Blog

  • Ali Yıldırımhan Kimdir?

    Ali Yıldırımhan Kimdir?

    Ali Yıldırımhan
    Ali Yıldırımhan

    Aslen Çaykaralı olan ve 1982 yılında Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde doğan Ali Yıldırımhan kemençe çalmaya ilkokulda başlamış. İlkokul öğretmeninin kendisine ya öğretmen ol yada ressam önerisiyle başlayan serüven, Çeşitli konserlerde ve etkinliklerde çalışmalarına devam eden sanatçı davetlileri kemencesiyle ve sesiyle büyülüyor. Sanatcı eski kemençe üstadlardan rahmetli Sürmeneli Bahattin Çamurali, Çaykaralı yaşayan kemençe efsanesi Yusuf Cemal Keskin gibi adını Karadeniz müziğine yazdıran üstadları örnek alıp kemencesi ve sesiyle yöre kültürüne hizmet etmeye devam ediyor.

  • Tarık İhtiyar – Çok oldu ağladığım

    Tarık İhtiyar – Çok oldu ağladığım

    Tarık İhtiyar – Çok oldu ağladığım

    Kız benden başkasina
    Sevdalanırsan Eğer
    O beyaz gelinliği
    Giydiğin anda geber

    Çok oldu ağladığım
    Çok oldu sızladığım
    Çok oldu geceleri
    Yari sayıkladığım
    Yıllardır ağlıyorum
    Yillardir sizlıyorum
    Yillardir aynı sözü
    Boşa sayikliyorum

    Akrepler arasında
    Kız mezarın kazılsın
    Gelenin olsun ama
    Okuyanın olmasın

    Çok oldu ağladığım
    Çok oldu sızladığım
    Çok oldu geceleri
    Yari sayıkladığım
    Yıllardır ağlıyorum
    Yillardir sizlıyorum
    Yillardir aynı sözü
    Boşa sayikliyorum

    Sana birşey yapamam
    Aşkım emsin kanını
    Kurusun damarların
    Allah (Mevlam) alsın canını

    Çok oldu ağladığım
    Çok oldu sızladığım
    Çok oldu geceleri
    Yari sayıkladığım
    Yıllardır ağlıyorum
    Yillardir sizlıyorum
    Yillardir aynı sözü
    Boşa sayiklıyorum

  • Kemençe de ağlarmış

    Kemençe de ağlarmış

    Selçuk Balcı
    Selçuk Balcı

    Kemençenin sesi dinlendirir mi? Ya da ne kadar hüzünlendirir?

    Çayelili Selçuk Balcı‘nın yaklaşık bir yıldır sosyal paylaşım sitelerinde fenomen olan şarkısı “Deniz üstünde fener“e kemençeyle getirdiği yorum aynen böyle. İki hafta sonra Kalan Müzik‘ten Patika adlı albümü çıkacak olan Balcı, besteleri ve yorumuyla kendine özgü bir sanatçı.
    Yaklaşık bir yıldır, sosyal medya ve paylaşım sitelerinde Karadenizli bir gencin amatör olarak kaydettiği videosu dolaşıyor. Şarkının sözleri herkesin dilinde: “Deniz üstünde fener/Bir yanar bir de söner/Bu kaybana sevdaluk/Ne yana olsa döner”. Bu sözler anonim değil. 23 yaşındaki Çayelili Selçuk Balcı’ya ait. Bestesini de kendi yapmış. Oysa mahalli sanatçıların sözlerini, bestelerini ve tavırlarını hatırlatıyor.

    Onu önce 8-9 ay önce Endipol’ün Habertürk’te yayınlanan Müzik ve Yol programında tanıdık. Kemençesinden çıkan sesini duyan herkes önce kulak kesiliyor, sonra “Bu kim?” diye soruyor.

    Kemençenin insanı yerinden zıplatan bir enstrüman olduğu düşünülür. Temel karikatürlerinde ‘gıy gıy gıy’ diye ses çıkarmaktan da öteye gitmez. Sürekli komiklik, hamsi tava, Temel, Fadime! Oysa Karadeniz’de acılar da yaşanmış. Bu acılar üzerine ağıtlar yazılmış. Selçuk Balcı’nın kemençeye getirdiği yorum dinlendiren, kimi zaman hüzünlendiren bir özelliğe sahip. İranlı sanatçı Farid Farjad’a yapılan ‘kemanı ağlatan sanatçı’ yakıştırması ona da kendi enstrümanı ile ilgili söyleniyor. Kemençeyle ağlamak ya da kemençe ve dinlendiren müzik! Ne kadar tezat değil mi? Ama onu saatlerce dinleyebilirsiniz. Bu yorumlar sadece bizim düşüncemiz değil, Karadenizli olsun olmasın pek çok insanın ortak görüşü. Karadeniz horonunu, dolayısıyla kemençeyi sevmeyen, hatta sesine tahammül edemeyen bir Egeli ya da İç Anadolulu bile onu dinleyince fikrini değiştirdiğini söylüyor. (daha&helliip;)

  • Gökhan Birben – Bulutların Gözyaşı

    Gökhan Birben – Bulutların Gözyaşı

    Gökhan Birben - Bulutların Gözyaşı
    Gökhan Birben – Bulutların Gözyaşı

    Yakında piyasaya çıkacak olan albümde Gökhan Birben, Samistal, Üskürt Dağı, Bulutların Gözyaşı, Omuzumda orağım, Karayemiş, Vaketisa Düzebi, Analıgüm, Hey Gidi Karlı Dağlar, Punipos, Zurpicine Ağhçkenin, Ağustozi Mulun ve Verane Kalsun Dağlar isimlerini taşıyan 12 esere yer veriyor.

    Cinan Müzik etiketiyle çıkacak olan albümde yeni eserlerin yanında, eski ve unutulmaya yüz tutmuş anonim türküler de yer alacak
    Bulutların Gözyaşı isimli albümde Hasan Cinan prodüktör, Kemal Sahir Gürel-İlhan Yabantaş düzenleme-aranjör, Metin Kalaç mastering, Murat Yapıştıran-Ercan Tanrıverdi- İlhan Yabantaş kayıt olarak görev yapıyorlar. Saund (Nail Yurtsever) stüdyosunda hazırlanan albümde yer alan fotoğrafları Asım Haberal (kapak), Orhan Yayla, Mehmet Ali Yazıcı ve Ali Kemal Atik çekti. Albüme adını veren Bulutların Gözyaşı isimli eserin sözleri ünlü söz yazarı İbrahim Karaca tarafından yazıldı. İlhan Yabantaş, Gürsoy Tanç, Mahmut Turan, Volkan Arslan, Selçuk Balcı, Tahsin Terzi, Eyüp Hamiş, Murat Tırnak, Ömer Arslan, Gürkan Özkan, Gökhan Özkan, Burhan Elmas, Onur Aydemir gibi güçlü müzisyenlerin çalgılarıyla renk kattığı albümde Kemal Sahir Gürel, Erdal Bayrakoğlu, Murat Tırnak, İbrahim Karaca, Murat Yapıştıran, Ercan Tanrıverdi, Nail Yurtsever, Ülkü Alıcı ve Şifa Ercil vokal olarak yer aldılar.

    Albümde kendine ait üç eserin de bulunduğunu söyleyen Gökhan Birben; “Unutulmaya yüz tutmuş halk türkülerini ve derlemeleri gelecek kuşaklara aktarmak için anonim eserlere ağırlık verdik. Son yirmi yıldır dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sanayileşme ve doğa tahribatı var. Albümümüze ismini veren ‘Bulutların Gözyaşı’ türküsü de bu doğa tahribatını oluşturan, doğayı katledenlere karşı bir haykırışı anlatıyor. Yıllardır bu topraklar yeşiliyle kendini bize âşık etti. Şimdi bu yeşillik insanlar tarafından maalesef yok ediliyor. Bu türkümüzde, yağmurların değil de bulutların ağladığını anlattık.” dedi. (daha&helliip;)

  • Selçuk Balcı – Deniz Üstünde Fener

    Selçuk Balcı – Deniz Üstünde Fener

    blankSelçuk Balcı – Deniz Üstünde Fener

    Deniz üstünde fener
    Bir yanar bir de söner
    Bu gaybana sevdalık
    Ne yana olsa döner (kırk tarafa da döner)

    Gel kaçalım sevgilim
    Dağların arkasında
    Yandım da öleceğim
    Bu yürek yarasından

    Duman gelir dereden
    Kapatır dağı taşı
    Sevdiğimin yüzünden
    Durmaz gözümün yaşı

    Gel kaçalım sevgilim
    Dağların arkasında
    Yandım da öleceğim
    Bu yürek yarasından

  • Tulum Çaykara Çalgısı mı?

    Tulum Çaykara Çalgısı mı?

    blankMuhammet Ali Sarı yaptığı bir araştırmada Çaykara’da kemençe ve kavaldan önce tulumun kullanıldığını ortaya koydu.

    Tarihte; gerek Agathias’yn notlarynda, gerek M.Ö. 764 yılında Urartu kralı olan, Sarduri II’nin dönemine ait kitabelerden yola çıkılarak varılan tezlerde, gerekse Plinius’un, Timosthenes’i referans olarak göstererek aktardığı rivayetlerde; uzun asırlar bölgede varlığını koruyabilmiş Kolha uygarlığı, Trabzon ili sınırlarında ağırlıklı olarak Of ve Sürmene’de yoğunlukta bulunmaktaydı.

    Yalnız bu kültürün Of ve Sürmene’de bazı Lazoğlu lakaplı aileler ve yakın zaman Osmanlı dönemine ait tapu tahrir kayıtlarında mübadele öncesi Of ve Sürmene’den yüzlerce Hristiyan Laz ailenin Yunanistan’a mübadil olarak gönderilmelerinin dışında da bazı kültürel izler olmalıydı.

    Batum-Pazar arasında devam eden bu kültüre ait bir takım izleri yöremizde de bulabilme adına yaşlılarımızı dinlemekten başka bir seçeneğim yoktu. Çünkü yöremize ait tarih, büyük bir kısmı itibariyle eksik olmakla beraber, kayıt altyna alınan tarihi bilgiler de daha çok nüfus ile alakalı klasik istatisliklerden ibaretti. (daha&helliip;)

  • Sirke nedir, faydaları ve zararları nelerdir

    Sirke nedir, faydaları ve zararları nelerdir

    blankSİRKE, yemek ve salatalarımıza çeşni veren, ayrıca turşu yapımında kullanılan ekşi (asitli) bir maddedir.
    Ekşimiş üzüm ve elma suyu demek olan sirkede bol miktarda C vitaminiyle bazı madeni tuzlar bulunur. Bu yüzden sirkenin besin değeri yüksektir ve vücudumuza çok faydası vardır.

    Sirkede yüzde 6-7 oranında asetikasit (sirke ruhu) mevcuttur. Bilhassa bu sirke asidi; iştah açar, sindirim salgıların artırıp hazmı kolaylaştıran ve sirkeye ferahlatıcı hoş kokusunu veren maddedir.

    Sirke Yapılışı

    Tabii sirke, elma veya üzüm suyunun 15 gün kadar bir kapta üstüne tülbent örtülerek bekletilmesi ve süzülmesiyle elde edilir. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına imkân vermeyen şişelere tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş ve güneş ışığı almayan bir mekânda saklanır. (daha&helliip;)