Blog

  • İrfan Seyhan – Hapisane İçinde

    İrfan Seyhan – Hapisane İçinde

    İrfan Seyhan – Hapisane İçinde

    Hapishane içinde
    Volta vuramıyorum
    Aç kapıyı gardiyan
    Burda duramıyorum

    Eminemin yüzünden
    Bir cinayet işledum
    Ey gidi arkadaşlar
    Cezayı idam yedim

    İdam cezası yedim
    Benim için ağlama
    Bu ömrüm burda biter
    Sevduğumi ağlama

    Hapishane içinde
    Kara kara günlerim
    Ne oldu bana Ya RAB
    Niye böyle inlerim
    Oy Oy Eminem

    Görüyorsun gardiyan
    Dertlerim bini aştı
    Aç kapıyı gardiyan
    Ölüm vakti yaklaştı

    Bırakın şu dünyada
    Seven seveni alsın
    Elveda kardeşlerim
    Dünya sizlere kalsın

     

  • Trabzon Fethine Yürüyen Fatih Sultan Mehmet Han

    Trabzon Fethine Yürüyen Fatih Sultan Mehmet Han

    Şevketlû ve dahi gayretlu Gazi Sultan Mehemmed Bahadır Han efendimiz hazretleri Bulgar Dağı’na kim çıktılar Drabuzun (Trabzon) tarafına iner oldular.
    Hazreti Padişah-ı Cihan bu dağun ekserin yayak (yaya) yüridi.
    Ebu-l Feth vel Gazi Han ter içinde idi yorulmuş idi lakin dimdik idi. El hasıl i kelâm Drabuzun üzerine indiler.
    Uzun Hasan’un anasın bile alup inmiş idi. Sultan Gazi Mehemmed Han’a Sara Hâtun eyidür (söyler): Hay oğul şuncacık Drabuzun içun bunca zahmadlar çekmek nedür? Dedi. Pâdişah hazretleri cevab verdi kim, “Ana!.. Bu zahmadın cümlesi Drabuzun çün değildür.
    Bu zahmadlar din-i İslam yolunadur kim, ahretde Allah Hazretüne varıcak (varınca) hacil ve zelil olmayavuz (olmayalım) deyudur.
    Zira kim bizüm elümüzde islâm kılıcı vardur ve biz bu zahmatı ihtiyar etmesevüz (etmezsek) bize gâzi bahadır han demek yalan olur.
    Gel A ana! Bak!.. Hep bile bakalım, şol bahadır erenler ve dahi derviş gaziler ana, baba, karındaş ve dahi avret ve dahi evlad endişesinden sıyrılup ne deyi gelmiştür? Ve dahi ben şol mubarek kılıncı kafirin böğründen çeker isem alem-i islamın hâli ne ola kim?
    Ben vurdum mu üç beş dirhem çekirdek, bir avuç kaytaban ve dahi dünyalık için vurmam ben, Ben benden ziyade, benim dindaşlarım, soydaşlarlarım ve dahi Muhammed Mustafa ümmeti hakkı içün vururum.
    Onlar öz yurtlarında sulh ile bile yaşayalar deyi vururum.
    Ben bencileyin gaflete düşer isem, bunca ümmetin encamı neye varır?
    İşbu gayrad içün vururum.

    Âşıkpaşazâde‘nin kaleminden…

  • Trabzon tarihi

    Trabzon tarihi

    blankTrabzon Tarihi

    Batısında Giresun’a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhaneye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize’ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili antik çağdan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

    Terminoloji

    Tarih boyunca Trabzon, Tirabizon, Trapezus, Trebisonda, Trapezunta, Trapezund, Atrabazandah adlarıyla anılan kentin ilk adı Trapezus olup MÖ 765 yılında kurulan bir Türk Kolonisidir. Antik Trapezus hakkında en eski ve detaylı bilgiyi MÖ 401 yılında Onbinler olarak anılan paralı askerlerin arasında bulunan Yunanlı yazar Xenophon’un, Anabasis adlı eserinden almaktayız. Antik Yunanistan’da Arkadia bölgesinde isimli Trapezus adlı başka bir kent de bulunmaktaydı. (daha&helliip;)

  • Kazım Azmi Turan Vefat Etti

    Kazım Azmi Turan Vefat Etti

    kazim-azmi-turanKazım Azmi Turan Vefat Etti, Çaykara soğanlı Köyü Eşrafından Müderris Hacı Tayyip Zühtü Efendinin Torunu,Trabzon Dernekleri Federasyonu onursal Başkanı ve Kastob başkan vekili Nurettin TURAN’ın babası Hacı Kazım Azmi TURAN 27 Nisan 2013’te Cenab-ı Hakkın rahmetine kavuştu.
    Cenazesi Istanbul’da yoğun bir katılımla eda edildi ve Kocasinan mezarlığında defnedildi.
    Merhuma Yüce Allah’tan Rahmet, kederli ailesine de sabır ve başsağlığı diliyoruz.

  • Alparslan Türkeş Kimdir?

    Alparslan Türkeş Kimdir?

    Alparslan-TurkesAlparslan Türkeş
    (d. 25 Kasım 1917, Lefkoşa – ö. 4 Nisan 1997, Ankara). Türk asker ve siyaset adamı. Aslen, Kayseri ili Pınarbaşı’nın Yukarı Köşkerli köyünden Avşarlardandır. Aile daha sonra Kıbrıs’a göç etmiştir.

    Askeri Kariyerinin Başlaması

    Türkeş, 1936’da Kuleli Askeri Lisesi ve 1938’de Harp Okulu’nu bitirdikten sonra, 1939’da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1940’ta evlendi. Harp Akademisi’ne giren Türkeş, 1944’te yüzbaşı rütbesindeyken Nihal Atsız’la birlikte “Irkçılık-Turancılık” davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün hapis cezası aldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947’de beraat etti. Orduya tekrar döndü. 1948’de Harp Akademisi’ni bitirdi. Daha sonra ABD’ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi’ni ve piyade okulunu bitirdi. 1955-1957 yılları arasında Washington’da NATO Daimi Komitesi’nde Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı. Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü. 1959’da Almanya’da Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO şube müdürü olarak atandı.

    27 Mayıs İhtilali ve Hindistan “Sürgünü” (daha&helliip;)

  • Muhabbet nedir?

    Muhabbet nedir?

    Osmanli_armasiSEVGİ VE BİLGİ KATILMIŞ SOHBETE “muhabbet” derler. Osmanlı ceddimizin, sevgi, bilgi, şefkat, dostluk, paylaşım gibi, bugün çoğunu unuttuğumuz kavramlardan oluşan bir “muhabbet” geleneği vardı.
    Eski kahvehaneler bile bu geleneğe hizmet ederdi. Şu deyiş meşhurdur:
    Gönül ne kahve ister, ne kahvehane
    Gönül sohbet ister, kahve bahane.

    Varlıklarıyla bugün bile övündüğümüz Osmanlar, Orhanlar, Muradlar, Yıldırımlar, Fatihler, Süleymanlar, Sinanlar, Barbaroslar, hep o “muhabbet” ekseninde yetişmiş değerlerdir.
    Çünkü muhabbetin hem insan ruhunu pişirip olgunlaştırmak, hem de sevgi paylaşmayla yürekleri bütünlemek gibi özellikleri var.
    Çocuklar dokuz-on yaşlarındayken muhabbet sofrasına alınır, on dördüne bastıklarında soru sorma hakkı tanınır, on dokuzundan sonra da görüş bildirmelerine müsaade edilirdi.
    Çocuklar aile ve toplum içinde kendilerini ifade etmeyi böylece öğrenirlerdi.
    Aile bireyleri birbirlerini muhabbet sofrasında keşfeder,
    büyükler küçüklere deneyimlerini aktarırken küçükler büyüklerine kendi dünyalarını yansıtırlar, zamanın kuşaklar arasına girmesinden oluşan dil farklarını giderirlerdi.
    Büyükler küçüklerin kullandığı dili, küçükler büyüklerin kullandığı terminolojiye âşinâ hâle gelirlerdi.
    Dil, ayırıcı bir özellik olarak kuşakların arasına girmez (şimdi olduğu gibi), birleştirici ve bütünleştirici bir rol Oynardı. (daha&helliip;)

  • Prof. Dr. Behram N. Kurşunoğlu Kimdir?

    Prof. Dr. Behram N. Kurşunoğlu Kimdir?

    Miami Üniversitesi’nin prestijli Teorik Fizik Araştırma Merkezi’ni kurmuş olan Behram N. Kurşunoğlu, 1965 yılında emekliye ayıldığı Carl Gables’deki merkezde 1992 yılına kadar doktora sonrası çalışmalar düzenleyerek bilim adamları eğitmiş ve fikir alışverişinde bulunmak üzere dönem dönem merkeze gelen bilimcilere bir forum oluşturmuştur. Merkezin yürütülmesine ardım etmiş olan emekli fizik profesörü Dr. Arnodl Perlmutter’in ifadesine göre merkeze çalışmaya gelen bilim adamlarının 35’i Nobel ödülü almıştı. (daha&helliip;)