Yoluna Devam Et Trabzonlu

0
8

Enes ASLANTÜRK
Enes ASLANTÜRK

Trabzon ve yöresi sosyolojik açıdan incelendiğinde; çok yönlü, zeki, çevik ve sonuca gitmekte başarılı insanların yaşadığı bir yerleşke karşımıza çıkar.

Bir toplumbilimci gözüyle bakıldığında, kitaplar ve ansiklopediler oluşur, bu bölgeyle ilgili.Bölge insanı hemen hiçbir konuda geri kalmamıştır.Vatan savunmasından, ülkenin imar edilişine, din alanındaki ufku geniş din adamlarının çalışmalarından eğitime kadar hemen hemen tüm önemli konulara imza atmışlardır.

-Cumhuriyetimizin kuruluşunda daima ön saflarda gönüllü olmuşlar

-Ulu Önder Gazi Mustafa Paşa’nın Muhafız alayı Giresun uşaklarından oluşurken Trabzon uşakları ise maddi-manevi destekçi olmuşlar.

-Memleketimizin Cumhuriyet Dönemi inşasında, mimari alanda ülkenin bayındır hale gelişinde,alaylı usta kalfa ve müteahhitler harikulade yapılar kurmuşlar.

-Yörede yetişmiş din adamı alanında yapılan bir araştırma sonucu sadece Of ilçesinde yetişmiş din adamları kalın bir kitap oluşturmuştur.

Eğitim.sağlık,siyaset,askeri mülki idare vs alanlarında isimleri sayılamayacak kadar çok evladını yetiştirip bu güzel yurda armağan etmiştir.

Trabzon ’lu anneler evlatlarını adeta vatana adamışlardır.Onlar bana göre tabiri caizse ‘’VATAN ANALARIDIR’’.Yavrusunu öpeceği koklayacağı çağda gurbete gönderen bir anayı bizler anlatamayız.Onları ancak onlar anlatır.Eski yıllarda altı ayda bir gelen mektuplarda uşaklarının siluetini gözünde canlandırırdı analar.Mektuplar köyde yarım yamalak okuma bilen birine okutulurdu doyamazdı ana dinlemeye.Alır onu odasına götürür okşayıp koklayıp öperdi.Sonrada odada asılı Kuran kesesine koyardı.İşte böyle bu insanların geçmişi.O anneler ki, gözyaşlarını hep içine gömmüş yüreklerini taşlaştırmışlardı.

1900’lü yılların başında, daha doğrusu Birinci Dünya Savaşı ile başlamıştır Trabzon delikanlılarının çilesi.Trabzon delikanlıları mücadelelerini seferberlikte (1.Dünya Savaşında) başlatmışlardır.Genellikle Bayburt üzerinden Erzurum ve Kafkas cephesine, askere çağırılmışlar.Gözlerini kırpmadan bu vatan görevine koşmuşlar ancak sonuç çok vahim olmuş binlerce Karadeniz yiğidi kırıldı bu savaşta.Çok acı ağıtlar yakılmıştır bu evlatlara.Canlı bir kaynaktan aldığım bilgiye göre bir tanesi aynen şöyle idi;Olay Trabzon un Of ilçesine bağlı Geçitli Köyünde (Şimdiki Hayrat İlçesinin Köyü) meydana gelmiştir.Dört erkek çocuğunun birisi küçük ve hasta olduğu için bırakılmış, ancak üç erkek çocuğu Bayburt,Erzurum istikametine savaşa gönderilmiştir.Bu cefakar anne üç çocuğunun savaştan dönemeyişini şöyle dile getirmiştir.

‘’Nereyesunuz Arifim,Helilim, Şerifim, nereyesunuz?Size kıyan eller yok olsun !’’

Bu ananın Arif, Halil, Şerif isimli üç oğlu savaşa gidip dönmemişler, künyeleri de maalesef ulaşmamıştır.Köy büyüklerinden alınan bilgiye göre bir tanesi Erzurum’da yakılan bir camide şehadet mertebesine ulaşmıştır.

Bütün bu yaşananlardan sonra vatanımızın her tarafında olduğu gibi Trabzon ilinin tüm yerleşim bölümlerinde bir çok yetim,dul ve yaşlı perişan halde kalmıştır.

Yetimlik ve açlık, yeni yetişen nesli küçücük yaşlarda gurbet yollarına düşürmüş.12-13 yaşlarından itibaren erkek çocuklar Samsun, Bafra, Zonguldak, Adapazarı, İstanbul gibi illere, gurbete göç etmişlerdir.Daha sonraki yıllar İstanbul’a yoğunlaşan bu çalışkan insanlar, askerlik öncesi meslek sahibi olmuşlardır.Yirmili yaşlarda ise mesleklerinde yetişmiş elemanlar olarak ülke üretimine katkıda bulunmaya başlamışlardır.

Türk Milletinin kadını, erkeği, yaşlısı, genci bütün varlığı ile tek vücut olup kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ve Devletine yürekten bağlı olan Trabzon insanı, bu özelliğini icraatlarıyla doğrulamıştır.Kanının rengi olan bayrağına aşıktır, onu göklerde gördükçe şevklenir.Minarelerinde okunan ezanlar motivasyonunu günde beş kez yeniler.Türküleri oyunları son derece hareketli fıkır fıkırdır.Hüzünlü sözlerle dolu olan Karadeniz türküleri bile bu yörenin insanına horon oynatır.Bu olay oldukça ilginçtir.

Trabzonlu yada Trabzon kökenli olup İstanbul’da yaşayan ailelerin birçoğunun yaşam tarzları gıpta ile karşılanmaktadır.Son 60 yıl içinde İstanbul’a gelip yerleşenlerin yaşamlarının dejenere etmeden sürdürmeleri sosyolojik ve psikolojik anlamda örnek teşkil etmektedir.Bana göre yegane nedeni akrabalık bağlarını devam ettirmeleri, ata kültürüne sahip çıkmaları ,milli ve manevi değerlere bağlı kalarak, yaşamlarını sürdürmeleridir.

Anadolu’nun tüm yörelerinden İstanbul!a gelenlerin bu hassasiyetlere dikkat etmeleri tavsiye olunur.

Yazımı ülkemizin birliği, bağımsızlığı için canlarını vermiş olan tüm şehitlerimize ithaf ediyor ailelerine sabır ve  metanet diliyorum.

YOLUNA DEVAM ET TRABZONLU,

ÜLKENİN KIYMETİNİ BİL,

DEVLETİNİN EMRİNDE OL,

VATANINA MİNNETTAR OL,

BAYRAĞINI ÇOK SEV,

PEYGAMBER OCAĞINA LEKE GETİRME, ONUN DUALARLA OLUŞTURUP, ŞEHİT KANLARIYLA BU GÜNE DEK DİMDİK DURDUĞUNU UNUTMA,

BAĞIMSIZLIĞINA YAN BAKAN İÇTE VE DIŞTAKİ HAİNLERE GÖZ AÇTIRMA,

BİN YILLIK YURDUNA GÖZ DİKMİŞ KEM GÖZLEERE SAKIN HA FIRSAT VERME,

VE

ÇANAKKALE’DE, SAKARYA’DA, DUMLUPINAR’DA, ERZURUM’DA, SARIKAMIŞ’TA YATAN KÜNYESİ EVİNE ULAŞMAMIŞ DEDELERİNİ HİÇ UNUTMA,

HAKK’A GÜVEN, HAKTAN YANA OL!…

Saygılarımla

Enes ARSLANTÜRK
T.D.F Genel Başkan Danışmanı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.