Kâinatın, içinde gömülü bulunduğu metafizik hakikati idrak etmede yaşadığımız en büyük zorluk, yaradılışa içeriden bakıyor olmamızdır. Bizler zaman, uzay ve maddeyle kayıt altına alınamayan metafizik gerçekleri idrak etmeye çalışıyoruz; çünkü bütün düşüncelerimiz fizikî tecrübelerimize dayanıyor. Ömrünü kutuplarda geçirmiş, suyu hep buz olarak algılayıp mânâlandırmış bir insana, yıllar sonra buharı gösterseniz ve ‘Bu da sudur!’ deseniz, onu ikna etmekte elbette zorlanırsınız. (daha&helliip;)
Kategori: Sağlık
-
Peygamberimizin diş temizliği
Yapılan araştırmalara göre, ülkemizde yirmi yaşına gelen her yüz kişiden 89’unun dişleri çürük.
Okul çocuklarının yüzde 67’si diş fırçası kullanmamakta ve yılda her 4 kişiye sadece bir diş fırçası düşmektedir.
O kadar reklama, tanıtıma, eğitime ve teşvike rağmen diş temizliği ve bakımı maalesef istenen düzeye gelmiş değildir.
Zaruri bir ihtiyaç, bir sağlık ve bir temizlik olarak görülmediği için de bir alışkanlık haline gelmemiştir.Ayrıca sigara tüketiminin ileri boyutlara varması, özellikle gençler arasında çok yaygın olmasından dolayı da ağız ve diş bakımı hep ihmal edilmiştir.
Oysa diş temizliği ve ağız sağlığı üzerinde İslâmın ilk yıllarında bile üzerinde çokça durulan konulardan birisidir. (daha&helliip;) -

Siyah Çay Damar Sağlığını Koruyor
Yazın harareti gideren, kışın insanın içini ısıtan ve genellikle Türk insanının tercihi olan siyah çayın kalp hastalarında damar sağlığını koruduğu bilimsel olarak saptandı. Amerikan Kalp Derneği’nin “Circulation Journal” adlı yayın organında yer alan araştırmaya göre; daha önce kalp sağlığında olumlu etkisi belirlenen siyah çayda, siyah üzüm, greyfurt Suyu ve soğandaki flavonoid Maddesinin yüksek oranda bulunduğu kaydedildi.Flavonoidin, kötü kolesterolün (LDL) yol açtığı oksidasyon durumunu ve damar cidarlarının kalınlaşmasını önlediğini ifade eden uzmanlar, bu etkinin ancak çok miktarda flavonoid özü alınmasıyla kendini gösterdiğine dikkat çekti. Yapılan araştırmada, flavonoid maddesinin damarların iç zarında olumlu etkisi gözlendi. Damar içi zarı endOtel, tüm kan damarlarının içinde oluşuyor ve kan dolaşımını kontrol ediyor. Bu şekilde vücudun Dakika dakika değişen Oksijen ve kan dolaşım oranı kontrol edilirken, kan damarları egzersiz anında olduğu gibi gerektiğinde genişliyor ve dinlenmeye geçildiğinde normale dönüyor. Damar içi zarının Sağlıklı olması, kan damarı cidarlarında meydana gelen iltihaplanma ve kan pıhtılaşmasını önlüyor. Damar içi zarının sağlıklı olması sayesinde, kalp krizi ve inme riski azalıyor. Boston Üniversitesi Tıp Merkezi’nde yapılan araştırmada, deneklerin bir kısmına bir süre boyunca belirli miktarda çay, bir kısmına ise Su içirildi. Araştırma sonucunda, siyah çay içen kalp hastalarında damar içi zarı sağlığının düzelme gösterdiği gözlendi. Ancak siyah çay tüketenlerde yüksek tansiyon olasılığına dikkat çeken uzmanlar, buna çayın içinde bulunan kafeinin neden olduğunu belirtti. Siyah çay diş çürüklerine ve diğer ağız hastalıklarına yol açan bakterilere karşı da etkili oluyor. ABD’deki Illinois Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, siyah çayın içinde bulunan bileşimlerin ağızda diş çürüklerini ve Asit oluşturan bakterileri önlediğini ve bu bakterilerin üremesini durdurduğunu ortaya koydu. Siyah çayın etkisiyle, ağızdaki bakterilerin kümelenerek dişlere yapışması önleniyor ve dişlerde oluşan yabancı madde birikimi azalıyor. Daha önce de İsveçli araştırmacılar, siyah çayla ağız çalkalayanların, dişlerin üzerinde oluşan yabancı madde birikimini azalttıklarını belirlemişti
-
Kanserin İstenmeyen Dönüşü
Kanser çağımızın en önemli hastalıklarından biridir. Tedavisi bir hayli zor olan bu hastalık gelişen tıp teknolojisi ve yeni tedavi yöntemleriyle durdurulabilir. Fakat kimi zaman tedavi edilen kanserler yeniden nüksedebilirler. Bilimadamları ve doktorlar yıllardır bu durumun nedenini araştırmaktadırlar. Aradıkları cevabı bir laboratuvar faresi sayesinde bulan doktorlar hücrelerin kanserli olmadan önce bir tümör tarafından bozularak vücuda dağıldığını bulmuşlardır. Bozulan hücreler uyarılmayı geciktirerek yıllarca pasif bir şekilde beklerler ve daha sonra tümöre dönüşerek kansere sebep olurlar. (daha&helliip;) -

Tıptaki Gelişmeler İslâm’a Davet Ediyor
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hücrenin moleküler yapı ve işleyişindeki mekanizmaların keşfedilmeye başlanması, hem hastalıkların oluşma sebeplerini hem de sağlığı devam ettirebilmenin şartlarını daha iyi anlamamıza vesile oldu. Medyada artık ‘tıbbî başarıların, hızla gelişen ilim ve teknolojinin de yardımıyla hastalıkların tedavisine ve ortalama ömrün uzamasına büyük katkı sağlayacağı, 21. yüzyıl insanlarının çok daha sağlıklı olacağı’ yorumları yapılıyordu. Zîrâ yüz yıl önce en büyük ölüm sebebi olarak bilinen mikrobik hastalıklar, 1930’larda keşfedilip geliştirilen antibiyotiklerin kullanılmasıyla azaltılmış; toplu sakatlanmalara ve ölümlere yol açabilecek salgın hastalıkların önü alınmıştı. (daha&helliip;)


