Kategori: Sağlık

  • Deterjanlar, Kimyasal maddeler, kozmetikler ve vücut bakım ürünlerinin zararları

    Deterjanlar, Kimyasal maddeler, kozmetikler ve vücut bakım ürünlerinin zararları

    Deterjanlar, Kimyasal Maddeler, Kozmetikler ve Vücut Bakım Ürünlerinin zararları

    Yeryüzündeki bütün canlılar yani insanlar, hayvanlar ve bitkiler havaya, suya ve toprağa atık bırakırlar. Bu atıkları dönüştürmek ve faydalı hale getirmek için mükemmel bir Ekolojik Sistem yaratılmıştır. Ekolojik sistem bir denge sistemidir ve görevi, kendi içinde çeşitliliği devam ettirmek ve her bir türün neslini korumaktır. Dünyanın bütünü bir ekosistemdir. Bununla beraber bir kıta, bu kıtadaki bir bölge, bu bölgedeki bir köy, bir çiftlik, bir ev veya bir canlı organizma da birer ekolojik sistemdir.

    Ekosistem içinde bitki türleri üretici, hayvanlar ve insanlar ise genel olarak tüketicidir. Mikroorganizmalar ise, ekosistemdeki bitki, insan ve hayvanların atıklarını parçalayarak, üretici bitkilerin bunları tekrar kullanmasını sağlar. Mikroorganizmalar yeryüzüne, havaya ve suya bırakılan atıkları temizler, toprağın verimini sağlar, lavabo ve tuvaletlerde kireç ve organik kirlerin oluşmasını Önler, bağırsaklarımızda vitamin, enzim ve protein üretir, cilt, saç, kıl, tırnak ve ağız dokularının sağlığını korur.

    Ekolojik dengeyi sağlayan her bir çeşit mikroorganizmanın görevi o kadar farklı, net ve incedir ki, insanlar bunları asla başaramaz. Mikroorganizmalar aniden yok olsa, bütün yeryüzü kalın bir çöp tabakasıyla kaplanır, dünyadaki canlılık bazı bilimadamlarına göre 1,5 saat, bazılarına göre daha kısa sürede sona ererdi.

    Biyologlar ”Melekler belki de mikroplardır” demektedir.

    Fakat antimikrobiyal ilaçlar, dezenfektanlar, vücut bakım ürünleri, temizlik maddeleri ve tarım ilaçları ile mikroorganizmalar akılsızca ve acımasızca yok edilmektedir. Çünkü, bu kimyasallar sadece mikroplara değil, insanlara da zarar vermektedir. Tuz ruhu, çamaşır suyu, bulaşık deterjanı, yağ çözücü, lavabo açıcı, çamaşır deterjanı, leke giderici ve benzerleri organik kalıntı ve mikropları nasıl anında eritip yok ediyorsa, akciğer ve beyin hücrelerini de etkilemektedir. Solunum yoluyla alınan deterjanlar beyin damarlarını, akciğerlerdeki bronşları ve alveolleri eritir, yıpratır ve şişirir. Kan dolaşımına karışarak damarlarda deformasyona, kan üretiminde ve kan dolaşımında bozulmalara, MS ve alzheimer gibi nörolojik hastalıklara, akciğer, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yol açar.

    Deterjan, kozmetik ve vücut bakım ürünlerini kullananlar halsiz, uyuşuk, depresif ve mutsuzdur. Hormon dengesi bozulmuş, hafızası zayıflamış, şuuru bulanıklaşmıştır, sağlıklı düşünemezler, yüzleri toprak rengidir, tırnakları gri veya mordur, saç dökülmesi ve kıllanma problemleri vardır. Bütün bunlar, Allah’ın hizmetimize verdiği, yalnızca görevini yerine getirmeye çalışan mikropları, vazife başında öldürmenin karşılığıdır.

    Bugün deterjan gibi kimyasalların yerini nano ürünler almaktadır. Bu ürünler, bütün canlılar için öncekilerden çok daha tehlikelidir. Nanoteknoloji yoluyla üretilen nano temizlik ürünleri (temizlik bezleri, cam Siliciler, banyo lifleri, araba parlatma eldivenleri, nanomatik toplar, mikrofiber bezler, makyaj pedleri, kağıt havlu ve peçeteler, tuvalet kağıdı gibi) çok yaygın kullanılmaya başlamıştır. Özellikle camiler, oteller, okullar, kreşler, toplu taşıma araçları, hastaneler, evler, hayvan barınakları gibi yerlerde kullanılmaktadır. Nano Temizlik ürünleri, uygulandığı tüm yüzeylere yapışarak nano boyutta, renksiz bir tabaka oluşturur, bütün mikroorganizmaları (bakteri, virüs, mantar, küfler, vs.) %99,9 oranında öldürür, bakteri oluşumunu uzun süreli olarak engeller; organik kokuları yok eder. Hijyen ürünlerinden en önemli farkı, adeta bir mikroorganizma mıknatısı etkisi oluşturmasıdır. Bu şekilde çevredeki ve havadaki mikro organizmaları kendine çeker, hazım sistemindeki enzim üretimini yok ederek öldürür. İnsan ve hayvanlarda enzim üretim sistemi, mikroorganizmaların enzim üretim sistemine benzediği için aynı etkiyi gösterebilir. Dolayısıyla bu maddelerin kullanımı tahminlerin çok üstünde global felaketlere sebep olabilir.

    Halbuki, Allah (c.c.) Maide Suresi. 6. Ayet’te her türlü necasetten temizlenmek için su ve toprak kullanmayı emretmiş, temizlik için bunların yeterli olduğunu bildirmiştir.

    Çünkü bizi ve yaşadığımız çevreyi kirleten herhangi bir madde veya mikroplar değil, negatif enerjidir. Negatif enerjiyi kıran temiz su ve topraktır. Vücudu ve elleri yıkarken sabunlamak bile şart değildir. Cilt üzerinde yaşayan ve cilt sağlığını korumakla görevli mikroplar, bu işi bizden daha iyi yaparlar. Biz sabun kullanarak, mikropların görevini aksatmış oluruz. Çamaşırda ve temizlikte sadece kokusuz sabun, kokusuz arap sabunu, çamaşır sodası, kil ve katkı maddesi içermeyen sabun tozları kullanmak gerekir. Fakat hidrojenize yağları kullananların vücut kılları ve dışkı ile atılan yağ metabolikleri yapışkan olduğu için çamaşırlar, tuvalet ve banyolarda yapışkan, zor temizlenen kalıntı bırakır. Bu kalıntıları sadece deterjanlar temizleyebilir.

    İnsan, yapay yağlarla, yiyecek, içecek ve vücut bakım ürünlerindeki katkı maddeleriyle, tıbbi ilaçlarla ve nihayet nano ürünlerle bedenini mumyalamaktadır. Bu nedenle son yıllarda böcek, sinek ve bakteriler artık mezarlardaki cesetleri çürütüp toprağa karıştıramaz hale gelmiştir. Doğal alanları da kirleten bu maddeler sebebiyle bir süre sonra hayvanların cesetleri de çürümez hale gelecektir. Diğer taraftan, Ölü insan, hayvan ve bitkileri çürüterek ekolojik dönüşümü sağlayan böcek, sinek ve mikroorganizmalara karşı kullanılan tarım ve böcek ilaçları, bu görevli varlıkların neslini tüketmektedir.

    Bu durum devam ettiği sürece, biyolojik çevrim yavaşlayacak; bazı böcek, sinek ve bakterilerin nesli yok olacak, dünya Ölü bataklığına dönüşecek ve ekolojik kıyamet kaçınılmaz olacaktır. Deterjan, tarım ilacı, antibiyotik, vücut bakım ürünü, katkı maddeleri ve nano ürünleri kullanan insan “ekolojik kıyamet“i kendi elleriyle hazırlamaktadır.

    Aidin Salih – Gerçek Tıp kitabından alıntıdır.

  • Devekuşu yağının özellikleri

    Devekuşu yağının özellikleri

    Geçmişten günümüze önemini hala koruyan ve günümüzde bile bir çok derde deva amaçlı kullanılan bitkiler ve birtkisel karışımlar bulunmakta. Devekuşunu hepimiz biliriz. Uçma yeteneği olmayan tek kuş. Peki devekuşu yağını hiç duydumuz mu ?Taa eski çağlardan gelme bir şifa kaynağı. Eski Mısır, Roma ve Afrika kültürlerinde devekuşu yağı, 3000 seneden beri kozmetikten ağrıların giderilmesine kadar birçok alanda kullanılmaktaydı. Tarihi kaynaklar devekuşu yağının milattan önceki devirlerde de yaygın bir şekilde kullanıldığını gösteriyor. Öyle ki M.S.1.yy’da yaşamış olan Romalı filozof Pliney devekuşu yağının faydaları üzerine yazılar yazmıştır.

    21. yy’da devekuşu yağının Omega-6 ve Omega-9 yağ asitlerini içerdiğini biliniyor. Bu temel asitler hücre zarlarının gelişmesine, vücudun daha etkin besin kullanımına çok büyük katkılarda bulunmaktadır. Ayrıca her ikisinde de cilt nemlendirici özelliği bulunmaktadır. Devekuşu yağı moleküler büyüklük olarak insan yağıyla aynı olduğundan vücut tarafından kabul edilmesi edilmesi çok kolaydır. Özellikle gelişmiş toplumlarda sağlık ve şifa amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca yaşlanmayı önleyici bir etkisi var devekuşu yağının.


    Daha güçlü kaslar: Devekuşu yağı ile kaslara günlük masaj yapılarak kas ağırlıklarının arttığı ve kasların geliştiği tespit edilmiştir. Bu nedenle kaslardaki zedelenmelerde kas zayıflıklarında kullanılmaktadır. Özellikle sporcuların yaralanması sonucuda oluşan kas ağrıları için birebirdir.
    Kuru ciltler: Kuru cilt vücudun temel yağ asidini kaybetmesinin bir sonucudur. Cilde devekuşu yağı uygulayarak cildinizin daha yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlayabilirsiniz.
    Devekuşu yağı başağrıları, sinüs, tansiyon gibi hastalıklarda da faydalı bir şekilde kullanılmaktadır. Devekuşu yağı ayrıca rahatlatıcı özelliği de bulunmaktadır.

    Yağın Faydalı Olduğu Durumlar:
    Güneş Yanığı, Su toplama, Kuru ciltler, Sedef Hastalığı,Deri kesilmeleri, Yatak Ağrıları, Deri Yanmaları ,Kas Ağrıları,Deri Sıyrıkları .Alıntıdır…
    Bu yağı merkezi İstanbul’da bulunan Hasmera Devekuşu Çiftliğinden temin edebilirsiniz
  • Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Vitiligo nedir, tedavi yolları nelerdir?

    Derimizde pigment üreten, dolayısıyla derimize rengini veren melanosit hücreleri vardır. Çeşitli sebeplerden dolayı, bu melanositlerin hasar görmesi sonucu, pigment üretilemez. Pigment yetersizliği sonucu deride, dağınık ve yama şeklinde sınırları belli olan beyaz alanlar (leke) oluşur. Süt kadar belirgin bir beyazlıktır.Bu lekelerin büyüklükleri değişiktir; nokta kadar ya da 2-3 madeni para büyüklüğünde olabilir. bu şekilde deride ortaya çıkan hastalığa vitiligo denir. Vücutta en çok etkilenen yerler el, kol, bacak, yüzdür. Genital bölgede de görülme sıklığı fazladır.

    Toplumda her yüz kişiden ortalama 1.5’inde vitiligo ortaya çıkar. Kalıtsal faktörlerin (ailesinde bu hastalığa yakalanmış olanların olması) bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu söylemek mümkün. Yapılan araştırmalar, ailesinde bu hastalık görülen kişilerin yüzde 25’inde vitiligonun görüldüğünü göstermiştir. Deride beyazlık şeklinde kendini gösteren bir hastalık olduğundan, koyu renkli kişilerde daha belirgindir. Ortaya çıkma yaşı değişkendir. Hastaların yarısı 20 yaşından önce hastalığa yakalanmıştır.

    VİTİLİGO NİÇİN ORTAYA ÇIKAR?

    Vitiligonun ortaya çıkış sebebi, deriye rengini veren melanosit hücrelerin azalması sonucu pigment üretilememesidir. Bu hücrelerin niçin azaldığı kesin olarak bilinmese de bazı teoriler üretilmiştir. Genlerde ortaya çıkan bazı bozukluklar, bağışıklık sisteminin bozulması sonucu vücudun melanositleri yıkması, bu hücrelerin kendi kendini yok etmesi gibi nedenler yüzünden melanositlerin azaldığı düşünülmektedir.

    Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında ya da daha da şiddetlenmesinde etkili olan bazı faktörler vardır. Güneş yanması, stres, bazı hastalıklar ve çarpma gibi faktörler bu hastalıkta etkin rol oynar. Tabiki kalıtsal faktörleri de unutmamak gerekir. Aile öyküsünde bu hastalığın olması da bir risk faktörüdür. (daha&helliip;)

  • Zencefil nedir, faydaları ve zararları nelerdir?

    Zencefil nedir, faydaları ve zararları nelerdir?

    Zencefil nedir, faydaları ve zararları nelerdir?

    Bir Şifa Hazinesi: Zencefil
    Bitkiler, asırlardır ilâç olarak kullanılmaktadır. 20. yüzyılın başlarında ilâçların % 40’tan fazlası bitki kaynaklı iken, 1970’li yıllarda sentetik ilâçların revaç bulmasıyla bu nispet % 5’in altına düşmüştür. 1990’lı yıllardan itibaren tıbbî bitkilerin yeni kullanım sahalarının bulunması, tabiî ürünlere olan talep ve gelişmiş ülkelerde nebatî ilâçlara artan ilgi, bu bitkilerin kullanımını artırmıştır. Günümüzde bu bitkilerin ekonomik değeri, 60 milyar dolar civarındadır. İki binli yılların başından itibaren dünya pazarında değeri gittikçe yükselen zencefilin, 2004’te 270 milyon dolar olan ekonomik hacmi, 2008’de 560 milyon dolara ulaşmıştır. Zencefilin anavatanı Güney Asya’dır. Bu bitki ülkemizde üretilmediği için 2004 yılında 64, 2008’de ise 235 ton ithal edilmiştir.1 
    (daha&helliip;)

  • Kımız Nedir?

    Kımız Nedir?

    Kımız Nedir? Kısrak sütünün fermante edilmesiyle elde edilen geleneksel içecek. Orta Asya bozkırlarında yaşayan Kırgız, Başkurt, Kazak, Yakut ve Özbek gibi Türk halkları ve Moğollar arasında bugün de önemli bir içecektir. Süt şekerince zengin olan kısrak sütünden îmâl edilen kımız, beyazımsı bir sıvıdır. Çok eski bir târihi vardır. İlk olarak Orta Asya’da Türkistan ve Moğolistan taraflarında yaşayan kavimlerce içilmiştir.

  • Hacamat nedir? Nasıl Yapılır?

    Hacamat nedir? Nasıl Yapılır?

    Hacamat nedir? Nasıl Yapılır?

    Peygamber sünneti Hacamat yeniden keşfediliyor?
    Peygamber Efendimiz’in (sav) sünneti ‘hacamat’a itibarı iade ediliyor. Hastalıklarından kurtulamayanlar çareyi hacamat yaptırmakta buldu. Özellikle Batı’da bu tedavinin yapıldığı merkez sayısı her geçen gün artıyor. Peki hacamat nedir, hangi hastalıkları tedavi eder?

    Hacamat; haccam(hacamatçı) tarafından uygulanan, kılcal damarlardaki, hastalıklara sebep olabilecek pis kanın , Resûlullah-sallâllâhu aleyhi ve sellem-efendimizin tavsiye ettiği şekilde vücudun dışına alınma işlemidir.

    Peygamber Efendimiz’in (sav) sünneti ‘hacamat’a itibarı iade ediliyor. Hastalıklarından kurtulamayanlar çareyi hacamat yaptırmakta buldu. Özellikle Batı’da bu tedavinin yapıldığı merkez sayısı her geçen gün artıyor. Peki hacamat nedir, hangi hastalıkları tedavi eder?

    Çağımız insanının en büyük sorunlarından biri hastalıklardan kurtulamaması… Bu da insanları modern tıbbın dışında tedavi yöntemlerine sevk ediyor. Bunlar içinde en çok ilgi gören ve her geçen gün dünya tıp çevrelerince de tavsiye edilense ‘kupa terapisi’, İslam literatüründeki adıyla ‘hacamat’.

    Kısacası; geçmişi insanlık tarihi kadar eski kupa terapisi (hacamat) tedavisinin itibarı iade ediliyor. Hacamat, Peygamber Efendimiz (sas)’in de uyguladığı, ümmetine de pek çok kez tavsiye ettiği bir tedavi yöntemi. Uzmanlara göre, iyileştirmediği bir hastalık yok. Peki nedir bu kupa terapisi (hacamat), nasıl yapılır, faydaları nedir?

    VÜCUT YENİDEN DOĞMUŞ BEBEK GİBİ…

    Kupa terapisi, yaş ve kuru olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kuru olanı, ağrıyan bölgeye bardak/şişe çekme işlemine deniyor. O daha çok vücutta masaj etkisi yapıyor. Peygamber Efendimiz’in hadis-i şerifinde “Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.”

    diye önemini vurguladığı vücuttan kan akıtılarak yapılan işlem ‘yaş’ olanı. Uygulama alanı daha fazla ve daha çok hastalığı tedavi ediyor. Çünkü işlem vücutta sağlığı koruma amacıyla atık maddelerin biriktiği belli noktalardaki tıkanıklık, kılcal veya ince damarlardan kirli kanın akıtılmasını sağlıyor. Hastalıklara sebebiyet veren bu kanlar atılıyor ve vücut işlemini yeni doğmuş bir çocuğunki gibi yerine getiriyor.

    8216hacamat_ve_akupunktur8217_icin_y

    HADİSLERDE HACAMATA DAİR HER BİLGİ VAR

    Hacamat ile hadis-i şerifler bunlarla sınırlı değil. Hadislerde, hacamatın nerelerden ve hangi tarihlerde yapılması gerektiğine kadar ayrıntılı bilgi yer alıyor. “Kafa hacamatı yaptırmak 7 derde şifadır: Cinnet, baş ağrısı, cüzam, maraz, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.” hadis-i şerifi buna örnek. Şu anda İslam dünyası, tedaviyi, bu hadisler doğrultusunda uyguluyor. C-7 diye adlandırılan omuz, baş, kürek kemikleri ve kalp hizası, bel ve kuyruk sokumu, ayak bileklerini kapsayan bu noktalar, bugün dünyadaki bilim adamlarının da kupa terapisi için tavsiye ettiği yerler. Çünkü bu 7 bölge, vücutta atıkların toplandığı yerler ve hastalıklar bu noktalarda kendini belli ediyor.

    AYIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI

    (Hacamat Hicri ayın günlerine göre yapılır)

    Her ayda hacamat olabileceğin 4 gün vardır o geçti mi, diğer ay beklenecek. Hacamat gökteki ayın (HİCRİ)17-19-21 inci günlerinde yapılmalıdır. En faydalısı 17. gündür. Hacamat ayın ilk günlerinden 14’üne kadar(gökteki ayın büyüme günlerinde) faydalı değildir. 15 inden 21 ine kadar(Hicri ve tek günlerde) günlerde faydalıdır. 22 sinden 30 una kadar ay küçük olduğu için bedenler zayıf olur ve çıkan kan az olacağından faydası az olur(Bunun içindir ki ameliyatlar mümkünse ayın 14 ünden sonra yapılmalıdır.Bunun için denilmiştir ki; Kesilmesi istenen bir iş, ay küçülürken, yani 14 ünden 30 una kadar yapılmalı-Devam etmesi istenen bir iş de ay büyürken yani 1 inden 14 üne kadar yapılmalı.Mümkünse devam etmesi istenen bir işe ayın ilk çarşambası başlanmalı.-Bununla beraber ayın 1 inde ortasından ve sonunda bir işe başlama-Marifetname). Hadis-i Şeriflerde, tekli günler tavsiye edilmiştir. Bu günler içinde en çok faydalı olduğu gün ayın (Hicri)17. günüdür. Ondan sonra (Hicri)19, ondan sonra (Hicri)21, ondan sonra (Hicri)15 nci gündür.

    hacamat-hastalik-tedavisi

    HAFTANIN HANGİ GÜNLERİNDE YAPILMALI

    Hacamat PAZARTESİ günü yapılmalıdır.Hakkında teşvik olup yasak olmayan tek gün pazartesidir. Haftanın üç günü hakkında hem teşvik edici, hem de yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Eğer Pazartesi günü mümkün olmazsa, bu üç günde hacamat olunabilir. Bu günler; PAZAR, SALI, PERŞEMBE (Salı günü ayın, hicri 17’nci gününe gelirse hacamat için çok uygundur.)

    HANGİ GÜNLERDE YAPILMAMALI

    Haftanın üç günü hakkında teşvik olmayıp sadece yasaklayıcı Hadis-i Şerifler vardır. Bu üç günde yasak günlerdir; ÇARŞAMBA, 
    CUMA, CUMARTESİ(Bu günlerde ameliyat, mümkünse yapılmamalıdır.) BU GÜNLERDE KESİNLİKLE HACAMAT OLMAMALIDIR. Hadis-i Şerif’te “Kim Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat olurda bedeninde alaca hastalığı görürse, sadece kendini kınasın.”,“Cuma günü bir saat vardır, kim o saatte hacamat olursa mutlaka ölür.”, “Cuma, Cumartesi, Pazar günleri hacamat olmaktan kaçının.”

    insan-vc3bccudu1

    ŞÜPHELİ GÜNLER

    Haftanın üç günü ise hem yasaklanmış, hem teşvik edilmiştir. Bunlar; PAZAR, SALI, PERŞEMBE günleridir. Eğer Pazartesi (Pazartesi en faydalı gündür) hacamat olmak mümkün olmaz ise bu günlerde olunabilir. Hadis-i Şerifler; “Kim Perşembe günü Hacamat olurda o gün hastalanırsa,o hastalıkta ölür.”, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Salı günü kan günüdür. O günde bir saat vardır, kan durmaz.” Ebu Davud, Tıbb 5, (3862).

    GÜNÜN HANGİ SAATİNDE YAPILMALI

    En faydalısı güneş doğduktan 1 saat geçtikten sonraki 2 saattir (bu 2 saatten sonrada öğlen kerahet vaktine kadarda hacamat yapılabilir), bu mümkün olmazsa öğlen ikindi arası.

    Kaynak: Yeni Akit

  • Limon suyu ve sarımsak mucizesi

    Limon suyu ve sarımsak mucizesi

    blankBUNU YILDA BİR KEZ YAPIN

    Özellikle Rus doktorların tavsiye ettiği kalp ve damar hastalıkları reçetesi mucizevi sonuçlar veriyor. Bitkilerle doğal tedavi yöntemine son derece önem veren Rus tıp dünyası, bu formülü yüzlerce yıldır kullanıyor ve son derece başarılı sonuçlar elde ediyor. Limon suyu ve sarımsakla yapılan karışım, damar sertlikleri, damar yağlanması, damar tıkanıklıkları ve tansiyon gi

    bi sorunları kalıcı olarak ortadan kaldırıyor.

    Türkiye’deki bazı doktorlar da hastalarına bu formülü öneriyor.

    EVİNİZDE KENDİNİZ YAPABİLİRSİNİZ

    – 2 Litre hiç su katılmamış sıkılmış limon suyu

    – 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak (Mümkünse Anadolu’da yetiştirilmiş ithal olmayan sarımsaklardan)

    – Ağzı sıkı kapanan 2 litrelik kavanoz (2 litrelik pet şişeler de kullanılabilir) (daha&helliip;)