Etiket: Dünya

  • Zamanı Öldüren Zamansız Ölür

    Zamanı Öldüren Zamansız Ölür

    zaman

    ŞAHİT olduğumuz her ölümde, mukadder ölümümüzü akla getiren birşeyler vardır. Ölünün yüzü bir ayna gibi yüzümüzü yansıtmaktadır: Orada sanki donup kalmış zamanın soğuk ve keskin çizgileri bizi kaçmaya, hayatın karmaşasına karışmaya ve gördüklerimizi unutmaya kışkırtır. Gerçi ölümden kaçamayacağımızı biliriz, ama bu bilgi, kışkırtmanın üzerimizdeki etkisini azaltmaz. Aksine tam da gerçekleşmesi imkansız olduğundan kendini şiddetle dayatmaktadır. Bu yüzdendir ki, ölmüş bir insanın ardından söylediğimiz sözlere, çoğunlukla kendi hayatlarımıza dair duyduğumuz endişelerin, korkuların itirafı da gizlice yerleşiverir.

    Sevdiğimiz insanların ölümünü “zamansız” olarak niteleriz. Ya genç yaşta aramızdan ayrıldıkları, ya da “yaşasalardı yapacakları çok şey vardı” inancındayızdır. Hayatın içinde taşıdığı o sonsuz gibi görünen çeşitlilikteki imkânları, “kaybedilen”in artık ebediyen yitirdiği fırsatları kuşatır. Ölen kişinin, eğer sağ olsaydı, başarabilecekleri sanki sınırsızdır: Hayat, ellerini zamansız bırakmasaydı kuracakları şahsî dünyaları kusursuz olurdu. Adımlarını bu kadar çabuk durdurmasaydı ölüm, katedecekleri mesafe ölçülemezdi. Erken kapanmasaydılar, gözlerinde parlak bir geleceğin ışıkları görülebilirdi. Olabileceği ve yapabileceği herşeyi beklenmedik gelişiyle kişinin elinde olmaktan çıkaran ölüm, aynı anda, bütün bu ihtimalleri çoğaltarak, hepsinin üstesinden gelebilecek bir güç ve yetenekle birlikte yaşayanların tasavvurlarında ölüye iade etmiş gibidir. Ona yakıştırdığımız rolü, yaşasaydı gerçekleştiremezdi kuşkusuz. Yine de, “onu bütün bunları yapmaktan alıkoyan tek şey” diye düşünürüz, “zamanın onun için tükenmiş olmasıdır.”

    Bu basit iyi niyet ifadesinin altında, hayat tarzımızı belirleyen temel bir yanılgı gizlidir: Ölümün inkârı.

    Yaşadığımız şehirler ölümü inkâr etmektedir. Oturduğumuz evler, kullandığımız eşyalar ölümü hatırlatmazlar. Ölümsüzlüğün sahte bir biçimidir dolaşımda olan. Ölümden sonraki ebedî hayatın habercisi olan ölümsüzlük isteği, şimdi yanlış bir hayatın ideolojisine hizmet ediyordur. Ölüm, plânlarımıza dahil etmediğimiz şeydir. Hiç ölmeyecek gibi yaşamakta ustalaşmışızdır. Daha çok şeye sahip olmak için daha çok çalışmamız gerektiğine sarsılmaz bir inancımız vardır. Vakti nakitle eşitleyen bu fazlasıyla dünyevî anlayışa uygun davrandığımız sürece, dolu dolu yaşadığımızdan en ufak bir şüphe duymayız. Pratik çıkarlarımızla uyuşmayan her faaliyeti zaman kaybı gibi görmeye eğilimliyizdir. Aksini savunmak aptallıkla suçlanmamıza yeter.

    Yine de kendimizi aptallaştırmaktansa, aptallıkla suçlanmayı göze almalı ve zaman öldürmenin, basit bir can sıkıntısı karşısında oyalanma yöntemi olmaktan ya da ‘getirisiz’ faaliyetleri adlandırmadan çok, ölümü inkâr üzerine kurulmuş hayat tarzının işleyişi olduğunu söylemeliyiz. Histeri düzeyinde tüketime dayalı bu hayat tarzı, reklam diline özgü abartılı renkliliğine, çeşitliliğine ve canlılığına rağmen, hakikat nazarında, herşeyi zaman öldürmenin aracına dönüştürmüştür. Çalışırken harcadığımız zaman ölüdür, dinlenmeye ayırdığımız zaman da… Yemek yerken, seyahat ederken, film seyrederken, alışveriş yaparken zaman öldürürüz. Her an, ebedî hayatı kazanmamız için sunulmuş imkânlarla gelir, ama onları öldürme hevesimiz hiç azalmaz. Dakikalar, saatler, günler… Ömrümüz ölü zamanlar mezarlığına dönmüştür.

    Başkalarının ölümünde keşfettiğimiz ‘zamansızlık’, düşüncesizce öldürdüğümüz zamanların hayaletsi dönüşüdür belki de. Bize kendi zamansız ölmümüzü haber veriyorlardır.

    Geçmiş hep yanımızdadır. Ama varlığı, Shakespeare’in eserlerinde rastladığımız, o haksız ve hunhar cinayetlere kurban gitmiş kişilerin, yaşayanları tedirgin eden huzursuz ruhlarını andırır. Geçmişle her yüzleşmemizde içimize çöken pişmanlığın bir anlamı olmalıdır: Ölümle sınandığında, yanlış bir hayatın bütün o parlak vaatleri saçmalaşır.

    Hayat Veren’in razı olacağı her niyet ve çabanın, iyi ve doğru yaşamanın yanısıra, öldürdüğümüz zamanları yeniden hayattar kılmanın imkanlarını da müjdelediğini anlamak hâlâ en hayatî meselemizdir.

    Sedat Turan

  • Kampçılıkta Kutup Yıldızının Bulunması

    Kampçılıkta Kutup Yıldızının Bulunması

    yildizKutup Yıldızının bulunması (Kuzeyin tespiti): Gök yüzünde belirgin yıldız gruplarından Büyük Ayı (Ursa Major) nın büyük kepçesi ile Kraliçe (Casiopera) yıldız grubunun W harfi şeklindeki yapısı kutup yıldızının bulunmasında bizlere yardımcı olur.
    Aslına bakarsanız Kutup yıldızı sönük bir yıldız sayılır. Parlaklığı 3 -4 kadir civarındadır. Ki şehir ışıkları altında seçilmesi bile zordur. (daha&helliip;)

  • Porsche 64

    Porsche 64

    porsche64

    Porsche 64, veya VW Aerocoupe, Type 64 ve Type 64K10, Porsche’nin ürettiği ilk otomobil sayılan araç.

    (daha&helliip;)

  • TEKNE PROJESİ VE HAZIRLIK

    TEKNE PROJESİ VE HAZIRLIK

    blank

    Teknelerin kağıt üzerindeki çizimleri teknik resim çizim kurallarına göre yapılır.Teknelerin şeklini kağıt üzerine dökmekte karşılaşılan en büyük sorun teknelerin yapısında hemen hemen hiç bir düz çizgi olmaması ve tekne gövdesinin neredeyse tamamen kıvrımlı formlardan oluşmasıdır.

    (daha&helliip;)

  • Yelken Seyirleri

    Yelken Seyirleri

    blank

    Rüzgarın yelkene ana yönlerden geliş açılarına göre ”seyir” terimi üretilmiştir.Yelkencilikte en genel olarak üç tip seyir vardır. Rüzgarı direkt olarak karşıdan alan yelkenlerimiz çalışamaz ve bu durumu engellemek için rüzgarı yelkene göre belirli küçük bir açıyla alarak yelkenlerimizi doldururuz. Yelkenli teknenin rüzgarın geliş yönüne göre rüzgara karşı gitme çabasına ORSA SEYRİ denir.

    (daha&helliip;)

  • Yelken tarihi

    Yelken tarihi

    blank

    Yelken tarihi, insanlığın gelişimiyle doğrudan orantılıdır.Bilimde gelişen insanoğlu, yelken ile denizleri keşfetmeye başladı. Rüzgarın bir kuvvet olduğunu ve kullanabileceğini anladıktan sonra ,yelkeni yaparak, günümüze kadar gelen bu önemli aracı kullanmış oldu. Tarihteki ilk yelkenin mısırlılar tarafından papirüs kağıdı kullanılarak yapılığı ve ilk Nil nehrinde denendiği biliniyor.

    (daha&helliip;)

  • 1972-80 Lancia Stratos

    1972-80 Lancia Stratos

    blank

     

    Önce rallilerde kazanmak, sonra yollarda kullanılmak üzere tasarlanmıştı…

     

    (daha&helliip;)