Etiket: Cümle Kapısı

  • Nazan Bekiroğlu Kimdir?

    Nazan Bekiroğlu Kimdir?

    nazanbekiroglu3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon’da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak girdi. (daha&helliip;)

  • Necip Fazıl ve Cezalandırılan Müslümanlar

    Necip Fazıl ve Cezalandırılan Müslümanlar

    blankBir ülkü uğruna hapis yatanların, ki sistem, bireyini düşüncesinden değil eyleminden dolayı yargıladığı id­diasındadır çoğu kez, en meşhurlarından birisidir Ne­cip Fazıl. Meşhur, güçlü ve etkileyici. İslâmî duruşuyla, zamandaşı Nazım’ın (Necip Fazıl üç yaş küçüktür on­dan) temsil ettiği kıymetlerin tam karşı kutbunu tem­sil ediyor olsa da, o da sistemin dışındadır. Ama aynı şeye zıt iki şeyin birbirine benzerliği teorik olarak doğ­ru dursa da hayatta aksamaktadır. Ve Nazım, “Ağa Camii”nden geçen yoldan iyice çıkarken, Necip Fazıl “Ağa Camii”nde bir vaaz vakti yola gelmektedir. Bir Nakşi Şeyhi olan Abdülhakim Arvasi ile karşılaşması* Necip Fazıl’ın milâdını teşkil eder:

    “Benim Efendim.”

    Milâdın tecellisi var. Tecellinin levhi, Büyük Doğu’nun sahifeleri. Büyük Doğu otuz altı yıllık bir hikâ­yedir.Bir nehir roman.

    Yakaca bir hayal kuvveti ve yıpratıcı bir muhayyi­leydi Necip Fazıl. Eğer doğru yatağı bulamasaydı taşkı­nında en evvel kendisi boğulurdu. Akması için en uy­gun yatağı bulduğunda ise “Artık ben nasıl susabili­rim,” dedirten gerçeğinin bu kadar hayata geçirilmesi kaçınılmazdı. “Şahsi bir zevk ve saklı bir telkin” babın­da kaldığı sürece kimseyi ürkütmeyen şey, Büyük Doğu sahifelerinden aşikâr edilmeye başlanınca başladı Ne­cip Fazıl’ın da mahkemeleri, mahkûmiyetleri. (daha&helliip;)

  • Türkçüler

    Türkçüler

    blankBanisi, “Türküm” diyebilmeyi mutluluk vesilesi sa­yan Türkiye Cumhuriyeti, fikrî esaslarını Meşrutiyet döneminin yıldızı parlayan fikir akımı Türkçülükken alır. Bir ulus-devlet olarak, el kitabının Türkçülüğün Esasları olmasına şaşmamalı. Hal böyleyken Türkiye Cumhuriyeti devletinin sitem oklarından Türkçüler de kurtaramaz kendilerini. İlk büyük Türkçü avı 1944’te gerçekleşir, sonuncusu ise o temiz, masum ve yiğit ço­cukların yollarca gönüllü koruyuculuğuna soyundukla­rı devlet tarafından niçin “tutulduklarını” ancak neden sonra anlayabilecekleri 12 Eylül’de.

    Siz sakın sanmayın el vurdu bana Öpmeye kalktığım el vurdu bana (Ozan Arif) (daha&helliip;)