Blog

  • T.D.F Kazım Koyuncunun Vefatının 4.Yıldönümü Basın Açıklaması

    T.D.F Kazım Koyuncunun Vefatının 4.Yıldönümü Basın Açıklaması

    1Trabzon Dernekleri Federasyonu olarak; 2003 yılında başlatmış olduğumuz Çernobil faciasının Karadeniz bölgesindeki etkilerini araştırma çalışmalarımıza bizzat katılarak katkı sağlayan, (daha&helliip;)

  • Vali Kızılcık’tan Şampiyon Trabzonspor Sözü

    trabzon_v.. (Small)Son Valiler Kararnamesi ile Batman’dan Trabzon’a atanan Vali Recep Kızılcık, Tekirdağ’da baba ocağını ziyaret etti.  Cuma günü Trabzon’daki görevine başlayacağını aktaran Vali Kızılcık Trabzonspor’u şampiyon yapma sözü verdi.  (daha&helliip;)

  • Kalp Sevmekten Yorulmaz

    Kalp Sevmekten Yorulmaz

    v.vakkasoglu

    Vehbi Vakkasoğlu Hocamız

    Pazartesi 15:00 Parantez

    Kalp Sevmekten Yorulmaz 22:30

    Programları ile Moral FM’ de Sizlerle…

    Gençliğin süsü iffet

    Gençlik nimetinin en kıymetli süsü, iffettir. İffet, genç ruhları temiz, saf ve günahsız tutan temel unsurdur. Ruh ve beden bekâreti, iffetle korunur.

    İffet, yakın zamanlara kadar kızlarımıza ad olurdu. Şimdilerde, isim olarak bile unutulmaya yüz tuttu. İffetsizlik suç olmaktan çıktı. Hatta iffetsizliğini basın yoluyla ilan etmek, marifet sayıldı.

    İffetle birlikte, edep ve hayâ da göçtü dünyamızdan…

    Bu güzel duygular, insanı hakiki insan yapardı. Ancak kadınlara daha çok yakışırdı. Onları “Hanımefendi” makamına terfi ettiren; edep, hayâ ve namus hususundaki hassasiyetleriydi.

    Bu sebeple, Güzeller Güzeli (sav), “Bir kadının en güzel süsü, utancından dolayı yüzünün kızarmasıdır.” buyurmuştur.

    19. Asırdan itibaren, özellikle de Avrupa’dan bütün dünyaya, cinsi hürriyet namıyla yayılan utanmazlıklar, Osmanlı toplumunda da derin yaralar açmıştı. Rahmetli Mehmet Akif, Avrupa’ya ilim, fen almaya gitmişlerimizin, bize taşıdığı pisliklerden çok dertlenir. Özellikle de onlardan şu şikayeti çok ilginçtir: “Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne!”

    Efendimiz (sav) de, “Gençliğin tehlikelerinden sakınınız.” buyurur.

    Gençliği bekleyen asıl ve büyük tehlike, nefsanî ve şehvanî olanlardır. Bu yüzden Efendimiz, gençlerin evliliğini kolaylaştırmayı emreder. Evliliği gecikecek olanlara da oruç tavsiye etmiştir. Zira nefsi dizginleyen, tutan ve burnunu yerlere sürtüp kendine getiren en önemli şey, oruçtur. Hz. Mevlana, oruç aşkını şöyle açıklar: “Oruç bana hiçliğimi ve Allah’a muhtaçlığımı hatırlatır. ”

  • Kahve Molası

    Kahve Molası

    sükriyetutkun

    Yapımcı-Yönetmen: Sabire Saka DAYI

    Ana Yayın Günü: Pazar 10:20
    Salı 20:00

    [email protected]

    Yapım ve yönetimini Sabire SAKA DAYI’nın, sunumunu Şükriye TUTKUN’un yaptığı Kahve Molası’nda bu hafta…

    Başarı öykülerinin farklı yönlerle hayata yansımalarını yakaladığımız Kahve Molası’nda bu haftada alanında oldukça başarılı bir ismi konuk ediyoruz. Yeni ve farklı fikirler üreten, fikri parlatan ve etrafa yayan bir fikir kadını. Molamızı bu hafta fikir Merkezi / ICOM Yönetim Kurulu Üyesi ve Ajans Eş Başkanı Meltem GÜRLER’in evinde verdik.

    “Fikir her yerdedir” sloganıyla yola çıkan ve başarıyı yakalayan Meltem GÜRLER ile dünü, bugünü ve yarını konuştuk. Kariyerle birlikte iyi bir eş ve anne olmanın yolları neler? Meltem Hanım’ın başarıya giden yolda karşılaştığı zorluklar? Bu soruların cevaplarını ve satır aralarında kalmış bilinmeyenleri kendi ağızlarından Kahve Molası’nda izleyelim…

  • Terziliğe Övgü

    Terziliğe Övgü

    terzi

    Şairin aksine, rasyoneldir terzi. Ölçer. “Ben bu adamın ölçüsünü almıştım zaten!” demez, bir daha,bir daha ölçer. Aşık terzi Ali Osman Çoban, terzinin akılcılığını mistik bir temele oturtuyor: “Her müşteri Allah’ın ayrı birtecellisidir. ‘Bana özel davran’ diyor, çünkü özel yaratılmış.Her insan sözüyle, davranışıyla kendini gösteriyor. Konuşurken, kişi hakikatten ne kadar haberdar, bu meydana çıkıyor.”Terzilik insan fıtratına en çok uyan, insanı tamamlayan meslektir. Bütün canlılar giysileriyle doğar. Çıplak doğan, yalnızca insan. İşlediği suça karşı, elbisesi cennette rehin kalmış! Terzi Çoban doğru söylüyor: “İdris’in çırakları olmasaydı, Adem’in çocukları çıplak kalırdı! “İdris’in çırağı isen, kumaştan çalmayacaksın. Yaptığı işin “peygamber mesleği” olduğunu düşünmek ne büyük mutluluktur! Bu bilinçle çalışırsan, Çoban’ın erdiği sırra erersin: “Giyinmek, cehalet ayıplarından kurtulmak; soyunmak ise benlik mefhumundan, nefsanî duygulardan arınmaktır.

    Giyinmek ve soyunmak diye birbirinin zıddı tercihler yok, birbirini tamamlayan unsurlar var. Yani biz cehalet, bilgisizlik ayıplarından kurtulmak için giyinmek zorundayız. Fazıllar ahlak-ı Muhammedi ile giyinirler. “Terzi Çoban’ın kalbi aklına kement atmış: “Akılla âşık olunmaz. Fakat aklı çalıştırmadan aşk kemale ermez. Akıl ile aşk iki ayak gibidir. İki ayak sonucu menzildir, menzil ise irfan. Hayatta en güzel şey samimi bildiğin bir dostu dinlemek, onunla konuşmak, sohbet etmektir. Hayat budur, Cennet budur, cemal budur, kemal budur.” 

  • Sevmeyi Seviyorum

    Sevmeyi Seviyorum

    yavuzselim

    Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
    Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

    Yavuz Sultan Selim

    Gelemiyorum sıkıntıya, sınırlar daraltıyor rûhumu… İnsan olmak zor iş… Sabretmek, sıkılmamak, “sıkıldım” dememek, hep insanlığın bir gereğiyse eğer?! Lâkin insanlık başlığı altında olmak istemeyenlere ‘dünya şartlarında sefâleti saadet zannedenlere’ kolay her şey!.. Hani o mâlum belgesellerdeki “iki ayaklı hayvan” tâbirini haklı çıkarırcasına yaşamak… En basit, en alt, en dipsiz seviye… (daha&helliip;)

  • Nur'ların Filizlendiği Yer:Barla

    Nur'ların Filizlendiği Yer:Barla

    barlakatranağacı

    BARLA, BEDİÜZZAMAN’IN bedel ödemeğe başladığı belde… İmansızlığa karşı iman dirilişini haykırma bedeli… Küfrü kabullenmeme, zulme razı olmamanın diyeti; sürgünlerle sürülme, sorgularla yargılanma süreci…

    Yandıkça parladı, parladıkça yaktı… Küfrün külleri savruldu Barla’da başlayan bahar ateşiyle… Bu ateş dalga dalga Anadolu sathına yayıldı… Hapishaneler gül bahçesine, mahpuslar bahçıvana dönüştü.

    Nurlu bir yürüyüş başladı şefkat kumandanının önderliğinde… Önünü çelmek isteyen çelimsizlere dönüp bakmadı bile… Yanan imansızlık ateşi sonsuzluğu kavururken onlarla uğraşacak zaman mıydı?

    Zulmani ve nurani ateşin ahir zamanda şiddetli çarpışmasıydı bu… Ölümü hiçe sayarak ölümüne vuruyordu küfri fikirlere… Kahroluyordu küfür komiteleri, müspet hareketle ellerinin kollarının bağlanmasından…

    Görünürde zincirliydi, asılda ise hürriyet zirvesinde hikmet soluyor küfür kirliliğini defediyordu.

    Defalarca zehirlendi ölmedi, biliyordu ki ölüm, hayatın sahibinin elindeydi, kuvvetsiz eller bir şey yapamazdı. Kuvvetli olan sebepleri arkasına alan değil, müsebbibül esbaba dayanandı… Bu kuvvet hayatında hep hakim oldu, paşalar padişahlar baş edemedi onunla. Bir başını değil saçları adedince başları olsa Kur’an yolunda vermeye hazırdı.

    Hamasi nutuklar atmıyor, hakikati konuşturuyordu hayatında… Sünneti ihya… Kur’an’ı kainatla, kainatı Kur’an’la muhatap olma hakikatini… Nazarları kendine değil Nübüvvet güneşine çeviriyordu… Çünkü o bir dolunaydı… Nur Risaleleri Kur’an güneşi etrafında dönen dolunaylardı… Onun için gecede ıssız ve ışıksız kalanların sığınağı oldu.

    Biz bulunduğumuz beldeleri “Barla” laştırmak için bedel ödedik mi veya ödemeye hazır mıyız? Şeytanı sürgünlerde süründürüyor, nefsi sorgularla sarsıyor, Kur’ani kuşanmışlıkla kainata ve hayata bakıyorsak içimizde bahar ateşi alevlenmeye başlamıştır. O ateş önce “ben” i yakar, buharlaştırır onu… Nurani hakikat semasına yüceltir. Kalbinden karanlık kalplere nur yağar artık. Beldelere bedel bir Nur talebesi olmuştur.

    Evet, Barla Bediüzzaman’ın buharlaştığı belde. O, Barla denizinden buharlaşarak geçmiş, kalplerimize Nur olarak yağmıştır. Aynı yönde, aynı yolda yürürsek ona bir nebze olsun yaklaşmış oluruz.

    Zatına nazar edilmesine sevmemiş, ihtiyaç da duymamış. Said Nursi zaten Bediüzzaman… Fakat yakın planda yansıttığı Nebevi nura her “an”da, her günde bizim ihtiyacımız var.

    Dönen dünyada ihtiyaçlarımızı geciktiremeyiz… Ateşin baharı bulunduğumuz beldelerde “bedel” ödeyerek başlatmalıyız. Nevruz zuhur etmek üzere. Kışta kalmayı kabullenmiyorsak kımıldamalıyız.

    Baharınız bereketli, nuraniyetiniz bol olsun ki, küfür karanlıkları Barla buluşmalarıyla aydınlığa kavuşsun.

    Bediüzzaman Said Nursi
    (Ocak-Mart 1878 – 23 Mart 1960)