Blog

  • Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir nasıl unutturuldu ?

    Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir nasıl unutturuldu ?

    İsmet İnönü
    İsmet İnönü

    İsmet Paşa hiç savaş kazandı mı?

    Hatta bir seferinde Refet Bele ve diğer İstiklal Savaşı komutanları kendi aralarında konuşurlarken bir gazeteci gelmiş, onlara “İnönü zaferi”ni sormuş, paşalar hep birlikte gülüşmüşler.
    Gazeteci bir pot mu kırdım acaba deyip gülüşmelerinin sebebini sorunca “Canım” demişler, “onu bize anlatma, İnönü kaçarken adamları gelip Yunanlıların da geri çekildiklerini haber veriyorlar, bunun üzerine düşmanın üzerine hücum ediliyor, Yunanlılar zaten kaçıyor, hepsi bu!” Bunun üzerine gazeteci merakla sormuş: “Peki Atatürk’ün İnönü’yü tebrik ettiği, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz” dediği telgraf neyin nesi o zaman?”
    Refet Bele gülerek cevap vermiş:
    “Mustafa Kemal Paşa İsmet’in morali bozulmasın diye ‘Söyleyin Hamdullah Suphi Beye, benim ağzımdan şuna bir telgraf döşensin’ demiş. İşte bu telgraf o telgraftır.” İkinci İnönü Muharebesi ise Fevzi Çakmak’ın son andaki müdahalesi sayesinde hezimete dönüşmekten kurtulmuştur. Meclis zabıtlarını okuduğunuz zaman görürsünüz ki, istisnasız herkes bu zaferin Fevzi Çakmak’a ait olduğuna inanmaktadır. Aksini düşünen dahi yoktur. (İyi ama kimse Fevzi Çakmak’ın bir zafer kazandığını okuyamaz kitaplarımızda.) Nitekim İsmet Paşa da telgrafında İnönü savaşını gerçek kazanan komutanın Genelkurmay Başkanı Çakmak olduğunu beyan etmiştir: (daha&helliip;)

  • Cumhuriyet bir ‘Redd-i miras’ üzerine kurulmuştur

    Cumhuriyet bir ‘Redd-i miras’ üzerine kurulmuştur

    Yavuz Bahadıroğlu
    Yavuz Bahadıroğlu

    Resmi ideoloji” nereye kadar? Demiştik ki, “cumhuriyet bir ‘redd-i miras’ üzerine kurulmuştur”. Alfabemizi reddettik… Kılık kıyafetimizi reddettik… Hukuk sistemimizi reddettik… Müziğimizi reddettik… Mimarimizi reddettik… Tarihimizi reddettik… Ecdadımızı reddettik… İlhamını dinimizden alan köklü kurumlarımızı (medrese, tekke, zaviye) reddettik… Dilimizi reddettik… Hatta ve hatta dinimizi bile (âdeta) reddettik (en azından buna zorlandık)… Bunlar bir medeniyetin temel taşları sayıldığına göre de, medeniyetimizi reddettik. Tabii bir kimlik bunalımına sürüklenip arabeskleştik… Biraz Batılı, biraz Doğulu… Biraz Amerika, biraz Avrupa… Biraz Roma, biraz Mekke… Biraz Müslüman, biraz Hıristiyan (yaşam biçimi olarak)… Biraz muhafazakâr, biraz devrimci… Biraz mafya, biraz kanun! Bu yüzden hemen her sahada bitmez tükenmez tereddütler, hemen her alanda şaşkınlıklar, hemen her şey yaz-boz tahtası… İstikrar kırmızı mumla aranıyor! Ayrıca, yaşanan “redd-i miras”, işte bu türden “kültür ihtilâli”nin eseridir! Hatırlayalım ki, “kültür ihtilâli” dünyada yalnız üç milletin başına geldi: Çinlilerin, Arnavutların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının… Mao’nun ölümüyle Çin bu yoldan döndü. Hatta aralarında Mao’nun karısının da bulunduğu “kültür ihtilâli” mimarlarını cezalandırdı, kadîm kültürüne sarılıp bunun moral etkisi sayesinde adeta “yeniden diriliş”i gerçekleştirdi (Türkiye yeni anayasa sürecinde böyle bir yola girer mi dersiniz?). Çin’in birden bire ekonomik bir dev olma yoluna girmesi ve bu açıdan dünyayı tehdit etmeye başlaması tesadüflerle izah edilemez. Kanaatimce bu hızlı atılımlar, Çin’in yıllar sonra kendi kültürüyle nihayet buluşmasından gelen moral gücün sonucudur. Arnavutluk da, keza, Enver Hoca’nın ölümünden hemen sonra kültür ihtilâli yolunda kendini inkârdan vazgeçti. Dinini ve kültür kaynaklarını yeniden keşfetmeye çıktı. Kapatılan camileri, medreseleri, tekkeleri açtı. Kılık kıyafet tercihini serbest bıraktı. Kısaca “resmi ideoloji” denilen devlet dayatmacılığından döndü. Şimdi, komünizmin çürüttüğü toplumsal dinamiklerini kurmaya ve dirilmeye çalışıyor. Kültür ihtilâline muhatap olan dünyanın üçüncü ülkesi Türkiye ise benzer adımlar atıyor. Ama büyük bir handikabı var: Kemalizm! Kemalistler Türkiye’nin yeni başlangıçlar yapmasına izin vermiyorlar. Etkili makamlarda (vaktiyle ele geçirdikleri) oldukları için de, direnip siyasetin işini zorlaştırıyorlar. Sayın Başbakan’ın sık sık bürokrasiden yakınması boşuna değil. Engellendiğini düşünüyor. Engelleniyor da… Ama direniş aşılamaz değil. Bizim gibi son derece netameli bir coğrafyada yaşamak için her gün yenilenmek zorunda olan dinamik ülkelerde eski dogmaları ilânihaye sürdürmeye zaten imkân yok. 30’lu, 40’lı yılların ihtiyaçlarına göre oluşturulan sistemlerin yeni gelişen ihtiyaçlara hem cevap veremediği, hem de bu yüzden ülkeleri tıkadığı biliniyor. Kim bundan daha fazla tıknefes olmak ister ki? Tıkanmışlıktan nemalananlar hariç… Kısacası, Türkiye, bu çağı da ıskalamamak için, hızla değişmek zorunda… Yavuz Bahadiroğlu – Yeni Akit (2011-10-16)

  • Avrupa Keriman Halis’in Güzelliğine mi vurulmuştu ?

    Avrupa Keriman Halis’in Güzelliğine mi vurulmuştu ?

    Dünya Güzeli Keriman Halis
    Dünya Güzeli Keriman Halis

    Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece Tamer (99), İstanbul’da kızının evinde hayatını kaybetti..
    PEKİ AVRUPA (HRİSTİYAN) TOPLUMU KERİMAN HALİSİN GÜZELLİGİNE Mİ VURULMUŞTU!..
    1932 senesinde Cumhûriyet Gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Hâlis kazanmıştı.
    Aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünyâ güzellik yarışması düzenlenmişti.
    Keriman Hâlis bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen katıldı. Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kimselerle görüştü ve konuştular.
    Yarışma gününde jürinin önünden kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip puan değerlendirmesi yapmak istedi.
    Başkan kürsüye geçerek şöyle konuştu: “Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünyâ üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir.
    Elbette Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkar edemeyiz. Neticede bu, Hıristiyanlığın zaferidir.
    Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz.
    Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdâhale eden Kanûnî Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir.
    Biz de bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünyâ güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”
    KAYNAK : YALAN SÖYLİYEN TARİH UTANSIN MUSTAFA MÜFTÜOĞLU 269 ‘170 – YENİ REHBER ANSİKLOPEDİSİ 357

  • Cpanel’de Döküman (Sayfa) Önceliği Nasıl Ayarlanır?

    Cpanel’de Döküman (Sayfa) Önceliği Nasıl Ayarlanır?

    blankMerhaba arkadaşlar, bu bölümde kafanıza takılan index.htm başta olsun eğer ftp de index.htm varsa öncelik olarak onu açsın. index.htm yoksa ardında ki dosyaya geçsin o da index.html. Böyle birşey yapılabilir mi eminde değilim diye düşündüğünüz bir soruya çözüm bulmaya çalışacağız.

    Yönetimi size ait olan WHM Linux Cpanel bir serverde aşağıdaki resimlerde yer alan bölümlerden sayfa önceliğinizi yukarı – aşağı taşıyarak dilediğiniz index.php, index.htm, index.html, default.htm, default.html vs. gibi anasayfa varyasyonlarının önceliğini değiştirebilirsiniz. (daha&helliip;)

  • Windows 7 Kurulu Bir Sabit Diski Başka Bir Bilgisayarda Kullanmak

    Windows 7 Kurulu Bir Sabit Diski Başka Bir Bilgisayarda Kullanmak

    blankSenaryo 1: Yeni bir Notebook aldınız ve eski bilgisayarınızdaki sabit diski buna takarak hiç işletim sistemiydi, programdı kurmakla uğraşmadan kullanmaya devam etmek istiyorsunuz. Ama 2 bilgisayarın donanımı birbirinden tamamen farklı?

    Senaryo 2: Yeni bir sistem topladınız ama sabit diskinizi değiştirmeyi düşünmüyorsunuz ve işletim sistemiydi, programdı kurmakla uğraşmadan kullanmaya devam etmek istiyorsunuz. Ancak eski bilgisayarınız ile yeni topladığınız sistemin donanımı birbirinden tamamen farklı?

    Senaryo 3: Masaüstü bilgisayarınızda majör donanım değişiklikleri yapacaksınız amaWindows’un açılmamasından korkuyorsunuz yada açılmıyor… (daha&helliip;)

  • Osmanlı Mirasına İhanet

    Osmanlı Mirasına İhanet

    blankCumhuriyet döneminin başlarında ve 1950 öncesine rastlayan zamanlarda, gayr-ı müslim lere ait vakıflar ve mektepler büyük bir itina ile himâye görürken, müslümanlara ait vakıflar çarçur edilmiştir. Ali Himmet Berki ‘nin tesbitine göre 200 ile 300 bin arasındaki vakıf malı İstanbul’da,çoğunlukla da gayrımüslimlere olmak üzere, yok pahasına satılmıştır. İki caminin arası ölçülmüş ve eğer 500 metreyi geçiyorsa, küçük olanı yıkılmıştır. Hamdolsun öz yurdumuzda azınlık statüsünden kurtulmaya başladığımızdan beri, bu konulara da sahip çıkmaya başlamışızdır.

    1923 tarihli Lozan Muâhedenamesi ise, ekalliyetlerin himâyesi için 9 madde sevkederken, öz vatanında ekalliyet durumuna düşen müslüman Türk halkı için, ciddi bir şey ortaya koyamamıştır. Bu arada fethin ve İslâm’ın sembolü olan Ayasofya’da, Fâtih ‘in cami halini değiştirenlere lanet etmesine rağmen, yâd eller tarafından, eski haline çevrilememişse de, asıl maksadı da ortadan kaldırılarak müzeye çevrilmiştir. Kanaatimize göre, Ayasofya, Lozan’ın “Türk hükümeti, mezkûr ekalliyetlere ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve sair müessesât-ı diniyeye her türlü himâyeyi bahş eylemeyi taahhüd eder” şeklindeki 42. maddesinin III. fıkrasına dayanılarak kapatılmıştır. Ancak kapatılma kararı, hem eski vakıf hukuku açısından ve hem de kararın şekli açısından hukuka aykırıdır. Zaten bakanların bir çoğu da imzalamamıştır.

    Netice olarak, Lozan Muâhedenâmesinden sonra, İngiliz Avam Kamarasında “Türklerin istiklalini ne için tanıdınız?” diye yükselen itirazlara, yahudi olan Lord Gürzon şu cevabı vermiştir: “İşte asıl bundan sonraki Türkler, bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz”. Yine kendisi gibi yahudi olan Nayim Hayun ise “Siz Türkiye’nin mülkî istiklalini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyeti ve İslâm’ın bayraktarlığı vasfını, ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum” demiştir. Ve gerçekten de Nayim, Türk murahhaslar heyetinin müşaviri durumundadır. Ancak müslüman Türk milleti rahmet-i ilâhiyyeden ümit kesmemiştir ve Yüce Allah da, bin senedir dininin bayraktarı olan Türk milletini yine eski haşmet ve şevketine kavuşturacak günlere getirmiştir. Yani tekrar müslüman Türk milletinin hâkim sınıf ve azınlıkların da azınlık olacağı bir devreye girmiş bulunuyoruz. Bu silsilenin son halkası Ayasofya’dır ve bazı yahudi bozmaları istemese de, tekrar ulu ma’bed haline gelecektir.

    Ahmet Akgündüz

  • TDF Gençlik Kolları Geleneksel 4. Hamsi Günü

    TDF Gençlik Kolları Geleneksel 4. Hamsi Günü

    blankTrabzon Dernekleri Federasyonu Gençlik Kolları Geleneksel hale gelen 1 ocak hamsi gününün 4. sünü Güngören Haznedarda Balıkçı Kenan’da gerçekleştirdi.  Hamsi şölenine TDF Gençlik Kolları üyeleri, TDF Yönetim kurulu üyelerinden, Nurettin TURAN, Hüseyin AYAZ, İrfan Zengin, Ahmet HOCAOĞLU , www.ofhayrat.com   ve www.hayrat.net  sahibi Abdullah GÖZAYDIN ile www.ofunnabzi.com   muhabiri Sadullah Dervişoğlu, Marmara Üniversitesinin gelecekte yıldız sanatcıları olmaya aday öğrencileri; İsmet ŞENYER ve arkadaşları  ile karadeniz sevdalıları,tarbzon sevdalıları, hamsi sevdalıları katıldı. (daha&helliip;)