Yelkenin en genel tanımını, ”rüzgar enerjisini kullanarak kuvvet oluşturan ve bu kuvvetin etkisiyle bağlı bulunduğu nesnenin hareket etmesini sağlayan araç” olarak yapabiliriz.Nesnenin kelimesini kullanmamızın esas amacı yelkenin denizde,karada ve buzda fizik kurallarına göre özel olarak tasarlanmış araçlara takılabilmesidir. Dolasıyla yelkenleri genelde deniz,göl ve akyanuslarda seyir halinde görsekte rüzgarın esdiği sürece her şekilde ürettiği kuvvetten faydalanabiliriz.Rüzgarın esmediği durumlarda kuvvet üretilemeyeceği için yelkenlerimizde görevlerini yapamazlar.
Blog
-

Yelken tarihi
Yelken tarihi, insanlığın gelişimiyle doğrudan orantılıdır.Bilimde gelişen insanoğlu, yelken ile denizleri keşfetmeye başladı. Rüzgarın bir kuvvet olduğunu ve kullanabileceğini anladıktan sonra ,yelkeni yaparak, günümüze kadar gelen bu önemli aracı kullanmış oldu. Tarihteki ilk yelkenin mısırlılar tarafından papirüs kağıdı kullanılarak yapılığı ve ilk Nil nehrinde denendiği biliniyor.
-

Aşkın Ölümü
Gitgide daha fazla insanın dünyasında aşkın öldüğü bir zamanda yaşıyoruz.
Kimileri, şehvetle aşkı karıştırıyorlar. Karşıdakini bir ‘insan’ olmaktan ziyade,
bir beden, hatta elde edilecek bir ‘av’ olarak görenler zuhur ediyor.
Bu ise, aşkı öldürüyor. Çünkü aşk ruhların beraberliğidir;
bedenlerin değil…
-

Denizci Bayrakları
Denizlerde kullanılan ve özel anlamları olan bayrakların anlamları mutlaka bilinmeli.
-

Denizde görüş mesafaleri
Denizde yelken, kürek veya motor kuvvet ile seyredilirken en önemli unsurlardan biri görüş mesafesidir.
-

Yat nedir?
Yat kelimesi (Yacht) sözcüğünün türkçe karşılığıdır. Yacht sözcüğünün geçmişi ise 17. yüzyıla kadar dayanır.
-

İstanbul’da Yaşama Sanatı
FRANSIZCA’DA bir tabir vardır ; “L’art de vivre” yaşama sanatı anlamına gelir, “L’art de genre” ise yaşama üslubu demektir. Avrupa’da bir şehir hakkında tanıtıcı kitap yazılırken basit bir rehber mahiyetinde kitap bile olsa o şehirde “yaşama sanatı” adı verilir; “Paris’te Yaşama Sanatı”, “Londra’da Yaşama Sanatı” gibi. Biz de ise nedense hep Şehir Rehberi, İstanbul Gezi Rehberi yahut en fazla İstanbul’da Yeme İçme Sanatı gibi başlıklar konup, o muhtevaya uygun bilgiler veriliyor.Halbuki bir şehri şehir yapan oradaki kendine özgü yaşama imkânları, renkleri, çeşitlilikleri, havasıdır. Eğer bütün bu bileşimleri, armoniyi farkedemez, onu sindiremez, o güzellikleri idrak edemeyip oradaki yaşama sanatını gerektiği gibi icra ve tatbik edemezseniz o şehirde bulunuyor, vakit geçiriyor, hatta doğup ölüyor, ama o şehirdeki yaşama sanatının farkına varamıyorsunuz demektir.
Şimdi gelelim bizim şehrimizde, bizim İstanbulumuzdaki yaşama sanatına: Öncelikle mutlaka bu şehirde nostaljiye takılmamak, mazide kalmamak, ah’lar vah’lar arasında sıkışmamak, yaşayanın, mevcudun, kalabildiği kadarıyla eldekinin tadını çıkarmanın peşinde olmalıyız. İstanbul’da yaşama sanatının sanat haline gelmesi için bu tarihî şehir iyi tanınmalı, yedi tepesinden kıyısına, parkından dağına, tarihî Osmanlı çınarlarından, taşlardan fışkıran Centrantus Ruber’lerine kadar iyi bilmek gereklidir. (daha&helliip;)


