huzurlu olarak yaşıyoruz…
Ama nasıl oluyor bu? Dört bir yanı sırtlan sürüsü gibi düşmanlarla çevrili, tarihin her döneminde istila edilmeye çalışılmış ancak her seferinde ayaklarına takılan prangaları parçalayıp atmış bir vatan, elbetteki bu dik duruşunu, bağımsızlığını, bağrından çıkıp kendisi için toprağa düşen evlatlarına borçludur…
Sadece vatan toprağı değil, o vatan toprağının üzerinde yaşayan herkes, yatağında rahat uyumanın, sokaklarda özgürce dolaşabilmenin karşılığı olarak şehitlerimize borçludur…
Enes Arslantürk, “Şehitlik ve Şehitlerimiz” isimli eserinde bu minnet borcunu bir nebze olsun ödeme amacını taşıyor. Çanakkale Şehitleri’nden Milli Mücadele kahramanlarına, Allah yolunda vatan için genç yaşta toprağa düşmüş fidanların, kronolojik bir belgeseli tadındaki bu çalışma, duygulanarak okuyacağınız bir eser…Şehitlik ve Şehitlerimiz
Enes Aslantürk
BİLGEOĞUZ BASIM YAYIN -

Şehitlik ve Şehitlerimiz – Enes Aslantürk
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.
Bilakis onlar diridirler.
Lakin siz anlayamazsınız.”
(Bakara:154)Rahatça oturuyoruz evlerimizde, en büyük sıkıntılarımız, yarına sarkmayacak kadar hafif ve sıkıntısız…
Dünyanın kargaşasına kapılmış, sürüklenirken, geçmişi sorgulamamız gerektiğini hiç aklımıza dahi getirmiyoruz…
Biz ülkemizde özgürce, rahat bir şekilde, huzurlu olarak yaşıyoruz…
Ama nasıl oluyor bu? Dört bir yanı sırtlan sürüsü gibi düşmanlarla çevrili, tarihin her döneminde istila edilmeye çalışılmış ancak her seferinde ayaklarına takılan prangaları parçalayıp atmış bir vatan, elbetteki bu dik duruşunu, bağımsızlığını, bağrından çıkıp kendisi için toprağa düşen evlatlarına borçludur…
Sadece vatan toprağı değil, o vatan toprağının üzerinde yaşayan herkes, yatağında rahat uyumanın, sokaklarda özgürce dolaşabilmenin karşılığı olarak şehitlerimize borçludur…
Enes Arslantürk, “Şehitlik ve Şehitlerimiz” isimli eserinde bu minnet borcunu bir nebze olsun ödeme amacını taşıyor. Çanakkale Şehitleri’nden Milli Mücadele kahramanlarına, Allah yolunda vatan için genç yaşta toprağa düşmüş fidanların, kronolojik bir belgeseli tadındaki bu çalışma, duygulanarak okuyacağınız bir eser…Şehitlik ve Şehitlerimiz
Enes Aslantürk
BİLGEOĞUZ BASIM YAYIN -

İnsanlık Öldüyse, Mezarı Filistin Olsun!
Bir yerde zulüm varsa,
inlemek de aşırı olacaktır, isyan da!
Tekmelenenler türkü söylemez!
Bazı insanlar, bütün insanlık için
ölürler. Bütün insanlık için yaşadıkları gibi.
Zulüm, kısmak istediği sesi nârâ yapar.
Ve bazı ölüler, yaşayanlardan çok daha
yüksek sesle konuşur…
M. Selâhaddin Şimşek (1954-1994) (daha&helliip;)

